Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/10150 E. , 2022/1923 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/10150
Karar No : 2022/1923
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Bir Gıda İnş. Nak. Güv. Tem. İth. İhr. Tic. ve
San. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Valiliği / …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Diyarbakır ili, Sur ilçesi, … Caddesinde bulunan “…” isimli iş yerini işleten davacı şirket tarafından, Sur ilçesinde meydana gelen terör olayları sebebiyle ilan edilen sokağa çıkma yasağı nedeniyle iş yerinin açılamamasından dolayı uğranıldığı iddia edilen maddi zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Diyarbakır Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonu’nun … tarih ve … sayılı işleminin iptali ile 1.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının savının sokağa çıkma yasağının uygulandığı dönemde ticari faaliyetini yapabilseydi kar elde edeceği düşüncesine dayandığı, iddia edilen zararın somut ve ispatlanabilir nitelikte olmadığı, 5233 sayılı Kanun’un 7. maddesine göre ticari faaliyet çerçevesinde mahrum kalınan kazanç ve muhtemel gelir kayıpları karşılanacak zararlar kapsamına girmediğinden, ticari nitelikli bir zararının karşılanabilmesi için ancak ticarete konu taşınır/taşınmaz mal varlığına maddi bir zarar verilmesinin veya davacının rızası dışında mal varlığına ulaşamamasının gerektiği, oysa somut olayda bu tür bir zarar bulunmadığı, dava konusu işlemin ticari nitelikteki zarar kapsamında değerlendirilen tazminat istemine konu edilen zarar ve gelir kayıplarının “muhtemel zarar” niteliğinde olması nedeniyle söz konusu zararların tazmini talebinin reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, sokağa çıkma yasağı döneminde iş yerine ulaşamaması ve işin sürdürülememesi sebebiyle zarara uğradığı, ticari defterler ve vergi kayıtları incelendiğinde aylık kazanç kaybının anlaşılacağı, iş yerindeki malzeme ve demirbaşların da zarara uğradığı, müşteri çevresini kaybettiği, Mahkemece zarar tespiti amacıyla bir inceleme yapılmadığı ve eksik hüküm kurulduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Bölge idare mahkemesi kararının kısman gerekçeli onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Temyize konu kararın, dava konusu işlemin iptali isteminin reddine ilişkin kısmının incelenmesi;
Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden, Diyarbakır ili, Sur ilçesi, … Caddesinde bulunan “…” isimli iş yerini işleten işleten davacı şirket tarafından, Sur ilçesinde meydana gelen terör olayları sebebiyle 2015 yılının son aylarında ilan edilen sokağa çıkma yasağı nedeniyle 8 ay boyunca aylık 100.000,00 TL zarara uğradığından bahisle maddi zararlarının 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında tazmini istemiyle 05/05/2016 tarihinde Diyarbakır Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonuna başvurulduğu, anılan Komisyonca, 5233 sayılı Kanun’un 7. maddesi kapsamında oluştuğu iddia edilen zararların muhtemel zarar niteliğinde olduğu ve Kanun kapsamında karşılanma olanağının bulunmadığı belirtilerek başvurunun reddine karar verildiği, söz konusu ret işleminin iptali ile 1.000,00 TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar İdare Mahkemesi kararında, davacının tazminini istediği zararların, 5233 sayılı Kanun’un 7. maddesinde sayılan ve anılan Kanun kapsamında tazmini gereken zararlardan olmadığı gerekçesinin yanı sıra anılan zararların muhtemel zarar niteliğinde olduğu gerekçesine yer verilerek davanın reddine karar verilmişse de talep edilen zararların, yalnızca 5233 sayılı Kanun’un 7. maddesinde sayılan zarar kalemleri arasında bulunmaması sebebiyle anılan Kanun kapsamında karşılanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, dava konusu işlemin iptali isteminin reddine karar veren İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.
