YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/21426
KARAR NO : 2015/6177
KARAR TARİHİ : 31.03.2015
MAHKEMESİ : Bursa 4. Aile Mahkemesi
TARİHİ : 29/05/2014
ESAS-KARAR NO : 2013/537-2014/448
Taraflar arasındaki “boşanma” davalarının birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı-davacı erkek tarafından, kusur belirlemesi ve nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 123.60 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 31.03.2015 (Salı)
KARŞI OY YAZISI
Davacı dava dilekçesinde, eşi ile sürekli kavga ettiklerini, eşinin kumar oynadığını, birlik görevlerini yerine getirmediğini, 3 yıldır ayrı yaşadıklarını iddia etmiş, boşanma ve yoksulluk nafakası talebinde bulunmuştur. Ancak bu iddialarını ispata yarayacak hiçbir delil bildirmediği gibi, tanık deliline de dayanmamıştır.
…/…
Davacı cevaba cevap da vermemiştir. 28.01.2014 tarihli ön inceleme duruşmasında mahkemece, taraflara tüm delillerini, tanıklarının isim ve adreslerini bildirmeleri için iki hafta kesin süre verilmiş, sonuçları da hatırlatılmıştır. Davacı, bu iki haftalık kesin sürede de tanıklarının isim ve adreslerini bildirmemiş, mahkemece belirlenen giderleri yatırmamış, 07.03.2014 günlü duruşmada tanıklarının hazır olduğunu belirterek, dinlenilmelerini talep etmiştir.
Davalı vekilinin, süresinde bildirilmeyen tanıkların dinlenilmesine muvafakat etmediğini bildirmesine rağmen, davalı tanıkları dinlenilmiş, mahkemece davacının davasının kabulü ile tarafların boşanmasına, 200,00 TL tedbir ve iştirak nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 119. maddesinde dava dilekçesinde bulunması gereken hususlar tek tek sayılmıştır. 119. maddenin (1). fıkrasının e bendinde “davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerinin”, f bendinde ise, “iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin” belirtilmesi gerektiği düzenlenmiştir.
Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur (HMK madde 194).
194. madde gerekçesinde “Özellikle taraflarca hazırlama ilkesinin geçerli olduğu davalarda, mahkemenin yargılamayı doğru yürütebilmesi ve makul bir sürede karar verebilmesi için, delillerin vakıalarla bağlantısı kurularak mahkeme önüne getirilmiş olması gerekir. Bu da tarafların dayandıkları delilleri ve her bir delilin hangi vakıanın ispatı için kullanılacağını belirtmeleriyle mümkündür” denilmektedir.
Mahkeme ön incelemede; tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapar. (HMK madde 137) Ön inceleme duruşmasında, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir. Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir. (HMK madde 140/5)
İlgili fıkranın gerekçesi; “Taraflar, delil olarak dayandıkları belgeleri dilekçelerine ekleyerek vermek ya da başka yerden getirilecekse, bunu belirtmek zorundadırlar. Şayet taraflar, bu konuda yapmaları gereken işlemleri eksik bırakmışlarsa, tahkikata başlamadan önce, taraflara son kez kısa bir süre verilerek bu eksiklikleri tamamlamaları düşünülmüştür. Taraflar bu şanslarını da doğru kullanamazlarsa, artık tahkikat mevcut delillerle yürütülecek ve tarafların o delile dayanmaktan vazgeçtikleri kabul edilecektir. Yargılamanın uzaması sebeplerinin başında, tarafların ellerinde bulunan delilleri sunmamaları ya da başka yerden getirilecekse gerekli açıklamaları yaparak masrafını vermemeleri gelmektedir. Zaman zaman tarafların bu konuda kötü niyetli olarak yargılamayı uzatıcı işlemler yaptıkları da görülmektedir. Beşinci fıkra ile bu sorun çözümlenmiş olacaktır” şeklindedir.
Tanık gösteren taraf, tanık dinletmek istediği vakıayı ve dinlenilmesi istenen tanıkların adı ve soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunar. Bu listede gösterilmemiş olan kimseler tanık olarak dinlenemez ve ikinci bir liste verilemez (HMK madde 240/2).
HMK.nun “Sonradan delil gösterilmesi” başlıklı 145. maddesinde ise “(1) Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir” hükmü yer almaktadır. Bu madde süresinde delil gösterilmesine istisna teşkil eden bir madde olup, ancak şartları varsa uygulama yeri bulacaktır. Örneğin; Tebligat Kanunu 21/1, 21/2 maddelerine göre tebligat yapılan ve yalnız yaşayan bir şahsın, o tarihte hastanede yoğun bakımda yatıyor olması, bu nedenle zamanında davaya cevap verememiş ve delil bildirememiş olması durumunda, ispat edilmesi koşuluyla bu kişiye sonradan delillerini göstermesi için izin verilebilecektir.
HMK.nun 243. maddesinde “Tanık davetiye ile çağrılır. Ancak, davetiye gönderilmeden taraflarca hazır bulundurulan tanık da dinlenir. Şu kadar ki, tanık listesi için kesin süre verildiği ve dinlenme gününün belirlendiği hâllerde, liste verilmemiş olsa dahi taraf, o duruşmada hazır bulundurursa tanıklar dinlenir” denilmektedir.
Bu maddenin uygulanması için tarafların öncelikle süresinde tanık deliline dayanmış olması gerekmektedir. Listede ismi ve adresi yazılı tanık ya da tanıklar için henüz davetiye gönderilmeden, taraflarca hazır edilmesi durumunda bu tanıkların dinlenilmesi mümkündür. İkinci halde ise, tanık deliline dayanılmış olmakla birlikte, tanıkların ad-soyad ve adresi bildirilmemiş ve bu hususta kesin süre verilmiş, dinleme günü de belirlenmiş ise, tanık listesi verilmemiş olsa bile, hazır bulundurulan tanıklar dinlenebilecektir.
Oysa somut olayda davacı hiç bir şekilde tanık deliline dayanmamıştır. HMK.nun 240/3 maddesi gereği, mahkemece, ancak tanık listesinde adres gösterilmemiş veya gösterilen adreste tanık bulunamamışsa, tarafa adres göstermesi için, işin niteliğine uygun kesin süre verilebileceği yerde, tanık deliline dayanmayan davacıya, delil ve tanık bildirilmesi için süre verilmiş, bir sonraki celse hazır edilen tanıklar, davalının muvafakat etmemesine rağmen dinlenilmiştir.
Bu tanıkların beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulamaz. Bu nedenle sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşlerine katılamıyorum. Açıkladığım yönden kararın bozulması gerektiğini düşünüyorum.