YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3966
KARAR NO : 2015/13889
KARAR TARİHİ : 24.12.2015
MAHKEMESİ :
TARİHİ : 23/05/2013
NUMARASI : 2008/234-2013/129
Taraflar arasında görülen davada……… Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23.05.2013 gün ve 2008/234-2013/129 sayılı kararı bozan Daire’nin 30.10.2014 gün ve 2013/13391-2014/16503 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen davalarda, davalıların müvekkili şirketin hisselerini 18.01.2007 tarihli hisse devir sözleşmesi ile devrettiğini, buna göre Teknomobil GPS, GSM Mobil sözleşmenin yürürlük tarihinden önceki her türlü borç ve yükümlülüklerinin satıcılara ait olduğunu, şirkette çalışan tüm personelin iş ve vergi hukukundan doğan tüm haklarının ödenerek işten çıkarılıp, şirketin personelsiz olarak alıcılara teslim edileceğini, 25.01.2007 tarihinde yönetim kurulu toplantısında hisse devirlerinin kabul edilerek pay defterine işlenmesine karar verildiğini, daha sonra yönetim kurulu üyesi olan davalıların bu görevlerinden istifa ettiklerini, hiçbir yetkileri ve sıfatları kalmayan davalıların şirketin hesaplarının bulunduğutalimat yazarak, şirketin 75.795,16 TL’sini 01.02.2007 tarihinde personelin tazminat ve diğer yasal haklarını ödemekte kullandıklarını, aradaki sözleşmeye göre bu ödemenin davalıların sorumluluğunda olduğunu, müvekkili şirketin Türkiye temsilciliğini yaptığı . firması nezdindeki Kasım 2006, Aralık 2006 ve Ocak 2007 dönemlerine ait konuşma ücretleri borcunu ödemediklerini ileri sürerek, davalıların sorumluluğunda olan meblağların tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.
Mahkemece, asıl davada davanın kısmen kabulü ile şirket hesaplarından haksız talimat yolu ile çekilen 75.795,16 TL, sözleşme hükümlerine göre davalı tarafça ödenmesi gerektiği halde davacının ödemek durumunda kaldığı 52.423,86 USD karşılığı olan 61.503,67 TL ve eksik demirbaş bedeli için 53.430 TL olmak üzere toplam 190.728,83 TL’nin davalılardan müteselsilen tahsiline, bu bedelin 147.298,83 TL’ye dava tarihinden, 43.430 TL’ye ise 29.03.2013 ıslah tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, birleşen
davada davanın kısmen kabulü ile evrensel hizmet bedeli olan 15.035 TL, 2006 yılı giderlerine katılım payı olarak ödenen 5.262,10 TL, Ocak 2007 dönemine ait muhtasar beyanname ile ödenen 9.235,85 TL, 2007 Ocak ayı SSK primi olarak ödenen 8.070,29 TL, kanuni defterlere 320 nolu hesapta kayıtlı borç toplamı olarak 5.194,88 TL, 2006 yılı ruhsatname ve kullanım bedeli olarak ödenen 24.308,37 TL ile tesis kullanım bedeli 7.221,32 TL olmak üzere toplam 74.327,81 TL’nin davalılardan müteselsilen tahsiline, bu alacağın 31.691,04 TL’ye 01.07.2008 birleşen dava tarihinden itibaren, 42.636,77 TL’ye ise 29.03.2013 ıslah tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına dair verilen karar davalılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 30.10.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Asıl ve birleşen dava, 18/01/2007 tarihli şirket hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın davalılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 30.10.