YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/39617
KARAR NO : 2015/29595
KARAR TARİHİ : 21.05.2015
Tehdit suçundan şüpheli Avukat…. hakkında son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair .. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/04/2014 tarihli ve 2014/78 esas, 2014/163 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin …Ağır Ceza Mahkemesinin 16/05/2014 tarihli ve 2014/593 değişik iş sayılı kararınının,…Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05/09/2014 gün ve 300857 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, … Barosunda kayıtlı avukat olan sanığın, müşteki .. aleyhinde Samsun 8. İcra Müdürlüğünün 2011/485 esas sayılı dosyasında başlattığı icra takibine konu borç ile ilgili olarak; müştekinin; sanığın kendisini çeşitli defalar telefonla arayarak tehdit ettiğini beyan ettiği, tanık ..’ın; sanığın müştekiye karşı “oraya geleceğim, hepinizi kaldıracağım”şeklinde cümleler sarfettiğini beyan ettiği, tanık ..’in; sanığın “… geleceğim, evinizi eşyalarınızı kaldıracağım, sizi … rezil edeceğim evinizi başınıza yıkacağım” şeklinde sözler sarfettiğini beyan ettiği, Tanık …., sanığın oğluna hitaben “şikâyetini geri çek yoksa evini boşaltırım seni mahvederim” şeklinde sözler sarfettiğini beyan ettiği, tanık … sanığın eşine hitaben “şikâyetini geri çek, yoksa evini boşaltırım, mahvederim seni, hapse attırırım.” şeklinde sözler sarfettiğini beyan ettiği nazara alındığında, mevcut delillerin son soruşturmanın açılması için yeterli olduğu, delillerin takdir ve değerlendirilmesinin de son soruşturma aşamasında davayı görecek olan mahkemesine ait bulunduğu gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Şüpheli Avukat …. hakkında, alacaklı vekili sıfatıyla takip ettiği müşteki ..aleyhinde… 8. İcra Müdürlüğünün 2011/485 esas sayılı dosyasında başlattığı icra takibine ilişkin dosyasında, başlattığı icra takibine konu borç ile ilgili olarak müştekinin sanığın kendisini çeşitli defalar telefonla arayarak tehdit ettiği iddiasıyla yapılan soruşturma sonucunda, … Cumhuriyet Başsavcılığı’nca düzenlenen iddianameyi inceleyen … Ağır Ceza Mahkemesinin 15/04/2014 tarihli ve 2014/78 esas, 2014/163 sayılı isnad edilen suçun işlendiğine dair dava açılmasını haklı ve gerekli kılan yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair karar verildiği, bu karara yönelik … Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yapılan itiraz üzerine … Ağır Ceza Mahkemesinin 16/05/2014 tarihli ve 2014/593 değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine yönelik verilen bu karar aleyhine kanun yararına bozma talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Tehdit suçundan şüpheli avukat hakkında yapılan soruşturma sonucunda, son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına ilişkin tesis edilen merci kararının, hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 58/1. maddesinde; “Avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılır.” Aynı Kanun’un 59. maddesinde ise; “58 inci maddeye göre yapılan soruşturmaya ait dosya … Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi olunur. İnceleme sonunda kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına gönderilir.
Cumhuriyet Savcısı beş gün içinde, iddianamesini düzenliyerek dosyayı son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verir….Haklarında son soruşturmanın açılmasına karar verilen avukatların duruşmaları, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde yapılır…” hükümleri yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen kanun hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, kanun koyucu avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı yapılacak soruşturmalarda genel usulden farklı olarak özel düzenlemeler getirmiştir. Buna göre kovuşturma izni üzerine düzenlenen iddianameyi inceleyen Ağır Ceza Mahkemesi, dosyadaki delilleri değerlendirerek son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verecektir. Bu düzenleme isnad edilen suçla ilgili yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte delil bulunup bulunmadığının belirlenmesi hususunda mahkemenin takdir yetkisinin olduğunu göstermektedir.
