Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/11008 E. 2015/18187 K. 17.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11008
KARAR NO : 2015/18187
KARAR TARİHİ : 17.11.2015

MAHKEMESİ : ERZURUM 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/01/2015
NUMARASI : 2014/230-2015/13

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesinde;davacının davalıdan dükkan satın aldığını,bu dükkanın satış bedeli olan 6.000 USD’yi davalının Yapı Kredi Bankası İstanbul Şehzadebaşı Şubesindeki hesabına 22.01.2003 tarihinde açıklama bölümünde “dükkan bedeli” olarak yazılmak suretiyle havale ettiğini,ancak davalının dükkan üzerinde haciz olduğundan tapu devrinin yapılamadığını söylediğini,davacının elinde düzenleme şeklinde satış vaadi sözleşmesi de olmadığından tapu iptal tescil davası açamadığı için bugüne kadar beklediğini,davalının tüm uğraşılara rağmen tapu devrinden kaçındığı ve oyalandığı kanaatine varan davacının ilgili paranın tahsili için Erzurum 4.İcra Müdürlüğü’nün 2011/6075 Esas sayılı dosyası üzerinden 10.596,66 USD’nin tahsili için icra takibi yaptığını,davalının 15.08.2011 tarihinde borcun zamanaşımına uğradığı iddiasıyla takibe itiraz ettiğini ve takibin durdurulmasına karar verildiğini belirterek,davalı tarafından Erzurum 4.İcra Müdürlüğü’nün 2011/6075 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde;davalıya göndermiş olduğu 6.000 USD’nin belirtildiği gibi dükkan bedeli değil,1996 yılından o güne kadar dükkanda kiracı olan davacının ödemesi gereken kira bedeli olduğunu,davacı ile davalı arasında bu dükkanın satışı ile ilgili olarak yapılan yazılı ya da sözlü hiçbir anlaşma olmadığını savunarak,davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde davanın reddine ilişkin verilen karar,Dairemizin 03.10.2013 tarih 2013/9449 Esas 2013/13902 Karar sayılı ilamı ile “…her ne kadar davacı vekiline yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış;davacı vekili bu hakkını kullanmayacağını beyan ettiğinden davanın reddi cihetine gidilmiş ise de;somut olayda ispat külfeti yer değiştirmiş olup,banka havalesi ile gönderilen paranın dükkan kirasına ilişkin olduğunu ispat ile mükellef taraf davalıdır.Kendisine ispat yükü düşmeyen tarafa yemin teklifi de yok hükmünde olup,hukuki sonuç doğurmaz.Mahkemece,ispat külfeti kendisine düşen davalıya iddiasını doğrulayan delillerini sunması için mehil verilmesi,savunmasını
ispat etme imkanı tanınması gerektiği…” belirtilerek bozulmuş,mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde ise,davanın kısmen kabulü ile,Erzurum 4.İcra Dairesi’nin 2011/6075 Esas sayılı dosyasında asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı 10.338,56 Amerikan Doları olacak şekilde ve bu alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak kaydıyla takibin devamına karar verilmiş,hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delilerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Temerrüt, ya bir ihtar ile ya da dava açılması suretiyle gerçekleşir. (TBK m. 117; BK m.101)
Sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre borçludan faiz talep edilebilmesi için zenginleşenin bir ihtar ile ya da aleyhine bir takip ya da dava açılmak suretiyle temerrüde düşürülmesi gerekir. Borçlunun temerrüdü, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmişse bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. İade talebinde bulunulmadan temerrüt faizi işlemez.
Somut olayda ;davaya konu Erzurum 4.İcra Müdürlüğü’nün 2011/6075 Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde alacaklısının davacı Alparslan İbişoğlu,borçlusunun davalı Ş.. E.. olduğu,takip tarihinin 02.08.2011 tarihi olup,takibe konu alacak miktarının ise 6.000 USD asıl alacak,4.596,66 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 10.596,66 USD’ye ilişkin olduğu,ödeme emrinin borçluya 10.08.2011 tarihinde tebliğ edilip,borçlu vekilinin süresi içinde 15.08.2011 tarihinde borca itiraz ettiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece her ne kadar takibe konu asıl alacak ve faiz toplamı olan 10.338,56 Amerikan Doları olan alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiş ise de,icra takip tarihi olan 02.08.2011 tarihi öncesinde davalı borçlunun temerrüde düşürülmediği anlaşılmakla, birikmiş faize hükmedilmesi doğru görülmemiş,bozmayı gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.