Temyize konu kararın, maddi tazminat istemine ilişkin kısmının incelenmesi;
Davacı tarafından, dava dilekçesinde, dava konusu işlemin iptali isteminin yanı sıra ticari kazanç kâr kayıpları ve sabit giderleri ile birlikte iş yerinin kapalı kalmasından dolayı eşyalarının ve malzemelerinin de zarar gördüğünden ve bunların bakım ve onarımları için harcama yaptığından bahisle, bu zararını da kapsayacak şekilde maddi tazminat talebinde bulunulduğu ancak İdare Mahkemesince bu talepler hakkında hukuki değerlendirmede bulunulmadığı ve maddi tazminat istemi hakkında hüküm kurulmadığı görüldüğünden, temyize konu kararda, davacının maddi tazminat istemi hakkında da bir karar verilmesi gerekirken bu yönden herhangi bir hüküm kurulmamasında hukuka ve usul hükümlerine uyarlık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine
2. Davanın reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının dava konusu işlemin iptali isteminin reddine ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, maddi tazminat istemine ilişkin kısmının hüküm kurulmaması yönünden BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 06/04/2022 tarihinde maddi tazminat istemi yönünden oy birliği, dava konusu işlemin iptali istemi yönünden oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY(X) :
5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanunun 1. maddesinde, ”Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.”; 7. maddesinde, ”Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar” hükmü bulunmaktadır.
Uyuşmazlık; Diyarbakır ili, Sur ilçesinde ticari faaliyet yürüten davacının, meydana gelen terör olayları nedeniyle ilan edilen sokağa çıkma yasağı sebebiyle iş yerini işletememesinden kaynaklanan maddi zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini isteminden kaynaklanmaktadır.
İdare tarafından, bölücü terör örgütü mensuplarıyla daha etkili mücadele edilebilmesi ve bu süreçte vatandaşların can ve mal güvenliğinin sağlanabilmesi amacıyla ilan edilen sokağa çıkma yasağının terörle mücadele nedeniyle yürütülen faaliyetler kapsamında alınan tedbirlerden olduğunun ve bu tedbirler sırasında meydana gelen zararların da 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanabilecek zarar kalemleri arasında sayıldığının kabulü gerekmektedir.
5233 sayılı Kanun kapsamındaki zararların karşılanabilmesi için gerçek ve gerçekleşmiş bir zarar olması gerektiği, muhtemel zararların Kanun kapsamında giderilmesine olanak bulunmadığı tartışmasız olmakla birlikte sokağa çıkma yasağı sebebiyle iş yerlerinin işletilememesinden kaynaklanan zararlarının tamamının muhtemel zarar niteliğinde kabul ederek karşılanmaması hakkaniyete uygun düşmemektedir. Zira, zararın miktarının tam olarak bilinememesi ya da hesaplanmasındaki güçlükler zararın muhtemel olduğu anlamına gelmemektedir.
Buna göre; sokağa çıkma yasağı kapsamında meydana gelen maddi zararların, davacının iş yerini açamaması, ticari faaliyette bulunamaması sebebiyle harcamak zorunda kaldığı kira, işçi ve iş yeri giderleri gibi sabit giderleri ile bozulan ürünler, zarara uğrayan eşyalara ilişkin somut, kanıtlanabilir zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması gerekmektedir.
Bununla birlikte; davacının gerçek, kanıtlanabilir ticari kar kayıplarının, elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan zararların ve zorunlu sabit giderlerin de 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması gerekmektedir. Bu kapsamda, davacının son 5 yıla ilişkin defter ve belgeleri ile beyan ettiği gelirler, ilgili kurumlardan getirtilip gelir durumu tespit edilerek, beş yılın ortalamasının alınması suretiyle yeniden değerleme oranına göre gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacının zararının hesaplanabilmesi, idarece yapılmış bir ödeme varsa mahsup edilerek varsa zararın karşılanabilmesi mümkünken, bu yönde bir araştırma ve inceleme yapılmaksızın başvurunun reddi yönünde tesis edilen dava konusu işlemde ve Mahkeme kararının dava konusu işlemin iptali isteminin reddine ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının dava konusu işleminin iptali isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden de bozulması gerektiği oyuyla bu kısım bakımından aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.