Danıştay Kararı 10. Daire 2017/2496 E. 2022/1697 K. 30.03.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2017/2496 E.  ,  2022/1697 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2017/2496
Karar No : 2022/1697

DAVACI : … San. ve Tic. Ltd. Şti
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN_KONUSU : Davacı şirketçe ithal edilen “…” markalı pembe saç tokasının güvensiz ürün olduğundan bahisle, 4703 sayılı Kanun’un 11. ve 12. maddeleri uyarınca piyasaya arzının yasaklanması, piyasaya arz edilen ürünlerin toplatılıp güvenli hale getirilmesi, bunun mümkün olmaması halinde bertaraf edilmesi, gazete ve televizyon aracılığıyla risk altındaki tüketicilere duyurulması ile 15.226,00 TL idari para cezası uygulanması yönünde tesis edilen … tarih ve … sayılı Bakanlık Onayının bildirimine ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü’nün … tarihli ve … sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olduğu iddiasıyla 20/04/2012 tarih ve 28270 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01/01/2013 tarihinde yürürlüğe giren Tüketici Ürünlerinin Güvenlik Risklerinin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 5. ve 10. maddelerinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :
Dava konusu uygulama işleminin dayanağının muğlak bir şekilde ifade edildiği, savunmasının istenilmesine ilişkin davalı idare yazısında Oyuncaklar Hakkında Yönetmelik’ten bahsedilmesine rağmen dava konusu uygulama işleminde bu yönetmelikten bahsedilmediği, dava konusu Tebliğin 5. ve 10. maddelerinin eksik düzenlemeler içerdiği, bu nedenle de keyfiliğe yol açtığı, Tebliğin 5. maddesinde idarenin yaptırım uyguladığı kişiler nezdinde bilgilendirme yapmasına veya denetim ve bilgilendirme eksikliğinde sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin bulunmadığı, idarenin özenli ve hukuki güvenliği tesis eder nitelikte düzenleme yapmadığı, genel düzenleme yetkisini kullanmadığı, 4703 sayılı Kanun’un 11. ve 12. maddelerinin somut olaylara uygulanabilirliği açısından idari düzenlemeye ihtiyaç olduğu, ancak idarenin bu yükümlülüğünü yerine getirmediği, Tebliğin 10. maddesiyle Kanunun yaptırımlara ilişkin lafzının doğrudan alındığı, somut olay adaletini sağlayacak düzenlemelerin yapılmadığı, dava konusu gerek düzenleyici işlem gerekse uygulama işleminde idarenin sağlık yönünden tehlike arz eden ürünlerin piyasaya sürmesindeki sorumluluğuna yer verilmediği, saç tokalarının, ilgili birimlerin izni alındıktan sonra hukuka uygun şekilde yurda sokulduğu, idarenin denetiminden geçmesine rağmen aylar sonra piyasa gözetimi ve denetimi faaliyetleri sonucunda ürünlerin sağlığa zararlı olduğuna kanaat getirildiği, idarenin ürünlerin yurda girişi esnasında sağlığa zararlı olabileceğine yönelik herhangi bir bildirimde bulunmadığı, tehlike arz eden ürünün piyasaya arzında sorumluluğun tamamının ithalatçıya yüklenmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI :
Usule ilişkin olarak, davanın süresinde açılmadığı, idari para cezasına karşı … Sulh Ceza Hakimliğinin … D. İş dosyasına kayden itiraz edildiği, aynı işlem hakkında … İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında iptal davası açıldığı, bu nedenle davanın derdestlik nedeniyle reddi gerektiği, davacının iptalini istediği Tebliğ hükümleri iptal edilse dahi ürünün kimyasal özelliklerinin Bazı Tüketici Ürünlerinin Tehlikeli Kimyasal Madde İçeriğine Yönelik Piyasa Gözetimi ve Denetimine İlişkin Tebliğ’e aykırı olmaya devam edeceğinden davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı; esasa ilişkin olarak, dava konusu Tebliğin Ek-1 sayılı ekinde yiyecek taklidi ürünlere ilişkin temel gereklerin “TS EN 71-1 : 2011 Oyuncak Güvenliği Bölüm 1: Mekanik ve Fiziksel Özellikler”e göre yapılacağının belirtildiği, Oyuncaklar Hakkında Yönetmelikte düzenlenen standartlara yapılan atıf nedeniyle