Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/2263 E. 2015/28732 K. 16.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/2263
KARAR NO : 2015/28732
KARAR TARİHİ : 16.09.2015

MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : Mala zarar verme

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Katılanın, ilgili GSM şirketleriyle sözleşme imzalayarak evinde baz istasyonu kurulmasına izin verdikten sonra mahalle sakinlerinin, baz istasyonunun çevreye ve kendilerine zarar vereceğini iddia ettikleri gerekçesiyle katılandan bu sözleşmenin iptalini istedikleri, bu amaçla istasyonun kurulmasına karşı çıktıkları,suç tarihinde sanıkların mahalle sakinleriyle birlikte katılana ait evin önünde toplandıkları, taş atmak suretiyle katılana ait evin cam ve çerçevelerine ve yine duvarlarına zarar verdikleri iddia edilen olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 31/03/2009 tarih ve 2008/6-256 Esas ve 2009/79 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “şüpheden sanık yararlanır” kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılmamış olan olaylar ve iddiaların, sanıkların aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı, ceza mahkumiyetinin, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanarak ve diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, bu ispatın, hiçbir kuşku ve başka bir türlü oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olması gerektiği, yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmanın, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına geleceği dikkate alınarak; somut olayda, sanıkların aşamalarda değişmeyen ifadelerinde suçlamaları kabul etmedikleri gibi suçu işlediklerine dair tanık veya başkaca bir delil bulunamadığı, tanıkların tamamına yakının sanıkların taş atmadıklarını belirttikleri olay yerinde kamera görüntülerinin bulunmadığı, bu nedenlerle sanıkların mahkumiyetlerine yeter kesin ve inandırıcı delil de bulunmadığı grekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 16.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.