YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/28787
KARAR NO : 2015/18836
KARAR TARİHİ : 11.06.2015
MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik ve banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması
HÜKÜM : Hükümlülük
Gereği görüşülüp düşünüldü:
I- Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabule, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanığın, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak:
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yazılı sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise 2. fıkra gereğince cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümden 5237 sayılı TCK.nun 53/1. maddesinin uygulamasına ilişkin kısım çıkartılarak yerine ”sanığın, 5237 sayılı TCK.nun 53/1-3 madde ve fıkraları uyarınca, (c) bendinde sayılan kendi altsoyları üzerindeki velayet hakkı, vesayet ve kayyımlığa ait haklardan koşullu salıverilmeye kadar, madde ve bendlerde sayılan diğer haklardan ise hükmolunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” yazılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün oybirliğiyle (DÜZELTİLEREK ONANMASINA),
II- Sanık hakkında kredi kartının kötüye kullanılması suçundan kurulan hükme yönelik temyize gelince;
1- Sanığın, sahte nüfus cüzdanıyla bankaya kredi kartı almak için başvurduğu sırada henüz herhangi bir sözleşme imzalamadan gerçek kimlik sahibi olmadığının banka kayıtlarındaki bilgiler ile karşılaştırılması sonucu farkedilmesi üzerine bankadan başka bir işlem yapmadan ayrıldığı anlaşılmakla, atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
2- Kabul ve uygulamaya göre de;
a- Temel hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde, aynı gerekçelerle adli para cezasına esas birim gün sayısının alt sınırın üstünde belirlenmesi suretiyle hükümde çelişkiye neden olunması,
b- 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yazılı sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise 2. fıkra gereğince cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince (BOZULMASINA), 11.06.2015 gününde kredi kartının kötüye kullanılması suçundan oyçokluğu, resmi belgede sahtecilik suçundan oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY
Sayın çoğunluk ile aramızdaki hukuki uyuşmazlık kredi kartının kötüye kullanılması suçuna ilişkindir. Resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmünün onanması konusunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Yerel mahkeme başkasına ait nüfus cüzdanı üzerine kendi fotoğrafını yapıştırarak sahte nüfus cüzdanı ile kredi kartı almak için bankaya başvuran ve banka kayıtlarına göre mağdurun fotoğrafı ile sanığın ibraz ettiği kimlik üzerindeki fotoğrafın farklı olduğu ve gerçek kimlik sahibi olmadığı banka personeli tarafından anlaşılınca; sahte nüfus cüzdanını bırakarak bankadan ayrılan sanığın eylemini, kredi kartının kötüye kullanılması suçuna teşebbüs olarak değerlendirmiş, sayın çoğunluk ise sanığın herhangi bir sözleşme imzalamadan bankadan ayrılması nedeniyle suçun unsurları oluşmadığından sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.
Sanığın sahte nüfus cüzdanı ile kredi kartı almak için bankaya başvurması ve sahte kimliği banka personeline vermesinin sahte kredi kartı üretilmesine teşebbüs olduğu düşünülebilirse de; uygulamada sahte kredi kartı basılıncaya kadar eylemlerin 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun 37. maddesindeki suçu oluşturduğu kabul edilmektedir. Türk Ceza Kanununa göre özel düzenleme niteliğindeki bu hüküm nedeniyle sanığın sahte kredi kartı çıkartılıncaya kadar ki eylemlerinin 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun 37. maddesine göre cezalandırılması gerekmektedir. Kanunun 37. maddesinin 2. fıkrası metni şöyledir: “Kredi kartı veya üye işyeri sözleşmesinde veya eki belgede sahtecilik yapanlar veya SÖZLEŞME İMZALAMAK AMACIYLA SAHTE BELGE İBRAZ EDENLER bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına mahkum edilirler.”
Somut olayda sanık mağdurun nüfus cüzdanını bir şekilde ele geçirip üzerine kendi fotoğrafını yapıştırarak sahte nüfus cüzdanı ile bir banka şubesine giderek kredi kartı talebinde bulunmuş, kredi kartının düzenlenmesi için sahte nüfus cüzdanını banka görevlisine ibraz etmiştir. Banka görevlisi tarafından kimliğin sahte olduğu farkedilince de bankadan kaçmıştır. Sanığın kredi kartı sözleşmesi imzalamak amacıyla sahte nüfus cüzdanı ibraz etmekten ibaret eylemi 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun 37/2. maddesindeki suçu oluşturmaktadır. Bu nedenle sayın çoğunluğun henüz kredi kartı sözleşmesi imzalanmadığından sanığın beraati gerektiğine yönelik 1 no’lu bozma gerekçelerine katılmıyoruz. Yerel mahkeme hükmünün sanığın eyleminin 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun 37/2. maddesindeki suçu oluşturduğundan dolayı bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun beraate ilişkin bozma kararına karşıyız.