incelemenin bu Yönetmelik uyarınca da yapıldığı, ürünün oyuncak olarak kabul edilmediği, numune üründe rastlanan ve asgari sınırı aşan ftalatların büyüme hormonu karakterli ve üremeyi engelleyici tehlikeli kimyasallar olduğu, dava konusu Tebliğde, idarelerinin piyasa denetimi ve gözetimini yapmakla görevli olduğu bazı ürünlere ilişkin fiziksel özellikler yönünden güvenlik kurallarını belirleme yükümlülüğünün yerine getirildiği, risk esaslı olarak yürütülmesi nedeniyle ithalat aşamasında yapılan denetimlerde, tüm ürünlerin denetlenmesi, analiz edilmesi ve rapor hazırlanmasının mümkün olmadığı, gümrük kapılarında yapılan denetimlerin 4703 sayılı Kanun uyarınca değil, 4458 sayılı Gümrük Kanunu ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanuna dayanılarak yapıldığı, dava konusu işlemlerin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, davacı Şirket tarafından piyasaya arz edilen “…” markalı pembe saç tokasının güvensiz ürün olduğundan bahsedilerek 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanunun 11 ve 12’nci maddeleri uyarınca maddesi uyarınca ürünün toplatılması, bertaraf edilmesi ve piyasaya arzının yasaklanması ile 15.226, TL idari para cezası verilmesine ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğünün … sayılı işlemi ile 20.4.2012 gün ve 28270 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Tüketici Ürünlerinin Güvenlik Risklerinin Belirlenmesine İlişkin Tebliğin 5 ve 10’uncu maddelerinin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı İdare tarafından usüle ilişkin olarak ileri sürülen iddialar, yerinde görülmeyerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
Ürünlerin piyasaya arzı, uygunluk değerlendirmesi, piyasa gözetimi ve denetimi ile bunlarla ilgili olarak yapılacak bildirimlere ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla yürürlüğe giren 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinin e bendinde, “Güvenli ürün: Kullanım süresi içinde, normal kullanım koşullarında risk taşımayan veya kabul edilebilir ölçülerde risk taşıyan ve temel gerekler bakımından azami ölçüde koruma sağlayan ürün,” olarak; “Piyasaya arz: Ürünün, tedarik veya kullanım amacıyla bedelli veya bedelsiz olarak piyasada yer alması için yapılan faaliyet,” olarak tanımlanmış; 5’inci maddesinin 3’üncü fıkrasında, “Üretici, piyasaya sadece güvenli ürünleri arz etmek zorundadır. Teknik düzenlemelere uygun ürünlerin güvenli olduğu kabul edilir. Teknik düzenlemenin bulunmadığı hallerde, ürünün güvenli olup olmadığı; ulusal veya uluslararası standartlara; bunların olmaması halinde ise söz konusu sektördeki iyi uygulama kodu veya bilim ve teknoloji düzeyi veya tüketicinin güvenliğe ilişkin makul beklentisi dikkate alınarak değerlendirilir.”; 11’inci maddesinde de, “Kontrol sonucunda ürünün güvenli olmadığının tespit edilmesi halinde, masrafları üretici tarafından karşılanmak üzere, yetkili kuruluş; a) Ürünün piyasaya arzının yasaklanmasını, b) Piyasaya arz edilmiş olan ürünlerin piyasadan toplanmasını, c) Ürünlerin, güvenli hale getirilmesinin imkânsız olduğu durumlarda, taşıdıkları risklere göre kısmen ya da tamamen bertaraf edilmesini, d)(a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilen önlemler hakkında gerekli bilgilerin, masrafları üreticiden karşılanmak üzere, ülke genelinde dağıtımı yapılan iki gazete ile ülke genelinde yayın yapan iki televizyon kanalında ilanı suretiyle, risk altındaki kişilere duyurulmasını, sağlar.”; 12’nci maddesinin 1’inci fıkrasının b bendinde ise, “5’inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı hareket eden üreticiler hakkında on bin Türk lirasından yirmi beş bin Türk lirasına kadar,….idari para cezası uygulanır.” hükümlerine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen hükümlere göre, şartlara uymayan üreticilere idari para cezası uygulanacağı açıktır.
