Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/883 E. 2015/11613 K. 23.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/883
KARAR NO : 2015/11613
KARAR TARİHİ : 23.06.2015

MAHKEMESİ : İZMİR 10. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/09/2014
NUMARASI : 2010/311-2014/415

Taraflar arasında birleştirilerek görülen maddi-manevi tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne davalılar yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davalılardan D.. K.. vekili tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen, 23.06.2015 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; temyiz eden asıl dava dosyası davalısı – birleşen dosya davalısı D.. K.. vekili Av. E.. Y.. geldi. Aleyhine temyiz olunan asıl dava dosyası davacıları ve birleşen dosya davacıları vekili Av. H.. G.. geldi. Açık duruşmaya başlandı ve işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde, davacıların müşterek çocukları olan 14 yaşındaki A… D…’ın 28.05.2010 tarihinde davalıların sahibi olduğu G…Mahallesi, … Sokak, No:… B… İ…adresindeki taşınmazın bahçesinde bulunan kuyuya düşerek vefat ettiğini, olay sonrası yapılan soruşturmada kuyu derinliğinin 20 metreden fazla olduğu ve içinde yoğun bir su akıntısının olduğu, buna rağmen etrafında herhangi bir yüksek duvar vs. olmadığı, kuyu girişinin zemine sıfır olduğu ve sadece sunta parçası ile kapatıldığının tespit edildiğini, kuyunun bulunduğu taşınmazın davalıların 2005 yılında vefat eden babaları Y… K… E… adına kayıtlı olduğunu, olayda vefat eden A… D…’ın çevresinde çok sevilen başarılı, örnek bir insan olduğunu, vefatı ile davacı olan anne ve babasının çok büyük üzüntü yaşadığını, hem psikolojik hem de fiziksel yönden tedavi gördüklerini, bina malikinin binanın imal ve bakımı nedeni ile üçüncü kişilere verilen zarardan kusursuz sorumlu olduklarını, davalıların bina maliki olarak binanın başkasına zarar vermemesi için gereken özen yükümlülüğünü yerine getirmek zorunda olduklarını, davacıların uğradığı maddi ve manevi zararların davalılar tarafından karşılanması gerektiğini belirterek, davacı İ.. D.. için 30.000,00 TL manevi, 20.000,00 TL maddi, davacı T.. D.. için 30.000,00 TL manevi, 20.000,00 TL maddi tazminat olmak üzere toplam 100.000,00 TL ‘nin 28.05.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılara ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davacılar vekili birleşen dosyadaki dava dilekçesinde; asıl dosyaya verdiği dilekçedeki hususları tekrar ederek, davacıların kardeşi olan 14 yaşındaki A… D…’ın 28.05.2010 tarihinde davalıların sahibi olduğu G… Mah. … Sokak, No .. B… İ…adresindeki taşınmazın bahçesinde bulunan kuyuya düşerek vefat ettiğini, İzmir 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/719 esas 2012/1685 karar sayılı dosyası ile yapılan yargılama sonucu tam kusurlu bulunan davalılardan bazılarının ceza aldığını, davacıların anne ve babası tarafından davalılar hakkında İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/311 esas sayılı davasının açıldığını ve derdest olduğunu belirterek, davanın İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/311 esas sayılı davası ile birleştirilmesine ve davanın kabulü ile kardeşleri 14 yaşındaki A… D…’ın ölümünden dolayı her bir davacı için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 60.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 28.05.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılara ödetilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Mahkemece, asıl dava yönünden;
Davacı İ.. D.. için 20.000,00 TLmaddi, 17.000,00 TL manevi, davacı T.. D.. için 20.000,00 TL maddi, 17.000,00 TL manevi tazminatın 28.05.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
Manevi tazminata ilişkin fazla isteğin reddine, karar verilmiştir.
Birleşen dava yönünden;
Her bir davacı için 12.000,00 er TL olmak üzere toplam 36.000,00 TL manevi tazminatın 28.05.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
Manevi tazminata ilişkin fazla isteğin reddine, karar verilmiştir. Hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalılar vekilinin tüm, davacılar vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir.
Manevi tazminat, bozulan manevi dengenin yerine gelmesi için kanunun öngördüğü bir telafi şeklidir. Bir yönüyle de insanlardaki kırgınlık ve kızgınlığı, hatta intikam duygusunu tatmin etmek aracıdır. Amacı, olaydan duyulan acı, ızdırap elem ve kızgınlığı kısmen olsun dindirmek, olayı unutturarak tekrar normal hayata dönüşü sağlamaktır. Hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur doğurmayı gerçekleştirerek, tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır ve bir ceza olmadığı gibi bir zararın giderilmesini de amaç edinmemiştir. (YİBK. 22.06.1966- 7/7)
Sayılan bu ana özellikleri nedeniyle de manevi tazminatın bir taraf için zenginleşme, diğer taraf için de fakirleşme aracı olarak görülmemesi gerekir. Manevi tazminatın miktarının belirlenmesinde, saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur durumu, sıfatı, işgal ettiği makam, diğer sosyal ve ekonomik durumlarının dikkate alınması, bunun yanında da olaya göre değişebilecek hal ve şartların bulunacağının gözetilmesi, sonuçta takdir hakkının tüm bu unsurlar nazara alınarak kullanılması gereği de unutulmamalıdır.
Somut olayda; davalıların maliki bulunduğu meskenin bahçesindeki kuyuya düşerek vefat eden davacı anne ve babanın çocukları için büyük üzüntü ve elem yaşadıkları, huzur ve sükunlarının bozulduğu, sinir sistemlerinin sarsıldığının kabulü ile, davacılar yararına yukarıda açıklanan ilkeler gözetilerek daha yüksek bir tutarda manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçelerle düşük miktarda manevi tazminata hükmedilmiş olması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacılar için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 1.100 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacılara verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.