YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/12016
KARAR NO : 2015/29693
KARAR TARİHİ : 22.05.2015
Tehdit suçundan sanık.., 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/2-a maddesi gereğince 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/6. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına dair, … Asliye Ceza Mahkemesinin 25/10/2011 tarihli ve 2011/351 esas, 2011/616 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde suç işlediğinden bahisle 5271 sayılı Kanun’un 231/11. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasına ve mahkûmiyet hükmünün 5237 sayılı Kanun’un 51/1. maddesi gereğince ertelenmesine ilişkin, aynı Mahkemenin 11/11/2014 tarihli ve 2014/395 esas, 2014/512 karar sayılı kararının, … Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.04.2015 gün ve 116336 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında: “Dosya kapsamına göre; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. fıkrasında yer alan “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, mahkemece sanığın celp edilmesi, varsa diyecekleri sorulup, anılan fıkra uyarınca değerlendirme yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde hükmün açıklanmasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Tehdit suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonucunda, … Asliye Ceza Mahkemesinin 25/10/2011 tarihli kararı ile 2 yıl hapis cezası verilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, kararın kesinleşmesinden sonra sanığın deneme süresi içerisinde, 03/11/2013 tarihinde silahla tehdit ve yaralama suçlarını işlemesi nedeniyle,… Asliye Ceza Mahkemesinin 19/06/2014 tarihli kararı ile mahkumiyetine karar verildiği, kararın 27/06/2014 tarihinde kesinleşmesi üzerine ihbarda bulunulduğu, mahkemesince ihbar üzerine duruşma açıldığı ancak sanığın savunması alınmadan, 11.11.2014 tarihli ek karar ile hükmün açıklanmasına karar verildiği, kesinleşen bu kararın Kanun yararına bozma konusu yapıldığı anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Açıklanması geri bırakılan hükümle ilgili olarak, deneme süresi içerisinde suç işlenmesi nedeniyle savunma alınmadan verilen hükmün açıklanmasına ilişkin kararın, hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın “hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlığını taşıyan 231. maddesinin 1. fıkrasında “Duruşma sonunda, 232. maddede belirtilen esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak, gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır.” 2. fıkrasında “Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir.” 4. fıkrasında “Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.” hükümleri yer almaktadır.
İncelenen dosyada, Yerel Mahkemenin 25/10/2011 tarihli kararı ile sanığa tehdit suçundan 2 yıl hapis cezası verilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın beş yıllık denetim süresi sona ermeden 03/11/2013 tarihinde silahla tehdit ve yaralama suçlarını işlediği ve bu suçtan kurulan mahkumiyet hükmü kesinleştiğinde mahkemesine ihbar yazısı gönderildiği görülmektedir.
İhbar yazısı üzerine … Asliye Ceza Mahkemesince, CMK’nın 231/11. maddesi uyarınca duruşma açılmasına ve sanığın meşruhatlı davetiye ile mahkemeye çağrılmasına dair tensip kararı verildiği, ancak numara itibariyle hatalı adrese çıkarılan tebligatın iadesi üzerine, savunma alınmadan önceki mahkumiyet hükmünün açıklanmasına karar verilmiştir.
Sanığa ait mahkumiyet kararının açıklandığı 11.11.2014 tarihinden itibaren hukuki sonuç doğurmaya başlayacağı için, açıklanması yönünden CMK’nın 231/1-4 maddesinde öngörülen yönteme bağlıdır. Deneme süresi içerisinde suç işlenmiş olması nedeniyle yeniden duruşma açılmasının amacı, oluşan yeni durum karşısında duruşma açıldığından ve yargılamaya devam olunduğundan sanığın bir şekilde haberdar edilmesini ve bu şekilde savunma hakkını kullanmasını sağlamaya yöneliktir.
Bununla birlikte, duruşmanın usulüne uygun olarak sanığa bildirilmesine karşın duruşmaya katılmaması halinde, önceki savunması ile yetinilerek, hüküm kurulabilecektir.
Mahkemece, sanığın 25/10/2011 tarihli ifadesinde bildirdiği en son adresine duruşma tebligatı yapılmak istenmiş, ancak bina numarasının hatalı yazılması üzerine, tebligat mazbatası sanığın tanınmadığı şerhi düşülerek iade edilmiştir. Bu nedenle öncelikle savunmada bildirilen en son adrese duruşma tebligatının yapılması, burada bulunamaması halinde MERNİS adresine tebligat yapılarak duruşmadan haberdar edilmesinin sağlanması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırıdır.
Ayrıca hüküm niteliğine sahip olan yeni kararın, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 232. maddesinde düzenlenen hüküm fıkrasında bulunması zorunlu unsurları taşıması, bünyesinde noksan husus bırakmaması ve infaz sırasında karışıklığa meydan vermemesi gerekir. Bu nedenle yeni bir hüküm kurulmaksızın, “önceki hükmün açıklanmasına” şeklinde verilen karar da hukuka aykırıdır.
IV- Sonuç ve Karar:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Tehdit suçundan sanık … hakkında, … Asliye Ceza Mahkemesinin 11/11/2014 tarihli ve 2014/395 esas, 2014/512 karar sayılı kararının, CMK’nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA,
2- Savunma hakkının kısıtlanmasıyla ilgili bozma nedenine göre, anılan Kanun maddesinin 4/b fıkrası gereğince, mahkemesince yeniden yargılama yapılarak hüküm kurulmasına,22.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.