YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3450
KARAR NO : 2015/11645
KARAR TARİHİ : 23.06.2015
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA 1. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/12/2014
NUMARASI : 2013/893-2014/754
Taraflar arasındaki nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı dava dilekçesinde; davalı ile Karşıyaka 2. Aİle Mahkemesinin 2009/1199 Esas 2011/262 Karar sayılı ilamı ile boşandıklarını ve bu karar ile müşterek çocuklar Gür ve Sarp lehine aylık 850’şer TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, aradan geçen zaman içerisinde çocukların ihtiyaçlarının arttığını ve bu nafakanın günün ekonomik koşullarında yetersiz kaldığını belirterek, müşterek çocuk Sarp için hükmedilen iştirak nafakasının aylık 2.000 TL’ye, Gür için hükmedilen iştirak nafakasının ise 2.500 TL’ye çıkarılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; talep edilen nafaka miktarının çocukların yaşları ve ihtiyaçlarına göre fazla olduğunu, müvekkilinin davacı ile boşandıktan sonra yeniden evlendiğini, müvekkilinin aylık 6000 TL net ücret ve her üç ayda bir kez de, bir maaş tutarında ikramiye aldığını, tarafların müşterek maliki oldukları ev ve aracın ise halen bedelsiz olarak davacının kullanımında olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; müşterek çocukların eğitim- öğretim çağında oldukları ve ihtiyaçlarının arttığı gerekçesi ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları da göz önüne alınarak davanın kısmen kabulüne ve müşterek çocuk Sarp için belirlenen 850 TL iştirak nafakasının aylık 1500 TL’ye, müşterek çocuk Gür için belirlenen 850 TL iştirak nafakasının ise aylık 1750 TL’ye çıkartılmasına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava; iştirak nafakasının artırılması istemine ilişkindir.
TMK.’nın 182/2.maddesinde; velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır.
Velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf, ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür. Diğer taraftan, iştirak nafakası belirlenirken ana ve babanın ekonomik durumları gözönünde tutulmakla birlikte velayet hakkı kendisine tevdi olunmuş tarafın bu görev nedeniyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olağan harcamaların da dikkate alınması zorunludur. Ne var ki, nafaka miktarının belirlenmesine esas alınması gereken giderlerinin makul sınırlar içinde kalmasına özen gösterilmesi ve velayet kendisine bırakılmayan tarafın ağır yükümlülüklere maruz bırakılmaması gerekmektedir.
İştirak nafakası takdir edilirken; çocuğun yaşı, ihtiyaçları, okul seviyesi, sosyal çevreye göre yaşam seviyesi, velayet tevdi edilen tarafın ekonomik durumu ile nafaka yükümlüsünün mali gücü birlikte değerlendirilip, hakkaniyete uygun karar verilmelidir.
Dosya içeriğinden; tarafların 11.03.2011 tarihli ilam ile boşandıkları ve velayetleri anneye bırakılan müşterek çocuklar Sarp ve Gür için aylık 850’şer TL iştirak nafakasına hükmedildiği, eldeki davanın 16.12.2013 günü açıldığı, davacı annenin mesleğinin “şehir plancısı” olduğu ancak çalışmadığı, Türkiye Vakıflar Bankası’ndan gelen yazı cevabına göre, iki ayrı vadeli hesabında 255.000,00 TL ve 247.239,00 Euro parasının bulunduğu, davalı babanın ise; bir şirkette satış pazarlama müdürü olarak çalıştığı, aylık 6000 TL net ücret ve yılda 4 maaş tutarında ikramiye aldığı, aylık 1.050 TL kira giderinin bulunduğu, müşterek çocuk Gür’ün 16 yaşında ve 11. Sınıf öğrencisi olduğu, Sarp’ın ise 10 yaşında olup, özel bir kolejde eğitimine devam ettiği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocukların yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, ekonomik göstergelerdeki değişim ile nafaka yükümlüsü davalı babanın gelir durumu nazara alındığında; artırılan iştirak nafakası miktarı fazla olup, TMK.4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bulunmamıştır.
O halde mahkemece yapılacak iş; çocukların yaşı, eğitim durumları, ihtiyaçları ve davacı anne ile nafaka yükümlüsü babanın ekonomik durumu gözetilerek, TMK’nın 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktar nafakaya hükmetmek olmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.