Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2015/3339 E. 2016/3 K. 11.01.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3339
KARAR NO : 2016/3
KARAR TARİHİ : 11.01.2016

Mahkemesi :.. Asliye Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacılar vekili ile davalı .. .. ve dahili davalı .. .. vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, destekten yoksunluk ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemenin; bir kısım davalılar yönünden davanın reddine, bir kısım davalılar yönünden manevi tazminatın kısmen kabulüne, maddi tazminatın ise .. ve .. .. yönünden kabulüne dair kararı davacılar vekili, davalı .. .. vekili ve davalı .. .. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar müteveffa .. ..’in eşi, oğlu ve annesi olup dava dilekçesinde manevi tazminat talebi yanında 2.000,00 TL maddi tazminat talebinde bulunmuşlar, ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini .. .. için 56.454,62 TL’ye, .. .. için 15.727,31 TL’ye çıkarmışlardır. Dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen .. .. ve .. .. daha sonra davaya dahil edilmiştir. Davalılar .. .. ve .. .. davaya cevap vermemiş diğer davalılar ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davalılar .. .., .. .., .. .., .. .., .. .. ve .. .. hakkındaki maddi ve manevi tazminat davası reddedilmiştir. Ayrıca davacı .. .. için 56.454,62 TL, Davacı .. .. için 15.727,31 TL destek zararının olay tarihi 26.04.2005’den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar .. .., .. .., .. .. ve .. ..’dan (ıslah dilekçesinde müteselsilen tahsil talebinde bulunulduğu dikkate alınarak) müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. ..’nın maddi tazminat talebi ise reddedilmiştir. Manevi tazminat yönünden ise davacı .. .. için 15.000,00 TL, davacı .. .. için 12.000,00 TL davacı .. için 8.000,00 TL olmak üzere toplam 35.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi 26.04.2005’den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar .. .., .. .., .. .. ve .. ..’dan kusur oranlarına göre tahsiline hükmedilmiştir.
Kararı davacılar vekili, davalı .. .. vekili ile davalı .. .. vekili temyiz etmiştir. Bu tarafların temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1-Destek zararına konu olay tarihine göre uygulanması gereken 818 sayılı BK’nın 50 ve 51. madde hükümlerine göre birden çok kişi birlikte zarara sebep oldukları veya bu zarardan çeşitli nedenlerle sorumlu oldukları takdirde haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. BK’nın 98. maddeye göre haksız fiile ilişkin hükümler kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerinde de uygulanır. BK’nın 142. maddeye göre alacaklı müteselsil borçluların tamamından veya birinden borcun tamamının edasını isteyebilir. Borcun tamamen edasına kadar bütün borçluların sorumluluğu devam eder.
Müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümlerin uygulanabilmesi için müteselsil sorumluluğa dayanılmalıdır. Müteselsil sorumluluğa dayanıldığı açık veya dolaylı beyanlardan anlaşılabilir. Dilekçede müteselsil sözcüğüne yer verilmemiş olsa bile zararın tamamı müteselsil sorumlulardan bazılarından istenmiş ise veya kusur oranına göre tahsil istendiği belirtilmediği halde tüm zararın müteselsil sorumlulardan tümüyle tahsili istenmiş ise müteselsil sorumluluğa dayanıldığının kabulü gerekir.
Dava dilekçesinde talep edilen maddi ve manevi tazminatın birden fazla olan davalılardan alınması talep edildiğinden kusur oranına bağlı istem bulunmadığından davacıların talebinin müştereken ve müteselsilen tahsil niteliğinden olduğunun kabulü gerekir. Kabul şekli itibariyle manevi tazminatın kusur oranına göre tahsiline karar verilmesi doğru değildir.
2-818 sayılı BK’nın 142. maddeye göre alacaklı müteselsil borçluların tamamından veya birinden borcun tamamının edasını isteyebileceğinden müteselsil sorumlular arasında zorunlu dava arkadaşlığı olmayıp ihtiyari dava arkadaşlığı vardır. Dava açılmayan zorunlu dava arkadaşlarının davaya dahil edilmesi zorunlu ise de ihtiyari dava arkadaşı olabilecek kişilerin davaya dahil edilmesi zorunlu değildir. 6100 sayılı HMK’nın 124. maddeye göre bir davada taraf değişikliği ancak karşı tarafın rızası ile mümkün olup, taraf eklemek suretiyle taraf değişikliği yapılması mümkün değildir. HMK öncesi uygulanan HUMK hükümlerine göre de ihtiyari dava arkadaşlarının davaya dahil edilerek taraf haline getirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle dava dilekçesinde gösterilmeyen ve zorunlu dava arkadaşı sayılması mümkün olmayan davalıların dahili dava dilekçesi ile davaya eklenmesi mümkün olmadığından ve bu yönden sadece dahili davalı .. ..’in temyizi bulunduğundan hükmün bu davalı yönünden bozulması gerekmiştir.