Öte yandan; 29/6/2001 tarihli ve 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanuna, 3/6/2011 tarihli ve 640 sayılı Gümrük ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye, 13/11/2001 tarihli ve 2001/3529 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Ürünlerin Piyasa Gözetimi ve Denetimine Dair Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanan ve 20.4.2012 gün ve 28270 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Tüketici Ürünlerinin Güvenlik Risklerinin Belirlenmesine İlişkin Tebliğin 5’inci maddesinde, “Bu Tebliğin Ek-1 listesinde yer alan ürünlerin, insan sağlığı, can ve mal güvenliği, hayvan ve bitki sağlığı, çevre ve tüketicinin korunması açısından sahip olması gereken asgari güvenlik koşullarını karşılaması zorunludur. Bu ürünlerin temel gereklere uygunluğu, bu Tebliğin aşağıdaki hükümleri ile ekindeki listelerde yer alan uyumlaştırılmış veya referans standartlar dikkate alınarak değerlendirilir.” hükmüne; 10’uncu maddesinde ise, “Bu Tebliğ hükümlerine uyulmaması durumunda, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun hükümleri uygulanır.” hükmüne yer verilmiş olup; ülkemizin dünya piyasalarına ve Avrupa Birliği (AB)’ne tam entegrasyonu ile Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması eki Ticarette Teknik Engeller Anlaşması ve AB-Türkiye Gümrük Birliği’nin son dönemine ilişkin kuralları belirleyen 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı çerçevesindeki taahhütlerimizin yerine getirilmesini sağlamaya yönelik olarak; ürünlerin piyasaya arz koşullarının, uygunluk değerlendirmesi olarak anılan ürünün ilgili teknik düzenlemesine uygun ve güvenli olup olmadığının test edilmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; davacı Şirket tarafından temin edilen … barkod numaralı … isimli eşyaya ait numunenin analizinde, içerdiği kimyasal madde miktarının “Bazı Tüketici Ürünlerinin Tehlikeli Kimyasal Madde İçeriğine Yönelik Piyasa Gözetimi ve Denetimine İlişkin Tebliğ”de izin verilen limitlerin üzerinde, 50,37 oranında DEHP ve DINP içerdiğinin … sayılı test raporu ile tespiti üzerine söz konusu ürünün renk, görüntü ve boyut olarak yiyecek taklidi olduğu ve özellikle çocuklar tarafından ağıza alındığında sağlığı olumsuz yönde etkileyecek sonuçlara yol açabileceğinden bahisle 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanunun 12’nci maddesi uyarınca 15.226,00-TL idari para cezası verilmesi ile 11’inci maddesi uyarınca ürünün toplatılması, bertaraf edilmesi ve piyasaya arzının yasaklanmasına ilişkin … sayılı Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü işlemi ile buna dayanak alınan Tüketici Ürünlerinin Güvenlik Risklerinin Belirlenmesine İlişkin Tebliğin 5 ve 10’uncu maddelerinin iptali istemiyle açılmıştır.
Bu itibarla, güvensiz ürünleri piyasaya arz ettiği hususu ürüne ait numune üzerinde yapılan test raporu ile saptanan davacı Şirket adına 4703 sayılı Kanun hükümleri uyarınca idarî para cezası uygulanmasına ilişkin işlemde ve kamunun sağlığı ve AB kriterleri gözönüne alınarak uygulamaya konulan düzenlemede hukkamunun sağlığı ve AB kriterleri gözönüne alınarak uygulamaya konulan düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık görülmemiştir.
Öte yandan; davacı Şirket tarafından ileri sürülen diğer iddiaların ise, yasal dayanağı bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle, davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun kapsamında, 06/10/2015 tarihinde, … Mah. … AVM … Blok No:… …/… adresinde faaliyet gösteren “…Ltd. Şti.” adlı firmada davalı idare görevlilerince gerçekleştirilen piyasa gözetimi ve denetimi faaliyetleri sırasında riskli görülen kiraz şeklindeki “… pembe toka” adlı üründen numune alınarak akredite edilmiş laboratuvara gönderilmiştir.
… Laboratuvar ve Gözetim Hizmetleri A.Ş. Laboratuvarında gerçekleştirilen fiziksel özellik testleri, dava konusu “Tüketici Ürünlerinin Güvenlik Risklerinin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ”in Ek-1 listesinde yapılan atıf üzerine “Oyuncaklar Hakkında Yönetmelik” hükümlerinde yer alan ve AB standartlarında belirtilen limit değerlere göre incelenmiş ve bu limit değerlere uygun olmadığı rapora bağlanmış; kimyasal testler ise, “Bazı Tüketici Ürünlerinin Tehlikeli Kimyasal Madde İçeriğine Yönelik Piyasa Gözetimi ve Denetimine İlişkin Tebliğ” kapsamında incelenmiş, anılan Tebliğ uyarınca en fazla %0,1 olması gereken DEHP ve DINP (fitalat) maddeleri %0,37 olarak tespit edilmiştir.
Bunun üzerine Bakanlık tarafından, 10/10/2016 tarihli dava konusu uygulama işlemiyle işlem tarihinde yürürlükte olan 4703 sayılı Kanun’un 11. maddesi uyarınca ürünün piyasaya arzının yasaklanmasına, piyasadaki ürünlerin toplatılmasına ve bertarafına, durumun tüketicilere televizyon ve gazete ile duyurulmasına ve 12. madde uyarınca davacı şirkete idari para cezası verilmesine karar verilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
1- Davalı idarenin süre itirazı:
İptali istenilen bireysel işlemin 31/10/2016 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davanın, uygulama işlemi ile birlikte anılan işlemin hukuki sebebi niteliğinde olan 20/04/2012 tarih ve 28270 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Tüketici Ürünlerinin Güvenlik Risklerinin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ”in iptali istemiyle 29/12/2016 tarihinde açıldığı görüldüğünden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesi, 4. fıkrasında yer alan, düzenleyici işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabileceği düzenlemesi karşısında, uygulama işleminin tebliğinden itibaren 60 gün içinde açılan davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla, davalı idarenin süreye ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir.
