Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2014/14678 E. 2015/13477 K. 15.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/14678
KARAR NO : 2015/13477
KARAR TARİHİ : 15.09.2015

Tebliğname No : 12 – 2014/169712
Mahkemesi : Biga (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesi
Tarihi : 10/02/2014
Numarası : 2012/178 – 2014/233
Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın suç tarihinde saat 22.00 sıralarında Biga İlçe Emniyet Amirliği önünde ters yönde seyir halinde olduğunun görüldüğü ve aracın durdurulduğu, sanığın dışa yansıyan hareketlerinden alkollü olduğunun anlaşılması üzerine saat 01.30 sıralarında aldırılan doktor raporu ile 0,75 promil alkollü olduğunun belirlendiği, sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan dava açıldığı, yapılan yargılama sonunda, 25/10/2007 tarihli 2007/305-346 sayılı kararı ile sanığın TCK’nın 179, 62, 50/1-a maddeleri uyarınca 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın 01/07/2008 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştiği, infaz aşamasında Biga C. Başsavcılığının yazılı talebi üzerine dosyanın yeniden ele alınıldığı ve 31/07/2008 tarihli ek karar ile sanığın TCK’nın 179, 62 maddeleri uyarınca 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan kararın itiraz edilmeksizin 16/09/2008 tarihinde kesinleştiği ve belirtilen tarih itibariyle beş yıllık denetim süresi başladığı, sanığın bu tarihten önce 01/07/2008 tarihinde işlediği konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçları yönünden yapılan yargılama neticesinde Çanakkale 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 05/06/2009 tarihli, 2008/671 Esas 2009/361 sayılı kararı ile TCK’nın 116/4 ve 151/1 maddeleri uyarınca 1 yıl ve 4 ay hapis cezasına mahkum edildiği, bu cezaların 14/12/2011 tarihinde kesinleştiği, bu açıklamalar ışığında sanığın 5 yıllık denetim süresi henüz başlamadan işlediği kasıtlı suçların hükmün açıklanmasını gerektirmeyeceği gibi,
TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle “emniyetli bir şekilde” araç kullanamayacak kişinin, bu halde araç kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur. Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde araç kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerektiği;
İncelenen dosyada; sanığın, 04/05/2007 günü, gece saat 22.00 sularında, sanığın sevk ve idaresinde araç ile ters yönde seyir halindeyken emniyet güçleri tarafından görülmesi üzerine başlatılan adli soruşturma kapsamında sanık hakkında aynı gün saat 01.30 da düzenlenen genel adli muayene raporuna göre sanığın 0,75 promil alkollü olduğunun saptandığı, yerleşik Adli Tıp Kurumu uygulamalarına göre vücuttaki alkol oranının her saat ortalama 15 promil düştüğü dikkate alındığında, sanığın olay anında 100 promilin üzerinde alkollü olarak araç kullandığının kabulü gerektiği, bu kapsamda sanığın güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği ve dolayısıyla atılı suçu işlediğinin sabit olduğu gözetilmeksizin dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelere dayalı olarak, sanık hakkında beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 15/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.