3-818 sayılı BK’nın 126/4. maddeye göre eser sözleşmesinden doğan davalar 5 yıllık zamanaşımana tabi ise de aynı kanun 60. maddeye göre; zarar aynı zamanda suç teşkil eden bir eylemden doğmuş ise ceza zamanaşımı uygulanır. Olay tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 66/1-e maddeye göre eyleme uygun ceza davası zamanaşımı süresi 8 yıl ise de olay tarihine yürürlükte olan 765 sayılı TCK 102/4. maddedeki zamanaşımı süresi 5 yıldır. Ceza davasında sanıklar için lehe olan bu kanundaki hüküm olan 5 yıllık sürenin uygulanması gerektiğinden uzamış ceza zamanaşımı süresi de bu nedenle 5 yıldır. Islah ile istenen bölüm yönünden ıslah tarihinde dava ve ceza zamanaşımı süresi geçmiştir. Bu durumda ıslahla arttırılan bölüm için davalı .. ..’un zamanaşımı def’i yerinde olup, maddi tazminatla ilgili kısım için ıslahla arttırılan bölüm yönünden bu davalının sorumlu tutulmaması gerekirken maddi tazminatın tamamından sorumlu tutulması yerinde değildir.
4-Somut olayda arsa sahipleri ile yapılan sözleşme ile inşaatın yapımını üstlenen .. ..’un inşaatta dolap yapımına ilişkin davaya dahil edilen .. .. ile taşeronluk sözleşmesi bulunduğu, taşeronun da bir kısım işlerin yapımını müteveffa .. ..’e alt taşeron olarak devrettiği ve montajı yapılacak dolabın taşınması sırasında olayın meydana geldiği anlaşılmış olup davaya usule aykırı olarak dahil edilen .. .. ile müteveffa arasında eser sözleşmesi bulunmaktadır. Yapılacak iş bakımından müteveffa yüklenici, .. .. ise iş sahibidir. ..’ın taraf olarak eklenmesi usule aykırı olsa da zararın tazminini gerektirir kusuru olduğu takdirde müteselsil sorumlulular arasında olacağı için hakkında usulüne uygun henüz açılmış bir dava olmasa bile uyuşmazlık öncelikle BK’nın 355. ve devamı maddelerinde yer alan eser sözleşmesine hükümlerine göre çözümlenmelidir. Kural olarak anılan Yasa’nın 356. maddesi uyarınca müteahhidin mesuliyeti işçinin hizmet akdindeki mesuliyetine dair hükümlere tabidir. İşinin uzmanı sayılan yüklenici 321. madde uyarınca işin ifası sırasında gereken özeni göstermek ve tedbirleri almakla yükümlüdür. İş sahibi, iş güvenliği mevzuatı dışında kusurlu ise, ancak o zaman sorumlu olur. Eser sözleşmesinin tarafı olmayanların sorumluluğu ise diğer sorumluluk hükümlerine göre belirlenmelidir. Mahkemece hükme esas alınan raporda ise bu esaslara göre inceleme yapılmış olmayıp ve iş güvenliği mevzatı hükümlerine göre değerlendirme yapılmıştır.
Bu durumda mahkemece uyuşmazlığın eser sözleşmesinin ifası sırasında meydana gelen olaydan kaynaklandığı, BK’nın 53. maddeye göre ceza mahkemesinde verilecek bir mahkûmiyet kararı, hukuk hâkimini bağlar ise de, cezada saptanan kusur oranı ve zarar miktarının bağlamadığı gözetilmek suretiyle ceza mahkemesi mahkumiyet kararı da dikkate alınarak kusur oranlarının tespiti için eser sözleşmesi hükümleri dikkate alınmak suretiyle yeniden eser sözleşmesi ilişkisinden anlayan bilirkişi de bulunan kuruldan rapor alınarak kusur oranlarının belirlenmesi gerekir. Bu konuda rapor alınmadan eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmadığından hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1. ve 4. bentte yazılı nedenlerle davacılar yararına, 2. bentte yazılı nedenle .. .. yararına, 3. ve 4. bentte yazılı nedenle .. .. yararına olmak üzere hükmün BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden davacılar ile davalı .. . ve dahili davalı .. ..’e geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 11.01.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.