Danıştay Kararı 7. Daire 2020/289 E. 2022/1540 K. 11.04.2022 T.

Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2020/289 E.  ,  2022/1540 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/289
Karar No : 2022/1540

TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVALI) … Bakanlığı adına
… Gümrük Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVACI) … Kimya Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına tescilli … , … , … , … , … ve … tarih ve sayılı serbest dolaşıma giriş beyannameleriyle ithal edilen eşyaya ilişkin ek olarak tahakkuk ettirilen gümrük ve katma değer vergileri ile karara bağlanan para cezaları için 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun hükümlerinden yararlanmak amacıyla davacı tarafından yapılan başvuru üzerine alınan yapılandırma kararına vaki itirazın reddine dair işlemin para cezalarına ilişkin kısmının iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla, davacı tarafından … , … , … , … ve … tarih ve sayılı beyannamelere ilişkin para cezalarının vergi aslına bağlı ceza kabul edilerek tamamının tahsilinden vazgeçilmesi gerektiği iddia edilmişse de; söz konusu para cezaları vergi aslına bağlı olmayıp, 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 238. maddesi uyarınca eşyanın gümrüklenmiş değeri üzerinden hesaplandığından ve bahse konu para cezaları için davacı tarafından uzlaşmaya başvurulduğundan kesinleşmemiş alacak olarak değerlendirilip 7143 sayılı Kanun’un “Kesinleşmemiş ve dava safhasında bulunan alacaklar” başlıklı 3. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendinin ilk cümlesi hükmü gereği, cezaların %15’inin hesaplanması suretiyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Olayda, altı adet serbest dolaşıma giriş beyannamesiyle ithal edilen eşyaya ilişkin ek olarak tahakkuk ettirilen gümrük ve katma değer vergileri ile karara bağlanan para cezaları için 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun hükümlerinden yararlanmak amacıyla davacı tarafından yapılan başvuru üzerine alınan yapılandırma kararına vaki itirazın reddine dair işlemin para cezalarına ilişkin kısmı dava konusu edildiği halde, Mahkemece … tarih ve sayılı beyannameye ilişkin hüküm kurulmadan ve davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmeden verilen kararda yargılama hukuku kurallarına uyarlık görülmediği gerekçesiyle tarafların istinaf istemlerinin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasından sonra dosyanın Mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, bölge idare mahkemesince vekalet ücreti ve eksik hükme konu beyanname numarası yönünden yanlışlığın düzeltilmesi yoluna başvurulması gerekirken kararın bozulmasının usul ekonomisine aykırı olduğu; davacı tarafından yapılandırma başvurusuna konu para cezalarının vergi kaybına neden olan işleme ilişkin olduğu, bu nedenle 7143 Sayılı Kanun Kapsamında Gümrük Alacaklarının Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Tebliğin 5. maddesine göre işlem tesis edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Dosyanın Dairemizin E:2020/288 esasına kayıtlı dosyasıyla birlikte incelenmesinden davacının iki ayrı dava ile aynı işlemin farklı kısımlarını dava konusu ettiği, ancak talep sonucunu hiçbir tereddüte mahal vermeyecek şekilde açık ve net şekilde ortaya koyamadığı, nitekim Mahkemece de istemin konusu hususunda tereddüte düşüldüğü görüldüğünden dilekçenin reddini teminen, taraflar temyiz istemi kabul edilerek bölge idare mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz istemlerinin reddine,
2.… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. … TL maktu harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 11/04/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :

