Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2015/3853 E. 2015/4980 K. 14.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3853
KARAR NO : 2015/4980
KARAR TARİHİ : 14.05.2015

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 16/04/2014
NUMARASI : 2013/424-2014/257

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, esaslı tadilat ve onarım nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı dava konusu taşınmazı yeni iktisap ettiğini, eski malik ile davalı arasında bir yazılı kira sözlşmesi olup olmadığını bilmediğini, binayı yıkıp yeniden yapmak için satın aldığını belirterek davalının davaya konu taşınmazdan tahliyesini istemiştir. Davalı vekili, davacının inşaata ilişkin ruhsat alamadığını, iddianın ciddi olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davacının tasdikli projeyi sunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki ilk uyuşmazlık kira sözleşmesinin başlangıç ve süresi ile ilgili olup öncelikle davanın sürede açılıp açılmadığının araştırılması gerekir.
Türk Borçlar Kanununun 350/2. maddesi hükmüne göre kiralananın yeniden inşa veya imar amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesi için açılacak davaların belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde bu kanunun 328. maddesinde fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açılması gerekir. TBK.’nun 353. maddesi uyarınca kiraya veren daha önce veya en geç davanın açılması için öngörülen sürede dava açacağını kiracıya yazılı olarak bildirmişse, dava, bildirimi takip eden uzayan bir kira yılı sonuna kadar açılabilir. Dava açma süresi kamu düzenine ilişkin olup davalı ileri sürmese bile mahkemece kendiliğinden gözönünde bulundurulması gerekir.
Davanın süresinde açılıp açılmadığının belirlenebilmesi için öncelikle kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin ve süresinin bilinmesi zorunludur. Davacının bildirdiği bu tarihlere davalı karşı çıkarsa uyuşmazlığın tarafların gösterecekleri tanık dahil bütün deliler toplanarak bir hadise olarak çözüme kavuşturulması gerekir.
Olayımıza gelince; davacı yeni malik dava dilekçesinde, davalı ile eski malik arasında yazılı sözleşme olup olmadığını bilmediğini belirtmiştir. Ancak davacı temyiz dilekçesinde dosyaya sunulan 05.01.2011 başlangıç tarihli sözlşmeyi kabul etmediğini, sözleşmenin tüm malikler tarafından imzalanmamış olduğunu beyan etmiştir. Dairemizin 20.11.2014 tarih ve 2014/11929 sayılı kararı ile davacının belirttiği kira sözleşmesi
./..
dosyada bulunmadığından, ilgilisinden temin edilerek dosyaya getirtilmesi için dosya mahalline geri çevrilmiştir. Mahkemece taraflara muhtıra tebliğ edilmiş, davalı vekili beyanda bulunmamış, davacı vekili ise sözleşmenin kendilerinde bulunmadığını belirtmiştir.
Davanın süresinde açılıp açılmadığı kamu düzenine ilişkin olup bu hususun mahkemece resen dikkate alınması gerekir. Davacı TBK 350/2 maddesinde öngörülen yeniden inşa veya imar amaçlı esaslı tamirat nedeniyle ancak kira sözleşmesine dayanarak dava açabilir.TBK.nun 351.maddesindeki sürelerden yararlanarak dava açılamaz. Davanın süresinde açılıp açılmadığının tespiti için öncelikle kira sözleşmesinin başlangıcının, süresinin, böylece sona eriş tarihinin bilinmesi, kural olarak da kira sözleşmesinin başlangıç tarihini ve süresini davacının kanıtlaması gerekir. Davacı tarafından bildirilen tarihlere ve sürelere davalı karşı çıkarsa yasa hükümleri ve ilke kararları doğrultusunda bu hususların hadise olarak çözümlenmesi bu konuda taraf delillerinin toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan işin esası incelenerek karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 14/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.