2- Davalı idarenin derdestlik itirazı:
Tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bir dava görülmekte iken, ikinci davanın esasının derdestlik nedeniyle incelenemeyeceği usul hukukunun genel ilkelerindendir.
Davacı tarafından, bakılan davada iptali istenilen bireysel işleme yönelik olarak öncelikle … Sulh Ceza Hakimliği’nde … D. İş sayılı dosyası ile itiraz başvurusu yapılmış, bu başvurunun görev yönünden reddi üzerine … İdare Mahkemesinde bireysel işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.
Bireysel işlem yönünden, Dairemizde görülen işbu dava ile … İdare Mahkemesinin E:… sayılı davasının tarafları, konusu ve sebebi aynı ise de; Dairemizde bakılmakta olan dava 29/12/2016 tarihinde açılmış iken, … İdare Mahkemesinin E:… sayılı esasına kayıtlı dava, 04/01/2017 tarihinde açılmıştır.

… İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, anılan karara yönelik davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla istinaf başvurusunun kabulüne, … İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine kararı verilmiştir.
Bu durumda, Dairemizde açılan işbu davanın … İdare Mahkemesinde açılan davadan tarih itibariyle daha önce açıldığı anlaşıldığından, davalı idarenin derdestlik itirazı da yerinde görülmemiştir.

3- Davalı idarenin davacının ilgili Tebliğ hükümlerinin iptalini istemekte hukuki yararının bulunmadığına yönelik itirazı:
Davalı idarece, davacı şirketin ithal ettiği ürünün laboratuvar incelemesi sonucu hem fiziksel hem de kimyasal özelliklerinden dolayı güvensiz olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafından 5. ve 10. maddelerinin iptali istenilen Tebliğ’in salt fiziksel özelliklere ilişkin düzenlemeler içerdiği, bu maddeler iptal edilse dahi kimyasal özellikleri nedeniyle de güvensiz olan ürün hakkında tesis edilen bireysel işlemin iptal edilemeyeceği, bu nedenle de davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı iddia edilmiştir.
Dava konusu bireysel işlem, davacı şirket tarafından ithal edilen ürünün “Tüketici Ürünlerinin Güvenlik Risklerinin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ” ve “Bazı Tüketici Ürünlerinin Tehlikeli Kimyasal Madde İçeriğine Yönelik Piyasa Gözetimi ve Denetimine İlişkin Tebliğ”de belirtilen temel gerekliliklere uygun olmadığının tespiti üzerine tesis edilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesi, 4. fıkrası uyarınca, ilgililer, düzenleyici işlemin uygulanması suretiyle haklarında tesis edilen bireysel işlemlere karşı dava açma süresi içinde düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler.
Bireysel işlem tesis edilirken birden fazla düzenleyici işlem uygulanmış ise, düzenleyici işlemlerin tamamı dava konusu edilebileceği gibi sadece bir kısmının ya da birisinin dava konusu edilmesi de mümkündür.
Bu çerçevede, davacının bireysel işlemle birlikte bireysel işlemin dayanağı olan yukarıda belirtilen Tebliğlerden sadece birini dava konusu etmiş olması, dava açmada hukuki yararının bulunmadığı sonucunu doğurmadığından, başka bir ifadeyle bireysel işlemin yalnızca bir yönden de olsa dayanağını teşkil eden Tebliğin davacının menfaatini ihlal ettiği açık olduğundan, davalı idarenin bu yöndeki itirazına da itibar edilmemiştir.

ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
Dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan 4703 Sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3. maddesi, 1. fıkrası, (g) bendinde, “üretici”nin bir ürünü üreten, imal eden, ıslah eden veya ürüne adını, ticarî markasını veya ayırt edici işaretini koymak suretiyle kendini üretici olarak tanıtan gerçek veya tüzel kişiyi; üreticinin Türkiye dışında olması halinde, üretici tarafından yetkilendirilen temsilciyi ve/veya ithalatçıyı; ayrıca, ürünün tedarik zincirinde yer alan ve faaliyetleri ürünün güvenliğine ilişkin özelliklerini etkileyen gerçek veya tüzel kişiyi; (l) bendinde, “yetkili kuruluş”un, ürünlere ilişkin mevzuat hazırlamaya ve yürütmeye yasal olarak yetkili bulunan ve bu Kanun hükümlerini kendi görev alanına giren ürünler itibarıyla uygulayacak olan kamu kurum veya kuruluşunu ifade ettiği; “Ürünlere İiişkin teknik düzenlemeler” başlıklı 4. maddesinde, ürünlere ilişkin teknik düzenlemelerin yetkili kuruluşlar tarafından hazırlanacağı; “Ürünlerin piyasaya arzında üreticilerin ve dağıtıcıların yükümlülükleri” başlıklı 5. maddesinde, üreticinin piyasaya sadece güvenli ürünleri arz etmek zorunda olduğu, teknik düzenlemelere uygun ürünlerin güvenli olduğunun kabul edileceği; “Ürünün piyasaya arzının yasaklanması, toplatılması ve bertarafı” başlıklı 11. maddesinde, ilgili teknik düzenlemeye uygunluğu belgelenmiş olsa dahi, bir ürünün güvenli olmadığına dair kesin belirtilerin bulunması halinde, bu ürünün piyasaya arzının, kontrol yapılıncaya kadar yetkili kuruluşça geçici olarak durdurulacağı, kontrol sonucunda ürünün güvenli olmadığının tespit edilmesi halinde, masrafları üretici tarafından karşılanmak üzere, yetkili kuruluşun; a) Ürünün piyasaya arzının yasaklanmasını, b) Piyasaya arz edilmiş olan ürünlerin piyasadan toplanmasını, c) Ürünlerin, güvenli hale getirilmesinin imkânsız olduğu durumlarda, taşıdıkları risklere göre kısmen ya da tamamen bertaraf edilmesini, d) (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilen önlemler hakkında gerekli bilgilerin, masrafları üreticiden karşılanmak üzere, ülke genelinde dağıtımı yapılan iki gazete ile ülke genelinde yayın yapan iki televizyon kanalında ilanı suretiyle, risk altındaki kişilere duyurulmasını sağlayacağı; “Ceza hükümleri” başlıklı 12. maddesi, 1. fıkrası, (b) bendinde, Kanunun 5. maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı hareket eden üreticiler hakkında on bin Türk Lirasından yirmi beş Türk Lirasına kadar idari para cezası uygulanacağı; 14. maddesi, 1. fıkrası, (b) bendinde, piyasa gözetimi ve denetimi, uygunluk değerlendirme kuruluşları ve onaylanmış kuruluşlar ve diğer hususlara ilişkin usul ve esasların Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmeliklerle düzenleneceği öngörülmüştür.
4703 sayılı Kanun’un 14. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 17/01/2002 tarihli, 24643 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ürünlerin Piyasa Gözetimi ve Denetimine Dair Yönetmeliğin 5. maddesinde, “(1) Ürünlere ilişkin teknik düzenlemeler yetkili kuruluşlar tarafından hazırlanır.
(2) Teknik düzenlemelerde uyumlaştırılmış ulusal standartlara atıfta bulunulması halinde, ilgili uyumlaştırılmış ulusal standartların hazırlanması veya hazırlattırılması, tadil veya revize edilmesi, re’sen veya yetkili kuruluşların talebi üzerine, Türk Standardları Enstitüsü tarafından gerçekleştirilir.
(3) Yetkili kuruluşlar, teknik düzenlemeleri insan sağlığının, can ve mal güvenliğinin, çevrenin, hayvan ve bitki sağlığının veya tüketicinin korunması veya enerji verimliliğinin sağlanması gibi bir kamu yararını gözeterek, rekabeti engellemeyecek şekilde ve gözettiği amacın ötesine geçmeyen, uygun, orantılı, açık ve uygulanabilir hükümler koyarak hazırlar.
” kuralı; 8. maddesi, 1. fıkrasında, “Piyasa gözetimi ve denetimi; ürünün piyasaya arzı veya dağıtımı aşamasında veya ürün piyasada iken, ilgili teknik düzenlemeye uygun olarak üretilip üretilmediğini, güvenli olup olmadığını denetlemek veya denetlettirmek; güvenli olmayan ürünlerin güvenli hale getirilmesini temin etmek, gerektiğinde yaptırımlar uygulanmasını sağlamak amacıyla yetkili kuruluş tarafından yapılacak her türlü faaliyeti kapsar.” düzenlemesi yer almıştır.
