YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6080
KARAR NO : 2015/13276
KARAR TARİHİ : 09.12.2015
MAHKEMESİ : … .. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/01/2015
NUMARASI : 2014/37-2015/3
Taraflar arasında görülen davada … .. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/01/2015 tarih ve 2014/37-2015/3 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 16, 35. sınıfta tescilli 2009/00931 no’lu “….” ibareli, 18. sınıfta tescilli 2012/03817 no’lu “…. …. … S… Office D…” ibareli, sektörel tanınmış markaları, “www….-…..com” alan adlı internet sitesi bulunduğunu, davalının ticaret unvanının, “www…..com” alan adının, basılı evraklarında “..” ibaresini kullanmasının iltibasa neden olduğunu, davalı eylemlerinin müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, tecavüzün tespiti, men’i, davalının ticaret unvanının terkini, internet sitesinin kapatılması, haksız rekabetin önlenmesi ve müvekkilinin marka itibarı zedelendiğinden 1.000,00 TL maddi ve 1.000,00 TL manevi tazminatın ticari faiziyle birlikte tahsili, marka hakkına tecavüz eden davalının rekabeti olmasaydı, müvekkilinin markasını kullanması ile elde edebileceği muhtemel gelire göre şimdilik 1.000,00 TL’nin ticari faiziyle birlikte tahsili ve hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tarafların iştigal alanlarının farklı olduğunu, davacının ihtarnamesinden sonra marka ihlalini doğuracak kullanımları sona erdirdiklerini, müvekkilli şirket ortaklarının soy isimleri olması nedeniyle “..” unvanını kullandıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, 18/11/2013 tarihli cevabı ihtarnamesinden ve dava tarihinden sonra ayrıca, bilirkişi incelemesi tarihi itibariyle “…” ibaresini markasal olarak kullanıldığına ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı, davacının sunduğu, davalının web sitesindeki “…” ibaresine yönelik eski kullanımlara ilişkin görsellerin ise, tarihlerinin bulunmadığı, davalının, tescilli ticaret unvanının bir uzantısı olarak “…” ibaresini web sitesinde, alan adında ve sitesi içerisinde kullanımının, 556 sayılı KHK’nın 12. m. kapsamında dürüstçe kullanım olarak kabul edilebileceği, davacı markasının tanınmışlığının ispatlanamadığı, davalı kullanımının haksız yararlanma amacı taşımadığı, kötüniyetinin bulunmadığı, web sitesinde kendi tescilli markası olan “…” markasını kullandığı, tarafların çalıştıkları sektör ve faaliyet alanlarının, satışa sundukları mal ve hizmetlerin farklı olduğu göz önünde bulundurularak davalı eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediği, bu nedenle tazminat taleplerinin de yerinde olmadığı, ticaret unvanının terkini koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı tarafça, davalı eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği iddiası ile tecavüzün tespiti, men’i, ticaret unvanının terkini, internet sitesinin kapatılması, haksız rekabetin önlenmesi, maddi ve manevi tazminat ile hükmün ilanı istemleri ile açılan davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı tarafından keşide edilen 31/10/2013 tarihli ihtarnameye, davalı tarafından verilen cevapta, ihtarnamede belirtilen dava konusu markaların kullanılmayacağının bildirildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar, mahkemece söz konusu tarihten sonra davalı kullanımının bulunmadığı gerekçesiyle, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesine yönelik talepler bakımından davanın reddine karar verilmiş ise de, dosyaya sunulan delillerden, dava konusu markaların davalıya ait internet sitesinde ve burada tanıtımı yapılan ürünler üzerinde kullanılmakta olduğu anlaşıldığı gibi, davacının söz konusu marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesine yönelik dava açmak suretiyle, bu kullanımların mahkeme kararı yolu ile tespit ve men’ini istemekte hiç şüphesiz hukuki bir yararı da bulunduğundan mahkemenin yazılı gerekçesi isabetli olmamıştır.
Öte yandan davacı, önceki tarihli tescilli ticaret unvanının klavuz işareti olan “…” ibaresinin davalı ticaret unvanından terkini de talep etmiştir. Bu itibarla, mahkemece uyuşmazlığın, 6102 sayılı TTK’nın 52 vd. maddesi kapsamında tartışılması suretiyle ve hasıl olacak sonuca göre, bir karar vermek gerekirken, anılan hususta yetersiz değerlendirmeye dayalı red kararı verilmesi dahi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.