YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/14841
KARAR NO : 2015/29330
KARAR TARİHİ : 01.10.2015
Tebliğname No : 15 – 2011/388199
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Gölbaşı(Adıyaman) Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 19/07/2011
NUMARASI : 2011/41 (E) ve 2011/136 (K)
SANIK : H.. T..
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, …… Ptt Müdürlüğünden para çekmeye gelen katılanın yanına gelerek banka çalışanı gibi tavır takınarak konuşup yanında beklediği, görevli memurun 1.486 TL parayı ve imzalaması gereken makbuzu katılana uzattığı sırada, sanığın, makbuzu imzayan katılandan parayı alarak katılanı nüfus cüzdanı fotokopi çektirmesi için gönderip ortadan kaybolduğu şeklindeki eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Adli sicil kaydında yazılı ve bir örneği getirtilen Sivas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/744 sayılı dosyasından sanık hakkında verilen 1 yıl hapis cezasının 20.11.2008 tarihinde kesinleştiği, yargılamaya konu dolandırıcılık suçunun ise önceki mahkumiyetin kesinleşme tarihinden sonra 25.11.2008 tarihinde işlendiği anlaşılmakla, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmaması,
2-5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, O Yer Cumhuriyet savcısı ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasına, “sanığa ait adli sicil kaydına göre, Sivas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/744 esas ve 2008/658 karar sayılı mahkumiyet kararı nedeniyle, sanığa verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine” ifadesinin eklenmesi yine hüküm fıkrasında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, “TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin yazılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 01.10.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.