İncelenen dosyada; Şüpheli Avukat … hakkında, alacaklı vekili sıfatıyla takip ettiği … 8. İcra Müdürlüğünün 2011/485 esas sayılı dosyası bulunduğu, başlattığı icra takibinde takip borçlusu olan müşteki .. ile icra takibine konu edilen borçla ilgili olarak yapılan görüşmeler sırasında, müşteki ..’i “borcunuzu ödemezseniz sizi … rezil edeceğim, evinizi boşaltıp başınıza yıkacağım” şeklinde sözlerle tehdit ettiği iddiasıyla düzenlenen iddianameyi inceleyen … Ağır Ceza Mahkemesi’nce, “ sanığın avukatlık mesleğinin gereğini yaptığı, mesleğin gereğini yaparken müştekiyi tehdit ettiğine ilişkin soyut iddia dışında delil bulunmadığı, suçlamayı hertürlü şüpheden uzak, kesin ve somut delillerle ispat edilmediği” gerekçesiyle son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair karar verilmiştir. Bu karara … Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yapılan itiraz sonrasında … Ağır Ceza Mahkemesi’nin 16/05/2014 tarihli ve 2014/593 değişik iş sayılı kararı ile “bir kısım tanıkların müştekinin yakını olduğu, tanıklar .. ve ..’in sonradan üretilmesi, yanlı ve taraflı olduklarından bu beyanlara itibar edilemeyeceği, sanığın atılı suçu işlediğine dair somut delil bulunmadığı, dosya içinde yer alan tanık beyanı, diğer bilgi ve beyanlardan atılı eylemin işlendiğinin sabit olmadığı ve … Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen kararın yerinde olduğu” gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
İnceleme konusu merci kararında, maddi olayın oluşa uygun olarak gerekçeye yansıtıldığı, bu olaya ilişkin dosya içerisinde yer alan tüm kanıtların hukuka uygun olarak tartışılarak, kovuşturma açılmasını gerektirir nitelikte delil olmadığına dair vicdani kanaate ulaşıldığından, anılan kararın kanun yararına bozulmasına ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, CMK’nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, 21/05/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Karşı Oy:
“Kamu davasının açılması” başlığını taşıyan CMK’nın 170/2 maddesinde “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü yer almaktadır.
Avukatların görev nedeniyle işledikleri suçlara ilişkin 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 58/1 maddesinde “Avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma,… Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılır…”
“Kovuşturma izni, son soruşturmanın açılması kararı ve duruşmanın yapılacağı mahkeme” başlıklı 59 maddesinde ise;
“58 inci maddeye göre yapılan soruşturmaya ait dosya… Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi olunur. İnceleme sonunda kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına gönderilir.
Cumhuriyet Savcısı beş gün içinde, iddianamesini düzenleyerek dosyayı son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verir” hükmü yer almaktadır.
“Son soruşturmanın açılması kararı”, dava açan bir usul işlemi olma niteliğinden dolayı uygulamada iddianame gibi değerlendirilmektedir. Zira, 1136 sayılı Kanunun 59. Maddesi gereğince düzenlenen iddianame, CMK’nın 170. Maddesinde ifade edildiği gibi dava açan belge değil, son soruşturma kararını verecek olan mahkemeye delilleri takdir için sunulan bir belge niteliğindedir. Bu iddianame ile kamu davası açılmış sayılmamakta, dava açan belge son soruşturmanın açılması kararı olmaktadır.
Görevli ağır ceza mahkemesi, soruşturma sonunda toplanan ve iddianame ile ileri sürülen delilleri, CMK’nın 170/2. Maddesinde olduğu gibi, suç konusunda dava açmaya yeterli şüphe bulunup bulunmadığı noktasında değerlendirecek, deliller suçun işlendiği hususunda kamu davası açmaya yeterli şüphe oluşturuyorsa son soruşturmanın açılması kararı verecektir. Ancak son soruşturmanın açılması kararını veren mahkeme bir yargılama makamı olmadığından ve yargılama da yapmadığından vereceği karardaki takdirini delilerin ve kastın tartışılması, suçun sübutu ya da oluşmadığı aşamasına vardırmayacaktır.
Avukat olan sanık hakkında tehdit suçuna ilişkin düzenlenen iddianamede, delillerin toplanması, değerlendirilmesi, nitelenmesi C. Savcısı tarafından yapılacak ise de, Savcının bu konudaki değerlendirme ve nitelemesi, CMK’nın 170/2. maddesinde belirtildiği üzere ancak, delillerin kamu davasını açma ve suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturup oluşturmadığı noktasında olmalıdır.
