Danıştay Kararı 12. Daire 2019/1820 E. 2022/1601 K. 31.03.2022 T.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2019/1820 E.  ,  2022/1601 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/1820
Karar No : 2022/1601

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem : İzmir, … Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tıbbi farmakoloji uzmanı olarak görev yapan davacının, 2007 yılından 2016 yılına (Aralık ayı dahil) kadar fazla ve yersiz ödendiği ileri sürülen 254.190,16-TL ek ödeme tutarının 30 gün içinde ödenmesi, rızaen ödenmemesi durumunda genel hükümlere göre adli yargıda takibat yapılmak ve dava açılmak üzere hukuk birimine intikal ettirileceğine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … gün ve E: …, K: … sayılı kararla; dosyadaki bütün bilgi ve belgeler bir arada değerlendirildiğinde, davacıya 2007 yılından 2016 yılına (Aralık ayı dahil) kadar fazladan ödendiği iddia olunan uyuşmazlığa konu ödemelerin Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararı uyarınca, ödeme tarihlerinden itibaren en geç 2577 sayılı Kanun’da öngörülen altmış günlük dava açma süresi içinde geri alınması mümkün iken, … tarih ve … sayılı yazı ile davacıdan istenildiği anlaşıldığından, İçtihatları Birleştirme Kurulu kararında belirlenen azami süreler geçirildikten sonra tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; idarece yapılacak inceleme ve soruşturma sonucu belirlenecek olan kamu zararının rızaen ödenmesi için ilgililerine tebliğ edileceği, tebliğe rağmen rızaen ödenmediği takdirde, adli yargı yerinde dava açılmak ve daha sonra 2004 sayılı Kanun hükümleri uyarınca icra takibi yapılmak suretiyle takip ve tahsili yoluna gidileceğinin anlaşıldığı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendinde; dava dilekçelerinin maddede yazılan diğer hususlar yanında, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı yönünden de inceleneceği; 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise; 14. maddenin üçüncü fıkrasının (d) bendinde belirtilen hususta kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddine karar verileceğinin ifade edildiği; davacıya yapılan ek ödemenin ilgili yönetmeliğine göre hatalı katsayı uygulanarak yapıldığı gerekçesiyle Ocak 2007-Ocak 2017 tarihleri arasındaki döneme ilişkin olarak davacıya 254.190,16-TL borç çıkartılarak, bu miktardaki kamu zararının davacıdan rızaen tahsiline ilişkin işlemin tesis edildiği, dava konusu işlemde davacının rızaen ödeme yapmaması halinde alacağın adli yargı yerinde dava açılmak suretiyle yasal yollardan tahsili yoluna gidileceğinin belirtildiği, bu duruma göre davacıyı rızaen ödemeye davet niteliğinde olan ve rızaen ödenmemesi halinde 5018 Sayılı Kanun ve Yönetmelik hükümlerine göre takip ve tahsil yoluna gidilecek olan kamu alacağına ilişkin dava konusu işlemin, idari davaya konu olabilecek nitelikte kesin ve yürütülebilir bir işlem olmaması sebebiyle, davanın incelenmeksizin reddi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulüyle, … İdare Mahkemesinin dava konusu işlemin iptaline ilişkin kararının kaldırılmasına, davanın 2577 Sayılı Kanun’un 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Ek ödeme katsayısının idare tarafından düşürülmesine ilişkin işlem hukuka aykırı olduğundan … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K: … sayılı kararıyla iptal edildiği ve kesinleştiğinden, dava konusu işlemin hukuki bir dayanağının kalmadığı belirtilerek, dava konusu işleminin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Dava konusu işlemin mevzuat hükümlerine uygun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle, dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulüyle, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın incelenmeksizin reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 31/03/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :

Dava, İzmir, … Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Tıbbi Farmakoloji uzmanı olarak görev yapan davacı tarafından, 2007 yılından 2016 yılına (Aralık ayı dahil) kadar fazla ve yersiz ödendiği ileri sürülen 254.190,16-TL ek ödeme tutarının 30 gün içinde ödenmesi, rızaen ödenmemesi durumunda genel hükümlere göre adli yargıda takibat yapılmak ve dava açılmak üzere hukuk birimine intikal ettirileceğine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71. maddesi uyarınca kamu zararının kapsamı; kamu kaynakları kullanılarak piyasadan mal ve hizmet satın alınması sırasında fazla ödeme yapılması, idarenin gelirlerinin tahsili sırasında mevzuata aykırı davranılması ve mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılması suretiyle yol açılan zararla sınırlı bulunmakta; ikinci fıkra ile belirlenen kapsam içinde de kamu malına zarar verilmesi, kamu görevlilerinin hukuka aykırı eylemleri nedeniyle kişilere verdikleri zararın kamu tarafından ödenmek zorunda kalınması ya da mevzuatta ödenmesi öngörülmekle birlikte mevzuatın yorumunda hataya düşülmek veya ihmal ve kasıt yoluyla fazla ödeme yapılması halleri sayılmamaktadır.
Bu bakımdan, idarenin hatalı işlemi sebebiyle yersiz ve fazla yapılan ödemeler sözkonusu olduğunda ortada 5018 sayılı Kanun’un 71. maddesi ve bu madde uyarınca çıkarılan Yönetmelik kapsamında ilgililerden tahsil edilebilecek nitelikte bir kamu zararının varlığından bahsetmek mümkün bulunmamaktadır. Temelinde hatalı bir ödeme işlemi bulunduğu belirtilen durumlarda, idarenin öncelikle hatalı işlemini ve bu işlem sebebiyle ilgililer adına borç çıkartılan miktarı belirten kesin ve icrai nitelikte yeni bir işlem tesis etmesi, idari davaya konu edilebilecek nitelikte olan bu işlemin ilgililere tebliği üzerine, ilgililer tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda belirtilen sürelerde dava açılmaması, dava açılması durumunda ise mahkemece bir karar verilmesi üzerine fazla ödenen miktarın istirdat edilebileceği açıktır.
Aksi düşünce, Anayasanın, idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olduğuna ilişkin 125. maddesi hükmünü işlevsiz hale getirecektir.
Nitekim; idarenin hatalı olarak ödediği miktarın istirdadına mahkeme kararı olmadan karar verebileceği ve istirdadın koşullarına ilişkin Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarih ve E:1968/8, K:1973/14 sayılı kararı, bu gibi uyuşmazlıklarda idari yargı tarafından verilecek kararlara ilişkindir.
Buna göre; uyuşmazlığa konu fazla ödemelerin de, söz konusu İçtihat gereğince herhangi bir yargı kararına gerek olmaksızın davacıdan istenilmesi mümkün olduğundan ve bu meblağın davacıdan geri istenilmesi yolunda tesis edilen işlemin idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi gerekli işlemlerden olduğu sonucuna varıldığından, İdare Mahkemesince işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesinde hukuki isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.