Ayrıca Yönetmeliğin 10. ,11. ve 20. maddelerinde, Kanun’da öngörülen idari tedbir ve yaptırımların uygulanmasına yönelik detaylara yer verilmiştir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine dayanılarak 20/04/2012 tarih ve 28270 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve 01/01/2013 tarihinde yürürlüğe giren Tüketici Ürünlerinin Güvenlik Risklerinin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 4. maddesi, 1. fıkrası, (g) bendinde, “yiyecek taklidi ürün”, gıda ürünü olmamalarına rağmen, sahip oldukları şekil, koku, renk, görünüm, ambalaj, etiket, hacim veya boyutları nedeniyle olduklarından farklı görünen ve bu sebeple de tüketiciler, özellikle çocuklar tarafından gıda ürünleriyle karıştırılarak tüketicilerin sağlığını ve güvenliğini tehlikeye atan mallar olarak tanımlanmış; “Temel gerekler” başlıklı 5. maddesinde, “Bu Tebliğin Ek-1 listesinde yer alan ürünlerin, insan sağlığı, can ve mal güvenliği, hayvan ve bitki sağlığı, çevre ve tüketicinin korunması açısından sahip olması gereken asgari güvenlik koşullarını karşılaması zorunludur. Bu ürünlerin temel gereklere uygunluğu, bu Tebliğin aşağıdaki hükümleri ile ekindeki listelerde yer alan uyumlaştırılmış veya referans standartlar dikkate alınarak değerlendirilir.” düzenlemesine; “Yiyecek taklidi ürünlerin temel gerekleri” başlıklı 9. maddesinde, “Yiyecek taklidi ürünler ya da ayrılabilir kısımlarının, tüketiciler ve özellikle çocuklar tarafından ağza alınması, emilmesi ya da yutulması halinde boğulma, zehirlenme yahut sindirim sisteminde delinmeye veya tıkanmaya yol açmaması gerekir.” kuralına; “Yaptırım” başlıklı 10. maddesinde ise, “Bu Tebliğ hükümlerine uyulmaması durumunda, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun hükümleri uygulanır.
” kuralına yer verilmiş; “Tebliğ Kapsamındaki Ürünler ve İlgili Standardlar” başlıklı Ek-1 sayılı ekinin 8. sırasında yer alan “Yiyecek Taklidi Ürünler – Plastik Dekoratif Eşyalar” kapsamındaki ürünlerin, “TS EN 71-1: 2011 Oyuncak Güvenliği Bölüm1: Mekanik ve Fiziksel Özellikler
” uyumlaştırılmış ulusal standardına uygun olması gerektiği öngörülmüştür.
14/01/2015 tarih ve 29236 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve işlem tarihinde yürürlükte olan Bazı Tüketici Ürünlerinin Tehlikeli Kimyasal Madde İçeriğine Yönelik Piyasa Gözetimi ve Denetiminde İlişkin Tebliğ’in “Sınırlamalar” başlıklı 5. maddesinde, bu Tebliğin Ek-1’inde yer alan tehlikeli kimyasalların kullanımının, karşılarında belirtilen ürünler ve bu ürünler için belirlenen kullanım limitleri itibari ile sınırlandırıldığı; “Piyasa gözetimi ve denetimi” başlıklı 6. maddesinde, bu Tebliğ kapsamına giren tüketici ürünlerinin piyasa gözetimi ve denetiminin, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Piyasa Gözetimi ve Denetimi Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak Gümrük ve Ticaret Bakanlıği tarafından yapılacağı; “Yaptırım” başlıklı 7. maddesinde ise, Bakanlıkça gerçekleştirilen piyasa gözetim ve denetim faaliyetleri sonucunda bu Tebliğin Ek-1’inde yer alan sınırlara uygun olmayan ürünlerin tespiti halinde Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmış; “Kısıtlamaya Tabi Maddeler Kısıtlama Şartları ve Kapsamdaki Ürünler” başlıklı Ek-1 sayılı ekinin 2. satırında, çocuk kullanım ve bakım ürünleri, oyuncaklar, oyuncak kapsamında değerlendirilecek kırtasiye ürünleri ve ayakkabıların; fitalat grubu maddeler olan DEHP, DBP, BBP, DINP, DIDP, DNOP isimli maddeleri %0.1’den daha yüksek konsantrasyonlarda içermesi halinde piyasaya arz edilemeyeceği belirtilmiştir.