Delillerin değerlendirilmesi, tartışılması ve kastın saptanmasının yargılamayı yapacak mahkemenin görevi olduğu; nitekim C. Savcısının dava açma görevini düzenleyen 5271 sayılı CMK’nın 170. maddesi hükmüne göre, suçun işlendiği hususunda “yeterli şüphe oluşturacak delil” bulunmasının, savcının dava açan iddianamenin düzenlenmesi ve iddianame niteliğinde olan son soruşturmanın açılması kararının verilmesi için gerekli bir neden ve zorunlu koşul olduğu da açıktır.
4. Ceza Dairesinin bu konudaki yerleşik içtihadı bir çok kararında bu yönde olmuştur. Dairemizin 24.11.2010, tarih 19051/19333 sayılı, 24.03.2010 tarih, 2009/22925, 2010/5122 sayılı, 24.11.2009, tarih,25293/19520 sayılı kararları örnek niteliğindedir.
Yerleşik tüm kararlarında ve bunlardan 24.11.2009, tarih,25293/19520 sayılı kararda 4.Ceza Dairesi, “Kamu davasının açılması başlığını taşıyan C.Y.Yasasının 170/2 maddesinde “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü yer almaktadır. Son soruşturmanın açılması kararı, dava açan bir usul işlemi olma niteliğinden ötürü uygulamada iddianame gibi değerlendirilmektedir. Buna göre, soruşturma sonunda toplanan deliller suçun işlendiği hususunda kamu davası açmaya yeterli şüphe oluşturuyorsa son soruşturmanın açılması kararı verilmelidir.” biçiminde düşüncesini açıkça ifade etmiştir.
Şüpheli avukatın tehdit suçuna ilişkin delillerin toplanması, değerlendirilmesi, nitelenmesi, tartışılması ve kastın saptanmasının yargılamayı yapacak mahkemenin görevi olduğu; nitekim C. Savcısının dava açma görevini düzenleyen 5271 sayılı CMK’nın 170. maddesi hükmüne göre, suçun işlendiği hususunda “yeterli şüphe oluşturacak delil” bulunmasının, savcının dava açan iddianamenin düzenlenmesi ve iddianame niteliğinde olan son soruşturmanın açılması kararının verilmesi için gerekli bir neden ve zorunlu koşul olduğu, inceleme konusu dosyada, suça ilişkin tartışmayı gerektiren tanıklar bulunduğu, bunların yanlı veya beyanlarına itibar edilip edilemeyeceğinin ya da suçun sübuta erip ermediğinin yargılamayı yapacak mahkemenin görevi olduğu, “son soruşturmanın kararı ya da buna yer olmadığı kararı veren … Ağır ceza mahkemesinin görevinin “kamu davasını açan son soruşturma kararı için “yeterli şüphe oluşturacak delil” bulunup bulunmadığının saptanması ile sınırlı bulunduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
… Ağır Ceza Mahkemesinin itirazın reddine ilişkin kararı da, son soruşturmanın açılması için dava açmaya yeterli şüphe bulunup bulunmadığı hususunda olmalıdır. Merci mahkemenin incelemesi yargılama yapan mahkeme gibi “ bir kısım tanıkların müştekinin yakını olup olmadığı veya bunların beyanlarına itibar edilip edilemeyeceği, suçun işlendiğine ilişkin delil bulunup bulunmadığına veya suçun sübutuna ilişkin değil, “delillerin dava açmaya yeter şüphe oluşturup oluşturmadığına” yönelik bir değerlendirmeyi içermesi ve bununla sınırlı olması gerekmektedir.
Bunun yanında Dairemizin incelemesinin de, son soruşturmanın açılmasına yer olmadığı kararını itiraz üzerine inceleyen Merciin kararını, dava açmaya ilişkin şüphe oluşturan yeterli delil bulunup bulunmadığı hususuyla sınırlı olabileceği, merci kararının bir yargılama ve hüküm mahkemesinin kararı ve hükmü gibi incelenip temyiz incelemesi sonucunda verilen karar gibi bir sonuç değerlendirmesi yapılamayacağını düşündüğümden, “tüm kanıtların hukuka uygun olarak tartışıldığı, kovuşturma açılmasını gerektirir nitelikte delil olmadığına dair vicdani kanaat oluştuğu” gerekçesine dayanan sayın çoğunluğun Kanun Yararına Bozma isteğinin reddine ilişkin kanaatine katılamıyorum.