İstinaf kelime anlamı itibari yeniden ele alma, başlama, başa alma anlamına gelmekte olup hukuk alanında bir davaya yeniden bakma olarak hukuk sözlüğünde yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesi 6545 sayılı Kanun ile kanun yolları başlığı ile yeniden düzenlenmiş olup, istinaf kararlara karşı başvurulacak kanun yolu olarak yer almıştır. Maddenin, Bölge İdare Mahkemelerinin istinaf kanun yolu ile ilk derece mahkemesi kararlarına yönelik taleplerini inceleyeceğini, bu taleplerin incelenmesi ile verilecek kararlar ile ilk derece mahkemesi kararlarının hangilerinin tekrar incelenmek üzere geri gönderileceğini sınırlı sayıda belirtmek suretiyle düzenlediği görülmektedir. Buna göre, istinaf incelemesini yapacak olan Bölge İdare Mahkemesinin Kanun’un 45. maddesinin 3. fıkrasında; ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışların düzeltilmesi mümkün ise, gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği, 4. fıkrasında; ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu halde işin esası hakkında yeniden karar vereceği, 5. fıkrada ise; ilk derece mahkemesine geri gönderilmesi gerekli kararlara yer verilerek, bu kararların ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf taleplerinden, talebini haklı bulduğu ilk inceleme kararlarını, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye göndereceği, bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararlarının kesin olduğu ve sınırlı sayıda yani tahdidi olarak belirtilmek suretiyle emredici hüküm olarak düzenlenmiştir.
İstinaf incelemesini yapan Bölge İdare Mahkemeleri ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmaması kapsamında, 4. fıkra ilk derece mahkemesince verilen “karar bir bütün olmakla” kararın esas ve usul yönlerinden incelenmesi neticesinde, 5.fıkra kapsamı dışında kalan her kararı maddi olaya özgü, eksik inceleme, usule aykırılıklar veya iptali istenen işleme yönelik hüküm kurulmaması vs. önceden (yaşamın getirdiği olayların ve bunların karara yansıması) belirlenmesi sayılması, sınırlandırılması mümkün olmamakla, her türlü eksiklik (usul veya esas) yönünden hukuka aykırılık kapsamında değerlendirilecektir. Kanunun düzenlemesi yoruma müsait olmayıp, kuvvetler ayrılığı ilkesine uygun olarak yasama organınca emredici hükümler olarak düzenlendiği sarihtir. İstinaf kanun yolunda Bölge İdare Mahkemelerinin temyiz incelemesinden farklı olarak, istinaf incelemesini mahiyeti gereği uyuşmazlığa konu maddi olayın tespiti ve değerlendirilmesi ile uygulanacak hukuk kuralının belirlenmesinde ilk derece mahkemeleri ile aynı yetkiye sahip olduğu düzenlendiğinden ilk derece mahkemesince değerlendirilmeyen bir hususun istinaf merci tarafından değerlendirilerek hüküm kurulması kanun gereğidir.
Bu bağlamda davaları inceleme, yeniden yargılama yapma görev ve yetkileri sarih olarak belirlenmiş olan istinaf mercinin, yorum yolu ile ilk derece mahkemesine gönderilecek karar konularını genişletmesi kanuna aykırı olacaktır. İşbu karardaki eksikler Bölge İdare Mahkemesince tamamlanacak olup, gerekirse yeniden yargılama yapılarak tamamen farklı bir karar verilebilecek olmakla, 5. fıkrada belirtilen haller haricinde ilk derece mahkemesine gönderme kararı verilemeyecektir.
Aksi düşünce kanunun düzenlemesine aykırı olmakla, istinaf kanun yolunun temyiz kanun yolu gibi işlemesine sebebiyet verecek olup, Bölge İdare Mahkemelerinin ilk derece mahkemesi gibi davayı değerlendirme ve yargılama fonksiyonu zamanla fiilen ortadan kaldırılmış olacaktır. Temyiz safhasında da gönderilmesi gerekli kararların sınırlı olmadığı düşüncesi ile gönderilen kararlarla gönderilecek kararlar kıyas yapılmak suretiyle, yorum yolu ile genişletilerek görüş ayrılıklarına yol açabilecektir. Uzun yargılama sürelerinin “adil yargılanma hakkının” ihlali olduğu bilinmekle ve istinaf kanun yolunun bir amacının da bu süreleri kısaltmak olduğu düşünüldüğünde Anayasa’nın 141. maddesinde yer alan yargılamanın en hızlı ve en ekonomik şekilde yapılması gerektiği yolundaki hükme de aykırı olacaktır.
Üç aşamalı yargılama sisteminin getirilmiş olması bütün kararların bu silsileden geçirilmesi gerektiği anlamını taşımadığı gibi, kanun yollarında kesinleşen kararların sınırlı olarak belirlenmiş olması sebebiyle yargı denetiminden geçmediği de söylenemeyeceğinden, bu sistematik içinde ilk derece mahkemesince verilen her karar hukuka uygunluk denetiminden geçmiş olmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, Bölge İdare Mahkemesince, … tarih ve sayılı beyannameye ilişkin hüküm kurulmadığı ve davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmediği gerekçe gösterilmek suretiyle, 45. maddenin 5. fıkrasında sayılan kararlardan olmadığı açık olan mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine ilk derece mahkemesine gönderme kararı verildiği görülmektedir. Ayrıca, anılan fıkra kapsamında verilen gönderme kararlarının kesin nitelikte olduğu belirtilmesine rağmen, Bölge İdare Mahkemesince Danıştay temyiz yolu açık olarak karar verilmesi de yasanın açık düzenlemesine aykırı olup, yargılamanın bir aşama daha uzamasına sebebiyet vermektedir.
Bu durumda, istinaf başvurusu üzerine Bölge İdare Mahkemesince mahkeme kararında saptanan eksiklik hakkında hüküm kurulması ve maddi hatanın düzeltilmesi kapsamında davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesi suretiyle karar verilmesi gerekirken 2577 sayılı Kanun’un 45. maddesinin 5. fıkrasının lafzına ve getiriliş amacına aykırı biçimde genişletici yorum yapmak suretiyle verilen gönderme kararında hukuka uyarlık görülmemiş olup temyiz isteminin kabulüyle Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyu ile Dairemiz kararına katılmıyorum.