1. Tebliğin İptali İstenilen Kısımlarının İncelenmesi:
A. Mevzuat Hükümlerinin Anlam ve Kapsamı İle Tebliğin Yetki Yönünden İncelenmesi:
(Mülga) 4703 sayılı Kanun ile Ürünlerin Piyasa Gözetimi ve Denetimine Dair Yönetmeliğin yukarıda aktarılan hükümlerinin birlikte incelenmesinden; tüketici ürünlerine ilişkin teknik düzenlemelerin; insan sağlığının, can ve mal güvenliğinin, çevrenin, hayvan ve bitki sağlığının veya tüketicinin korunması veya enerji verimliliğinin sağlanması gibi bir kamu yararını gözeterek, rekabeti engellemeyecek şekilde ve gözettiği amacın ötesine geçmeyen, uygun, orantılı, açık ve uygulanabilir hükümler koymak suretiyle yetkili kuruluş sıfatıyla davalı Bakanlık tarafından hazırlanacağı; teknik düzenlemelerde uyumlaştırılmış ulusal standart ile AB standartına atıfta bulunulabileceği, uyumlaştırılmış ulusal standarta atıfta bulunulması halinde bu standartın TSE tarafından hazırlanıp tadil ve revize edileceği; söz konusu teknik düzenlemeler çerçevesinde gerçekleştirilecek piyasa gözetimi ve denetimi faaliyetlerinin, ürünün piyasaya arzı veya dağıtımı aşamasında yapılabileceği gibi güvenli ürün (teknik düzenlemelere uygun) olup olmadığının tespiti amacıyla ürün piyasada iken de yapılabileceği, yapılan denetimler sonucunda güvenli ürün olmadığının tespiti halinde Bakanlık tarafından Kanun’un 11. ve 12. maddelerinde öngörülen idari tedbir ve yaptırımların (ürünlerin piyasaya arzının yasaklanması, piyasaya arz edilen ürünlerin toplatılıp güvenli hale getirilmesi, bunun mümkün olmaması halinde bertaraf edilmesi, gazete ve televizyon aracılığıyla risk altındaki tüketicilere duyurulması, idari para cezası uygulanması) uygulanabileceği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, davalı Bakanlığın, piyasaya nihai ürün olarak arz edilen tüketici ürünlerinin insan sağlığı, can ve mal güvenliği, hayvan ve bitki sağlığı, çevre ve tüketicinin korunması açısından sahip olması gereken asgari güvenlik koşullarını (temel gerekleri) belirlemek amacıyla yürürlüğe konulan dava konusu Tebliği düzenlemeye yetkili olduğu hususunda duraksama bulunmamaktadır.

B. Tebliğin 5. Maddesinin İncelemesi:
Dava konusu Tebliğin “Temel gerekler” başlıklı 5. maddesinde, bu Tebliğin Ek-1 listesinde yer alan ürünlerin, insan sağlığı, can ve mal güvenliği, hayvan ve bitki sağlığı, çevre ve tüketicinin korunması açısından sahip olması gereken asgari güvenlik koşullarını karşılamasının zorunlu olduğu; bu ürünlerin temel gereklere uygunluğunun, bu Tebliğin aşağıdaki hükümleri ile ekindeki listelerde yer alan uyumlaştırılmış veya referans standartlar dikkate alınarak değerlendirileceği düzenlenmiştir.
Tebliğ’in Ek-1 listesi incelendiğinde, 12 çeşit ürünün başlıca taşıdığı riskler ve bu ürünlere yönelik uyumlaştırılmış ulusal standartların ve/veya AB standartlarının yer aldığı görülmektedir.
(Mülga) 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun’un 4. maddesinde, ürünlere ilişkin teknik düzenlemelerin yetkili kuruluşlar tarafından hazırlanacağı belirtilmiş; Yönetmeliğin 5. maddesinde ise, yetkili kuruluşların, teknik düzenlemeleri insan sağlığının, can ve mal güvenliğinin, çevrenin, hayvan ve bitki sağlığının veya tüketicinin korunması veya enerji verimliliğinin sağlanması gibi bir kamu yararını gözeterek, rekabeti engellemeyecek şekilde ve gözettiği amacın ötesine geçmeyen, uygun, orantılı, açık ve uygulanabilir hükümler koyarak hazırlayacağı; teknik düzenlemelerde uyumlaştırılmış ulusal standartlar ile AB standartlarına atıf yapılabileceği öngörülmüş; dava konusu Tebliğ ile de Ek-1 listede belirtilen 12 çeşit ürün hakkındaki asgari güvenlik koşulları, uyumlaştırılmış ulusal standartlar ve AB standartları çerçevesinde belirlenmiştir.
Bu durumda, Tebliğin iptali istenilen 5. maddesi ile Kanun ve Yönetmelik tarafından verilen yetki ve çizilen sınırlar (insan sağlığı kriteri gibi) çerçevesinde Tebliğ kapsamındaki nihai tüketici ürünlerinin sahip olması gereken asgari güvenlik koşullarının (temel gereklerinin) kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilmek suretiyle uyumlaştırılmış ulusal ve/veya AB standartlarına uygun olarak belirlendiği, dolayısıyla düzenlemenin üstün kamu yararı ve üst normlara uygun olarak tesis edildiği anlaşıldığından, anılan maddede hukuka aykırılık görülmemiştir.

C. Tebliğin 10. Maddesinin İncelemesi:
Dava konusu Tebliğin “Yaptırım” başlıklı 10. maddesinde, Tebliğ hükümlerine uyulmaması halinde 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Yapılmasına Dair Kanun hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiş olup; yukarıda belirtildiği üzere Tebliğ, 4703 sayılı Kanun vermiş olduğu yetki ile tüketici ürünlerinin güvenli olarak piyasaya arzının sağlanması için temel gerekleri belirlemektedir.
4703 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 3. fıkrasında, piyasaya sadece güvenli ürünlerin arz edilebileceği, teknik mevzuata uygun ürünlerin güvenli ürün kabul edileceği belirtilmiş; 12. maddesinin 1. fıkrası, (b) bendinde de, anılan maddeye aykırılık halinde uygulanacak idari para cezası düzenlenmiştir.

