Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2014/21821 E. 2015/19916 K. 09.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/21821
KARAR NO : 2015/19916
KARAR TARİHİ : 09.12.2015

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 16. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/11/2013
NUMARASI : 2010/451-2013/475

Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar ve davalı S.. Ç.. tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacılar dava dilekçesinde; muris babaları Zeki , davalılardan Nazıla ile 26.10.2006 tarihinde evlendiğini, ancak evliliğin, davalının Türk Vatandaşı olmasını sağlamak için göstermelik bir evlilik olduğunu, nikahtan sonra davalı Nazıla’nın, murise baskısı ile Kadıköy 11.Noterliğinde 15.11.2006 günlü ve 26380 yevmiye no’lu vasiyetnamenin düzenlendiğini, murisin hasta ve yaşlı olup, kandırıldığını, iradesinin sakatlandığını belirterek, vasiyetnamenin davalı Nazıla lehine olan kısımlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı S.. Ç.. cevap dilekçesinde; davayı kabul ettiğini bildirmiş, vasiyetnamenin iptalini istemiştir.
Davalı Nazıla Oruçova, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece; murisin Adli Tıp Kurumu raporu ile vasiyetname tarihinde hukuki ehliyeti haiz olduğu, vasiyetnamenin şekil şartlarını taşıdığı, ancak vasiyetname ile murisin eşi olan davalı Nazıla evlenmemesi ve mirasçılarının 30 yıl boyunca taşınmazı satmaması koşullarının yasal hakkın ihlali anlamına geldiği gerekçesiyle davanın kabulü ile vasiyetnamenin bu yönlere ilişkin kısmının iptaline karar verilmiş, karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiş, kesinleşmeden sonra davalı Nazıla vekili talebi ile 26.09.214 tarihinde tavzih kararı verilmiş, tavzih kararı davacılar ve davalı S.. Ç.. tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Dava, vasiyetnamenin iptaline ilişkindir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan davacılar ve davalı Sibel’ in sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacılar ve davalı Sibel’in, tavzih kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
6100 sayılı HMK.nun 305.maddesi gereğince; “Hüküm yeterince açık değil ise, veya icrasında tereddüt uyandırıyor ise, yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyor ise, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilirler.
Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez veya değiştirilemez.”
Bu madde hükmünde belirtildiği gibi, açık olmayan veya çelişik fıkraları kapsayan hükümlerin açıklanması istenebilir. Yargılamanın iadesine karar verilmedikçe veya hüküm temyiz edilip bozulmadıkça, verilen hükmün değiştirilmesi mümkün değildir. Hükümlerin tavzihi de bunun bir istisnası olarak kabul edilemez. Hakim, burada hükmün başka türlü anlaşılmasını önlemek için gerçeği ortaya koymakla ödevlidir.
Tavzih, kural olarak sadece hüküm fıkrası hakkında olur. Hükmün gerekçesinin açıklanması için, tavzih yoluna başvurulamaz. Ancak, hüküm fıkrası ile gerekçe arasında bir çelişki varsa, bu çelişkinin giderilmesi için tavzih yoluna başvurulabilir. (Yargıtay HGK’nın 14.06.1967 gün ve 1967/9-462 E, 300 K, sayılı ilamı)
Tavzih yoluna başvurabilmek için hükmün kesinleşmesini beklemeye gerek yoktur. Kesinleşmemiş olan kararlar hakkında da hükmün icrasına (yerine getirilmesine) kadar tavzih istenebilir. Fakat tavzih talebinde bulunulmakla temyiz süresi durmaz.
İlamın icraya konulmasından sonra da, ilam tamamen icra edilinceye kadar hükmün tavzihinin istenilmesi mümkündür. Hakim, tavzih yolu ile hükümde unutmuş olduğu talepler hakkında karar verip bunu hükmüne ekleyemez. Bunun gibi hüküm verirken unutmuş olduğu vekalet ücreti veya faiz hakkında tavzih yolu ile bir karar verip, bunu hükmüne dahil edemez. Aynı şekilde; kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişki de tavzih yolu ile giderilemez. Bütün bu anlatımlardan çıkan netice, tavzih yolu ile kesinleşmiş olan hüküm sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez. (Prof.Dr.Baki , Hukuk Muhakemeleri Usulü, Altıncı Baskı, 2001. cilt 5, sayfa 5270 vd.)
Somut olayda; davalı Nazıla vekilinin kararın kesinleşmesinden sonra yaptığı tavzih talebi ile, vasiyetnamenin, iptaline karar verilen kısımlar dışında, davalı Nazıla lehine olan bölümlerinin geçerli olduğunun açıklanması ve vasiyetnamede müşterek çocuğa ilişkin kısmın iptali ile müşterek çocuk bulunmadığından, müşterek çocuk için kalacak payın, diğer mirasçılara eşit şekilde paylaştırılması, ibaresinin eklenmesini istemiş, talep kabul edilerek tavzih kararı verilmiş, yapılan tavzihle vasiyetnamenin hükümle iptal edilen kısımlarına yeni bölümler eklenmiş, hükümde değişiklik yapılmıştır.
Mahkemece; tavzihe ilişkin yukarıda açıklanan ilkeler nazara alınarak, tavzih yoluyla hüküm değiştirilemeyeceğinden, davalı Nazıla vekilinin tavzih talebinin reddi gerekirken, yazılı şekilde tavzih kararı verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.