YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9134
KARAR NO : 2015/13771
KARAR TARİHİ : 09.09.2015
MAHKEMESİ : İZMİR 12. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/09/2014
NUMARASI : 2014/245-2014/544
Taraflar arasındaki yardım nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin seksen yaşında olduğunu, hiçbir gelirinin bulunmadığını, keza yanında kalmakta olduğu kızlarının da bakmakla yükümlü olduğu kocası ve çocuğunun olduğunu, kirada oturduğunu, bu nedenle çocukları olan davalıların her birinden aylık 300’er TL yardım nafakasının alınarak tarafına verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan E.. A.. cevap dilekçesinde; davayı kabul etmediğini, kendisinin emekli olduğunu, 1.050 TL emekli maaşı aldığını, bakmakla yükümlü olduğu eşi ve çocukları olduğundan bahisle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm davalıların ibraz ettiği cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, babaları ile ilgilendiklerini, ayrıca davacı tarafın her bir kişiden ayrı ayrı talep ettiği miktarın kendilerini zor durumda bırakacak bir miktar olduğunu, bu durumun hakkaniyete aykırı olduğundan bahisle açılan davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile dava tarihinden itibaren her bir davalıdan aylık 100’er TL yardım nafakasının alınarak, davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, yardım nafakası talebine ilişkindir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, ilk derece yargılamasını aşamalara ayırmıştır. Bu aşamalar:
a)Dilekçelerin karşılıklı verilmesi,
b)Ön inceleme,
c)Tahkikat,
d)Sözlü yargılama,
e)Hüküm
olmak üzere beş aşamadan oluşmaktadır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunun “Dördüncü Bölüm’ünde düzenlenen ön inceleme aşamasının amacı, tahkikat aşamasına geçmeden önce gerekli hazırlıkların yapılması, bu suretle gerek mahkeme gerekse de tarafların davaya tam bir hakimiyet ile davanın uzamasına sebep olacak nedenlerden arınmış olarak tahkikat aşamasına geçmesini sağlamaktır (P./A./Ö., s.375-376; Ermenek, İbrahim: “Hukuk Muhakemeleri Kanununa Göre Ön inceleme”, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 2, S. 1, Y. 2011, s. 145-146). Gerçekten konuyla ilgili düzenlemelere göz atıldığında, 6100 sayılı HMK’nun 137.maddesinde, ön incelemenin kapsamı; 138.maddesinde ön inceleme aşamasında dosya üzerinden dava şartları ve ilk itirazlar hakkında verilecek kararlar; 139.maddesinde ön inceleme duruşmasına davet ve 140.maddesinde yapılması zorunlu olan ön inceleme duruşması düzenlenmiştir.
Düzenlemelere daha yakından bakıldığında; 6100 sayılı HMK ön incelemenin kapsamı başlıklı 137.maddesinde; dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılacağı, 138.madde dikkate alınarak, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verileceği, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında gerektiği takdirde mahkeme kararını vermeden önce, bu konuda tarafları ön inceleme duruşmasında dinleyebileceği, ön inceleme duruşmasında tarafların iddia ve savunmaları kapsamında, uyuşmazlık konularını tam olarak belirleyebileceği, hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapacağı, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda, onları sulhe veya arabuluculuğa teşvik edeceği ve bu hususların tutanağa geçirileceği belirtilmiştir. Ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar ile sınırlı olmak üzere tanık dinleme, belge inceleme, bilirkişi görüş alma, keşif yapma ve yemin teklif etme gibi işlemlerin yapılması öngörülmektedir.
Ön inceleme aşamasında yapılacak işlemler değerlendirildiğinde; ön incelemenin efektif bir tahkikatın ön şartı olarak kabul edildiği söylenebilir (Ermenek, s. 146). Nitekim, HMK m,137/2’de “ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemeyeceği ve tahkikat için duruşma günü verilemeyeceği” düzenlenmiştir. Bu düzenleme emredici nitelikte bir düzenlemedir. Gereksiz duruşmalara ilişkin uygulamadaki eski alışkanlıkların devam etmesinin kesin olarak önüne geçilmesi amacıyla Kanun koyucu, ön inceleme aşaması tamamlanmadan ve bu aşamada alınması gereken kararlar alınmadan tahkikat aşamasına geçilmesini ve tahkikat için duruşma günü belirlenmesini kesin bir ifade ile yasaklamıştır (P./ A./Ö., s.375-376).
Bu açıklamalar nazara alındığında; somut olayda, mahkemece taraflara tensip tutanağının dava dilekçesi ile birlikte tebliğ edildiği, fakat taraflara duruşma gününün bildirilmediği, ön inceleme duruşması yapılmadan dosyanın karara bağlandığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, HMK’da yer alan yasal düzenlemeler gereğince ilk celse ön inceleme duruşması olarak yapılmamış ve ön inceleme duruşmasında uygulanması gereken; “tarafların anlaştıkları ve anlaşmadıkları hususların tespit edilmesi”, “tarafların iddia ve savunmalarının belirtilmesi”, “taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için 2 haftalık kesin süre verilmesi” yönündeki düzenlemeler uygulanmaksızın, dosya üzerinden dosyanın esası hakkında hüküm kurulmuştur.
O halde, mahkemece yapılacak iş; yukarıda belirtilen esaslar ışığında ön inceleme duruşması için bir gün belirleyerek tarafları davet etmek ardından duruşmada HMK 140 ve devamı maddelerini uygulayarak ön incelemeyi usulüne uygun şekilde tamamlayarak tahkikat aşmasına geçmek ve bu şekilde yargılamayı bitirmektir. Fakat tüm bu hususlar göz ardı edilerek tarafların yokluğunda ve HMK’da belirtilen usuller yerine getirilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Bozma nedenine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.