4703 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca teknik düzenleme niteliğindeki dava konusu Tebliğ hükümlerine aykırı olan ürünün, aynı Kanun’un 5. maddesinin 3. fıkrası uyarınca güvenli ürün olmayacağı, güvenli olmayan ürünlerin ise 4703 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde piyasaya arz edilemeyeceği, bu hükme aykırılık halinde de idari yaptırım uygulanacağı Kanun’un emredici ve açık kuralı olduğundan, anılan Kanun hükümleriyle aynı doğrultuda olan ilgili Tebliğ maddesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

2. Dava Konusu Bireysel İşlemin İncelenmesi:
Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri uyarınca, üreticinin piyasaya güvenli ürün arz etmek zorunda bulunduğu, teknik düzenlemelere uygun bulunmayan ürünlerin güvensiz olduğunun kabulü gerektiği, ürünün teknik düzenlemelere uygun olup olmadığının ise piyasa gözetim ve denetim faaliyetleri kapsamında laboratuvar ortamında, numuneler üzerinde yapılan test ile ortaya çıkarılacağı, ürünün güvensiz bulunması halinde, idarenin ürünün piyasaya arzının yasaklanmasına, piyasaya arz edilmiş olan ürünlerin piyasadan toplanmasına, ürünlerin güvenli hale getirilmesinin imkânsız olduğu durumlarda, taşıdıkları risklere göre kısmen ya da tamamen bertaraf edilmesine, gazete ve televizyon aracılığıyla risk altındaki tüketicilere ilan edilmesine karar verilebileceği, aynı zamanda üreticinin idari para cezası ile cezalandırılacağı açıktır.
Uyuşmazlıkta; davacı şirket tarafından ithal edilen ”… pembe toka” isimli ürünün, kiraz şeklinde olması nedeniyle, gıda ürünü olmamasına rağmen, sahip olduğu renk, karakteristik form, görünüm ve boyutları itibarıyla gıda maddesi olarak yanlış algılanabileceğinden yiyecek taklidi ürün kapsamında bulunduğu; başka bir anlatımla, olduğundan farklı görünerek tüketiciler, özellikle çocuklar tarafından ağza alındığında ve yutulduğunda boğulma ya da yaralanma riski oluşturduğu, solunum ve/veya sindirim sistemi tıkanıklığı riski taşıdığı açıktır.
Bu itibarla, söz konusu ürünün, yukarıda hukuka uygunluğu yargı kararıyla tespit edilen Tüketici Ürünlerinin Güvenlik Risklerinin Belirlenmesine İlişkin Tebliğin 5. maddesinin atfıyla Ek-1 sayılı ekinin 8. sırasındaki yiyecek taklidi ürünler hakkında uygulanan uyumlaştırılmış AB standardı kapsamındaki “Oyuncak Güvenliği – Kısım 1: Mekanik ve Fiziksel Özellikler” açısından Türk Akreditasyon Kurumu Başkanlığı’nca yetkilendirilmiş kuruluş olan … Laboratuvar ve Gözetim Hizmetleri A.Ş. tarafından test ve muayeneye tabi tutulmasında ve bu muayene sonucu güvensiz olduğunun belirlenmesi üzerine davaya konu idari tedbirler ile idari yaptırımın uygulanmasında, dayanağı mevzuata aykırılık görülmemiştir.
Kaldı ki, uyuşmazlığa konu yiyecek taklidi ürünün, Bazı Tüketici Ürünlerinin Tehlikeli Kimyasal Madde İçeriğine Yönelik Piyasa Gözetimi ve Denetiminde İlişkin Tebliğ çerçevesinde “Fitalat” açısından teknik düzenlemelere de uygun olmadığı, dolayısıyla bu yönden de güvensiz olduğu aynı laboratuvar tarafından tespit edilmiş olup; bu tespitin de tek başına mülga 4703 sayılı Kanun’un 11 ve 12. maddelerinde sayılan idari tedbirler ile para cezasının uygulanması için yeterli sebep olduğu anlaşıldığından, dava konusu uygulama işleminde bu açıdan da hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; söz konusu ürünün, işlem tarihinde yürürlükte olan 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun’un 5. maddesine uygun olmadığının tespit edilmesi üzerine, ürünün 4703 sayılı Kanun’un 11. ve 12. maddeleri uyarınca piyasaya arzının yasaklanması, toplatılması, bertaraf edilmesi ve gazete ve televizyon aracılığıyla risk altındaki tüketicilere ilan edilmesi yolundaki idari tedbirlerin alınmasına ve idari para cezası uygulanmasına ilişkin davaya konu bireysel işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın ve kullanılmayan … TL yürütmenin durdurulması harcının kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na temyiz yolu açık olmak üzere, 30/03/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.