YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/39616
KARAR NO : 2015/25376
KARAR TARİHİ : 26.03.2015
Tehdit suçundan sanık …, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-son cümle ve 62. maddeleri uyarınca 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair,… Ağır Ceza Mahkemesinin 23/12/2013 tarihli ve 2013/188 esas, 2013/358 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.07.2014 gün ve 262800 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında: “5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesindeki “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir” hükmü uyarınca, anılan maddenin 1. fıkrası bentlerindeki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmiş bulunulmasında isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Tehdit suçundan sanık …. hakkında yapılan yargılama sonucunda, … Ağır Ceza Mahkemesinin 23/12/2013 tarihli kararıyla, 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK’nın 50/2. maddesi dikkate alınarak TCK’nın 50/1. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği, yoklukta verilen kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, bu kararın infazı aşamasında, TCK’nın 50/3. maddesindeki seçenek yaptırımların uygulanması zorunluluğuna uyulmaması nedeniyle, kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Tehdit suçundan hükmolunan 25 gün hapis cezasının, TCK’nın 50/3. maddesi uyarınca, aynı Kanun’un 50/1. maddesinde belirtilen seçenek yaptırımlara çevrilmesi zorunluluğunun gözetilmemesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50. maddesinin 1. fıkrasında, kısa süreli hapis cezasının suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre, maddede sayılan seçenek yaptırımlara çevrilebileceği düzenlenmiş, aynı Kanun’un 3. fıkrasında ise, “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.” hükümlerine yer verilmiştir.
İnceleme konusu somut olayda; anılan Kanun hükümleri dikkate alınarak yapılacak değerlendirmeye göre, 20.09.2012 günlü suç tarihinden önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olan sanığa, 5237 sayılı TCK’nın 106/1-(ikinci cümle) maddesi uyarınca verilen 25 gün hapis cezasının, TCK’nın 50/3. maddesindeki amir hüküm gereğince, anılan maddenin 1. fıkrasında belirtilen seçenek yaptırımlardan birisine çevrilmesi zorunluluğu gözetilmeden, hapis cezasına mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1-Tehdit suçundan sanık …. hakkında, … Ağır Ceza Mahkemesinin 23/12/2013 tarihli ve 2013/188 esas, 2013/358 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2-Karardaki hukuka aykırılık sanığa daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirmekle, aynı Kanun maddesinin 4-d fıkrası uyarınca, dosyadaki belge ve bilgiler ile sanığın kişisel, sosyal ve ekonomik durumu da gözetilerek, sanığa tehdit suçundan TCK’nın 106/1-(ikinci cümle) maddesiyle verilen 25 gün hapis cezasının, TCK’nın 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca günlüğü takdiren 20 TL’den paraya çevrilerek sanığın, 500 TL adli para cezasıyla CEZALANDIRILMASINA,
3-Sonuç cezanın niteliğine göre, TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün karardan çıkarılmasına, infazın bu miktar üzerinden yapılmasına, kararın diğer yönlerinin olduğu gibi bırakılmasına, 26.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.