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Sözleşmeler ilke olarak yalnız tarafları etkiler, onların leh ve aleyhlerine hak ve borç doğururlar; bununla birlikte, taraflar üçüncü kişi lehine de sözleşme yapabilirler. (Bkz. Prof. Dr. 998, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 6. baskı, sayfa 203.) İşte bir sözleşmede ifanın taraflarca üçüncü kişiye yapılmasının kararlaştırılmasına, üçüncü kişi yararına sözleşme denir. Üçüncü kişi yararına sözleşmeden doğan borç üçüncü kişiye ifa edilir, vadettiren borcun üçüncü kişiye ifa edilmesini isteyebilir. Kural olarak üçüncü kişi yararına sözleşmeleri, eksik üçüncü kişi yararına sözleşme ve tam üçüncü kişi yararına sözleşme olarak ikiye ayırmak mümkündür. Aralarındaki temel fark ise eksik üçüncü kişi yararına sözleşmelerde üçüncü kişinin, sözleşme ile borç altına giren taraftan talepte bulunamamasına karşın tam üçüncü kişi yararına sözleşmelerde bunun mümkün olmasıdır. Üçüncü kişiler yararına yapılan sözleşmelerin eksik ya da tam olup olmadığının tespitinde, sözleşmede bu yönde açık bir hüküm ya da anlatımın olması, bu yönde bir açıklık olmaması halinde ise sözleşme hükümlerinin amaçsal yorum ile değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davaya konu 18.01.2007 tarihli hisse devir sözleşmesinin 5.1 maddesinde davacı şirketin işbu sözleşmenin yürürlük tarihine kadar doğmuş ve doğacak olan her türlü borç ve yükümlülüklerinin davalı satıcılara, yürürlük tarihinden sonra doğacak her türlü borç ve yükümlülüklerin dava dışı alıcılara ait olacağı, ayrıca yürürlük tarihinden önceye ait şirket lehine doğacak alacaklar ile açılmış dava ve icra takiplerinin satıcılar tarafından yürütülmeye devam edileceği ve tahsil edilen tutarların davalı satıcılara ait olacağı, 5.2 maddesinde şirkette çalışan tüm personelin iş ve vergi hukukundan doğan tüm alacaklarının ödenerek işten çıkarılacağı, şirketin personelsiz olarak alıcılara teslim edileceği, 5.8 maddesinde de satıcılar tarafından alıcılara ulaştırılan 01.10.2006 tarihli bilanço aktifindeki taşınır ve taşınmaz mallar ile hakların tamamının şirket mülkiyetinde bırakılacağı belirtilmiştir.Bu hükümler bir bütün olarak göz önüne alındığında, davacı şirket lehine yapılan bu düzenlemelerin, üçüncü kişi lehine olduğu, böylece sözleşmeyi bu yönü ile üçüncü kişi lehine sözleşme olarak nitelemek gerekir. Tarafların ortak niyeti ve taraflar arasındaki menfaat dengesi karşısında, bu sözleşme tam üçüncü kişi yararına bir sözleşmedir. Bu nedenle davacı şirketin 18.01.2007 tarihli sözleşmeye dayanarak, sözleşme kapsamında belirlenen dönemde davalılar tarafından ödenmesi üstlenilen ve davacı şirket tarafından ödenen borçları davalılardan tahsilini isteyebileceğinden, davacı vekilinin bu yöne ilişen karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairemizin 30.10.2014 gün 2013/13391 Esas, 2014/16503 Karar sayılı bozma kararının ortadan kaldırılmasına ve davalılar vekilinin incelenmeyen sair temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3- Ancak, mahkemece alınan 03.06.2012 tarihli bilirkişi raporunda, davalıların temsilcisi imzalı demirbaş listesi incelenerek sarf malzemeleri, hatalı işlemler, yapıdan ayrılması mümkün olmayanlar ayrılarak davacı şirketin talep edeceği demirbaş bedeli dava tarihi yerine inceleme günü rayiç değeri üzerinden tesbit edilmesi doğru görülmediğinden davalılar vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 30.10.2014 gün 2013/13391 Esas, 2014/16503 Karar sayılı bozma kararının ortadan kaldırılmasına ve davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmesine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyen davacıya iadesine, 24.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.