Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2014/35165 E. 2015/25383 K. 26.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/35165
KARAR NO : 2015/25383
KARAR TARİHİ : 26.03.2015

Tehdit suçundan sanık …, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/2-a, 43/2 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, Bozdoğan Asliye Ceza Mahkemesinin 20/11/2013 tarihli ve 2012/156 esas, 2013/176 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23/06/2014 gün ve 231543 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “Tüm dosya kapsamına göre; Sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/1-c maddesindeki hakları kullanmaktan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, kendi altsoyu üzerindeki aynı hakları koşullu salıverilme tarihine kadar kullanmaktan yoksun bırakılması gerekirken, anılan Kanun’un 53/1-c maddesindeki hakları koşullu salıverilmeye kadar kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:

Tehdit suçundan sanık… hakkında yapılan yargılama sonucunda, .. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/11/2013 tarihli kararıyla, 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, yoklukta verilen kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, infaz aşamasında hak yoksunluklarına yönelik olarak kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:

Hürriyeti bağlayıcı cezanın kanuni sonucu olarak hükmedilen TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunlukları yönünden, aynı maddenin 3. fıkrasının gözetilmemesine ilişkindir.

III- Hukuksal Değerlendirme:

Uyuşmazlık konusunda bir karar vermeden önce, kanun yararına bozma istemine konu edilen hükümde belirlenen yeni hukuka aykırılık durumlarının incelenmesi gerekmektedir.

5237 sayılı TCK’nın “Zincirleme Suç” başlıklı 43. maddesinin 1. fıkrasında; “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır” şeklinde zincirleme suç tanımlanmış, ikinci fıkrasında ise; “Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır” denilmek suretiyle zincirleme suçtan farklı bir müessese olan, aynı nev’iden fikri içtima kuralı düzenlenmiştir.

Buna göre zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, bir suç işleme kararının icrası çerçevesinde bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi veya birden fazla kişiye karşı aynı suçun tek bir fiille işlenmesi gerekmektedir.

İnceleme konusu somut olayda; Bozdoğan Cumhuriyet Başsavcılığının 24.08.2012 tarihli iddianamesiyle, sanık hakkında aralarında alacak ihtilafı bulunan müşteki …. iş yerinin camını bu kişinin gıyabında kırdığı için mala zarar verme suçundan, ayrıca iş yerinde bulunan işçiler … ve … elinde bulunan nacak ile tehdit ettiği için silahla tehdit suçundan kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda sanığın bu eylemleri sabit kabul edilerek her iki suçtan cezalandırılmasına karar verildiği görülmektedir.

Ancak, mağdur .. .. Asliye Ceza Mahkemesinde vermiş olduğu 20.11.2012 tarihli ifadesinde, olay günü sanığın işyerine geldiğinde, aralarında alacak ihtilafı bulunan iş yeri sahibi … gıyabında ona hitaben küfür ve tehditler ettiğini, sanığın kendisini tehdit etmediğini, olay nedeniyle şikayetinin ve zararının bulunmadığını beyan etmesine karşın, tehdit eyleminin kime yönelik olduğu açıklattırılmadan ve mağdur.. aşamalardaki anlatımları ile, diğer mağdur … ifadeleri arasında ortaya çıkan çelişkiler giderilmeden, TCK’nın 43. maddesinin uygulandığı görülmektedir.

Ayrıca TCK’nın 106/2-a, 43/2 ve 62. maddeleri uyarınca sonuç olarak, 2 yıl 1 ay hapis cezasına hükmolunması gerekirken, TCK’nın 61/6. maddesindeki ölçütlere riayet edilmeyerek, 1 yıl 13 ay hapis cezasına hükmolunduğu anlaşılmıştır.

Yargıtay incelemesi sırasında saptanan ve yukarıda belirtilen yeni hukuka aykırılık nedeni, kanun yararına bozma talebine konu edilmediğinden, belirtilen kanun yolunun niteliği gereği re’sen giderilemeyecektir. Y.C.G.K.’nun 17.07.2007 gün ve 2007/145-172 sayılı, 27.3.2007 gün ve 2007/73-76 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere hükümdeki diğer yasaya aykırılıklar giderilmeden, uyuşmazlık konusunda karar verilmesi halinde, hukuka aykırılıkları giderme ve ülkede uygulama birliğini hukuka uygunlukla sağlama amacına hizmet için öngörülen “Kanun yararına bozma” kurumu, bünyesinde hukuka aykırılık taşıyan hükümleri onaylama sonucunu doğuracaktır. Bu nedenle kanun yararına bozma konusunun bu aşamada sonuçlandırılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1) Kanun yararına bozma isteği hakkında bu aşamada bir KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA,

2) Hükümde saptanan yeni hukuka aykırılık nedeni açısından, kanun yararına bozma yoluna başvurulup başvurulmayacağının takdiri için, dosyanın Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMEK üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, bu hususun değerlendirilmesinden sonra, diğer kanun yararına bozma isteminin incelenmesine, 26.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.