YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/11093
KARAR NO : 2015/28112
KARAR TARİHİ : 07.09.2015
MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, hakkı olmayan yere tecavüz
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma suça konu şeyin amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Sanığın, tapuda bir kısmı hazine adına tescil edilmiş, bir bölümü de dere yatağı olarak tescil dışı bırakılmış arazi üzerine ev yapmak ve etrafını çevirmek suretiyle işgal ettikten sonra arazinin mülkiyetini kazanmak için Yenice Asliye Hukuk Mahkemesi’ne açtığı iki davanın aleyhine sonuçlanmasına rağmen arazi üzerindeki işgaline devam ettiği ve suç tarihinde mülkiyeti hazineye ait olan arazi üzerindeki dikili ağaçları kestiğinin iddia olunduğu olayda;
1-Hakkı olmayan yere tecavüz suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yargıtay uygulamasına göre, sökülüp götürülebilecek nitelikteki kavak ve söğüt ağaçlarının menkul hükmünde olması nedeniyle ağaçları diken ve yetiştiren kişiye ait olacaklarından hareketle; sanığın aşamalardaki tüm savunmalarında, kesmiş olduğu söğüt ve kavak ağaçlarının 1972 yılından beri oturmuş olduğu arazide bulunan ve kendisinin büyüterek bakımını yaptığı ağaçlar olduğunu, bu nedenle de kesmeye hakkının bulunduğunu, kullanmış olduğu arazinin vergilerini ödediğini belirterek suçlamaları kabul etmemesi karşısında; sanığın başkalarına ya da kamuya ait ağaçları keserek götürüp götürmediğinin saptanması bakımından bir fen bilirkişisi ve suça konu yöreyi çok iyi tanıyıp bilen üç mahalli bilirkişi refakatinde keşif yapılarak, tarafların da hazır edilmesini istedikleri tanıkların da beyanlarına başvurulup, dere yatağından kesildiği tespit edilen söğüt ve kavak ağaçlarının kim tarafından yetiştirilip bakımının yapıldığının belirlenmesinden sonra sanığın suç işleme kastıyla hareket edip etmediği de değerlendirilip, sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer ve üst Cumhuriyet savcıları, katılan vekili ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.