Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2013/15792 E. 2015/29345 K. 20.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15792
KARAR NO : 2015/29345
KARAR TARİHİ : 20.05.2015

MAHKEMESİ : Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, hakaret

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, hakaret suçlarında TCK’nın 43. maddesi gereğince zincirleme suç hükümleri uygulanmayıp, ayrı ayrı hüküm kurulması nedeniyle kanun yararına bozma yoluna gidilebileceğinden bozma yapılmayarak, dosya görüşüldü:
1-Hakaret suçlarına ilişkin kararlarda öngörülen cezaların nitelik ve niceliğine göre, karar tarihi itibariyle hükümlerin temyiz edilemez olduğu anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca sanık …’un tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE,
2-Tehdit suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince,
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen tehdit eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın yasal bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından sanık …’un ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 20/05/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY:

TCK’nın 106/1. Maddesinde “Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişinin,cezalandırılması öngörülmüş,bir kimsenin malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratılacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, cezaya hükmolunması benimsenmiştir.
Bir kimseye “seni burada yaşatmam, sana burada yaşama hakkı vermiyorum, burada artık gün yüzü göremezsin, bu evde artık yaşayamazsın” gibi ifadeler, failin, mağdurun “hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle” değil, sözünü ettiği mekan ya da yerde onun yaşamasına izin vermeyeceği, kendisine türü de belli olmayan bir kötülük edeceğinden, zorluk çıkaracağından bahisle tehdit eylemini işlediği anlamına gelir.
Zira fail, mağdurun artık söz konusu yerde yaşayamayacağını ifade ettiğine göre, bu sözlerin, “bir başka yerde yaşamaya devam ettiğinde, oradan ayrıldığında, kendisine görünmediğinde, ona bir kötülükte bulunmayacağını belirtme olarak da anlaşılması gerekecektir. Ancak bir mekan ya da yerde yaşatmayacağını söylemenin, kişiyi orada barındırmama, ona rahat vermeme, haklarının kullanılmasına engel olma, yüzünü görmek istememe gibi anlamlara gelmesi mümkün ise de, mağduru “öldüreceğini söylemek” olarak anlaşılması hiçbir şekilde olanaklı bulunmamaktadır.
Bu nedenlerle inceleme konusu dosyada sanığın, seni bu memlekette yaşatırsam benim a.. koysunlar, beni s.. etsinler” türü ifadelerle tehdidi, TCK’nın 106. maddesinde öngörülen, kişinin “hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit” değil, 1. Fıkranın ikinci cümlesindeki, mağdur orada yaşamaya devam ettiğinde nasıl bir kötülükle karşılaşacağının önceden kestirilemediği, sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehdit olarak anlaşılması gerekir düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun TCK’nın 106/1. maddesinin 1. Cümlesi uyarınca verilen mahkumiyet kararının onanması kanaatine katılamıyorum.

KARŞI OY:

.. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından verilen ve sanık tarafından temyiz edilmek suretiyle dairemize temyiz incelemesi için gelen dosyanın incelenmesinde;
Sanığın katılana yönelik olarak “seni bu memlekette yaşatırsam s….. sinler” şeklindeki sözleri nedeniyle TCK 106/1-1 cümle uyarınca mahkumiyetine karar verildiği, sayın çoğunluğun da bu hükmün usul ve yasaya uygun bulunması nedeniyle onanması gerektiği şeklindeki kararına katılmıyorum.
Şöyle ki;
Sanığın katılana yönelik olarak “seni bu memlekette yaşatırsam s….sinler” şeklindeki sözlerinde 5271 sayılı TCK nun 106/1 1. cümlesinde düzenlenen……bir başkasını kendisinin veya yakınlarının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelmiş kesin nitelikte bir saldırı yoktur. Bu memlekette yaşatırsam sözü halk arasında “barındırırsam, seni buralarda görürsem, sen bu mahallede oturursan, buralarda gezmeye devam edebilirsen…” gibi sair bir kötülük eylemi içeren bir söz olarak kullanılmaktadır.
Zaten dairemizin bir çok kararında da bu sözlerin TCK 106/1 son kapsamında değerlendirildiği ve bu yönde kararlar verildiği gözlemlenmiştir.
Dosyamızda sanığın söylediği tartışmasız olan bu sözlerde hiç bir duraksamaya yer vermeyecek şekilde katılanın vücut ve hayatına yöneldiği belirlenen bir saldırı var diyemiyeceğimizden dolayı sanık hakkında TCK 106/1 son cümlesi gereğince ceza verilmesi gerektiği, bu nedenle de ilk derece mahkemesinin hükmünün hatalı olup bu yönden bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne muhalif olduğumu saygılarımla bildiririm. 20.05.2015