YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15589
KARAR NO : 2015/30184
KARAR TARİHİ : 19.10.2015
Tebliğname No : 15 – 2013/164144
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 22/02/2012(Asıl Karar), 13/08/2012(Ek Karar)
NUMARASI : 2009/1638 (E) ve 2012/124 (K)
SANIK : H.. K..
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın yokluğunda verilerek 07/06/2012 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilen hükme yönelik vermiş olduğu 10/06/2012 tarihli dilekçesinin kurum müdürünce 26/06/2012 tarihinde havale edilmiş olması ve sanığın temyiz talebinin süre yönünden reddine dair 13/08/2012 tarihli ek kararın temyizine ilişkin olarak verdiği 15/08/2012 tarihli dilekçesinde, temyiz talebinin süresinde verilmesine karşın kurumca bekletilerek zamanında havalesi yapılmamak suretiyle mağduriyetine sebep olunduğunu belirtmesi karşısında, temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilip, temyiz talebinin reddine dair ek karar kaldırılarak yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın iş bulma vaadiyle müşteki ve katılandan nüfus cüzdanı sureti, vesikalık fotoğraf ile yapılacak masraf ve ödenecek harç karşılığı müşteki Erhan’dan 530 TL, katılan Serkan’dan ise 490 TL istediği, müşteki ve katılanın istenilen para ve belgeleri sanığa verdikleri; daha sonra tüm aramalarına rağmen sanığa ulaşamadıkları, sanığın bu şekilde dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanığın savunması, müşteki, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir sabetsizlik görülmemiştir.
Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak;
Müşteki ve katılanın, duruşmada alınan beyanlarında, birlikte Ankara’ya giderek sanıkla buluştuklarını, sanığın burada iş bulma vaadiyle bir kısım belge ile para istediğini beyan etmeleri ve aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmiş olması karşısında sanık hakkında bir kez ceza verilip 5237 sayılı TCK’nın 43/2. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümleri gereğince cezasının artırılması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde iki ayrı mağdura yönelik olarak ayrı ayrı hüküm kurulmak suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
Kabule göre de; sanık hakkında belirlenen temel gün adli para cezasının, para cezasına çevrilmesi sırasında uygulanan kanun maddesi olan TCK’nın 52/2. maddesinin gösterilmeyerek 5271 sayılı CMK’nın 232/6. maddesine aykırılık oluşturulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.