YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/9744
KARAR NO : 2015/19156
KARAR TARİHİ : 15.06.2015
MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması ve resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Hükümlülük
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme ilişkin temyiz incelemesinde;
Sanığın, ..’e ait nüfus cüzdanına kendi fotoğrafını yapıştırıp mağdur bankadan kredi kartı alarak kullanmasından ibaret eylemine ilişkin olarak TCK.nun 245/3, 43 madde ve fıkraları yanında aynı yasanın 245/2, 43 madde ve fıkraları uyarınca da hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde TCK.nun 204/1. madde ve fıkraları uyarınca hüküm kurulması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanık müdafiinin, eksik inceleme ile karar verildiğine, ceza miktarına ve lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün (ONANMASINA),
2- Sanık hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan kurulan hükme ilişkin temyiz incelemesine gelince;
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanık müdafiinin, eksik inceleme ile karar verildiğine, ceza miktarına ve lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak:
Temel hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde, aynı gerekçelerle adli para cezasına esas birim gün sayısının alt sınırın üstünde belirlenmesi suretiyle hükümde çelişkiye neden olunması,
Yasaya aykırı ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı TCK.nun 245/3 madde ve fıkrası uyarınca hapis cezası yanında tayin olunan adli para cezasına esas alınan 200 günü 5 güne, TCK.nun 43. maddesi uyarınca ¼ artırım yapılarak bulunan 250 günü 6 güne, TCK.nun 62. maddesi uyarınca 1/6 indirim yapılarak hesaplanan 208 günü 5 güne ve TCK.nun 52. maddesi uyarınca tayin olunan 4160 lirayı 100 liraya indirmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün (DÜZELTİLEREK ONANMASINA), 15.06.2015 gününde 1 nolu onamaya ilişkin hüküm yönünden oyçokluğuyla, diğer yönlerden oybir- liğiyle karar verildi.
KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE
Sanık … hakkında mağdur …’e ait nüfus cüzdanına kendi fotoğrafını yapıştırıp …’ndan sahte olarak düzenlettirdiği kredi kartının kullanılması suretiyle yarar sağlama suçlarından 5237 sayılı TCK.nun 204/1 ve 245/3. maddelerinden kurulan mahkumiyet hükümlerinin, sanıkların eyleminin kül halinde 5237 sayılı TCK.nun 245/3. madde ve fıkrasında düzenlenen tek suçu oluşturması nedeniyle TCK.nun 204/1. maddesinden kurulan hükmün bozulması gerekirken onanmasına karar verilmesi yerinde değildir. Şöyle ki;
Dosya kapsamı ve anlatımlardan, sanık …’ın aynı işyerinde çalıştığı mağdur ..’e ait nüfus cüzdanını alarak kendi fotoğrafını yapıştırıp …’ndan sahte olarak 1 adet kredi kartı çıkarttırıp birçok kez harcama yaptığı anlaşılmaktadır.
5237 sayılı TCK.nun 21/1. madde ve fıkrası “Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.” Yine TCK.nun 44. maddesi “İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.” hükmünü içermektedir.
5237 sayılı TCK.nun 245/3. madde ve fıkrasında tanımlanan suçun maddi unsuru, sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlamaktır. Ancak bu fıkra hükmüne göre cezaya hükmedilebilmesi için fiilin daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmaması gerekir. Bu maddedeki suçun oluşması için ilk şart, banka veya kredi kartının sahte olarak üretilmiş veya üzerinde sahtecilik yapılmış olmasıdır. Yani sahte kart oluşturmak veya üzerinde sahtecilik yapmak bu suçun seçimlik hareketleridir. Sahte kart oluşturmak, gerçek kart üzerinde yapılanlar dışında sahtecilik fiillerini ifade eder. Üçüncü fıkradaki suçun oluşması için ikinci şart ise, sahte olarak üretilmiş veya üzerinde sahtecilik yapılmış kartın kullanılması suretiyle yarar elde edilmiş olmasıdır. Haksız yararın fail ya da başka birisine sağlanmasının önemi yoktur. Her iki halde de suç oluşacaktır.
245. maddenin 3. fıkrasında tanımlanan suçun manevi unsuru ise kasttır yani kasten işlenebilen bir suçtur. Üçüncü fıkra açısından kast, suça konu banka veya kredi kartının sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir kart olduğunu bilmeyi ve bu kartı yarar sağlamak amacıyla kullanmayı istemeyi gerektirir.
Bilindiği üzere, sahtecilik fiillerinin hedefi yine bizzat sahteciliğin kendisi değildir. Hemen her zaman sahteciliğin ötesinde bir amaca ulaşmak için sahtecilik yapılır. Bu nedenle sahte belge oluşturduktan sonra bu sahte belgeyi kullanan kişi, hem sahte belge düzenlemekten hem de sahte belge kullanmaktan dolayı cezalandırılmaz. Burada da aynı şekilde düşünmek uygun olacaktır. Dolayısıyla, sahte kart oluşturan veya kart üzerinde sahtecilik yapan kişi, daha sonra bu kartı kullanarak yarar sağlayacak olursa, sadece TCK.nun 245/3. maddesinde öngörülen suçtan dolayı cezalandırılması gerekecektir. Nitekim TCK.nun 245/3. maddesinde öngörülen cezanın 245/2. maddesinde öngörülen cezadan fazla olması da bu görüşü destekler niteliktedir.
Somut olayda da;
1) Dairenin kabulüne göre; sanığın mağdur ….’e ait nüfus cüzdanına kendi fotoğrafını yapıştırıp ..’ndan sahte kredi kartı çıkarmak biçiminde gerçekleşen eyleminin kül halinde 5237 sayılı TCK.nun 245/2. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden, yerel mahkemece suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek resmi belgede sahtecilik suçundan TCK.nun 204/1. maddesinde kurulan mahkumiyet hükmünün, suçun vasfında kazanılmış hak olmayacağı da dikkate alındığında, CMUK.nun 326/son maddesi uyarınca sanığın ceza yönünden kazanılmış hakkı saklı tutularak, vasıf yönünden bozulması gerektiğinin gözetilmemesi,
2) Ceza Genel Kurulunun 27.05.2008 gün ve 2008/11-87 E, 2008/150 K sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığın mağdur …’e ait nüfus cüzdanına kendi fotoğrafını yapıştırıp bu nüfus cüzdanı ile başvurmak suretiyle banka görevlilerince basımını sağladığı kredi kartı “sahte oluşturulan” kart niteliğinde olup, bu kartın kullanılması suretiyle kendine haksız yarar sağlaması eyleminin daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturmaması ile, 5237 sayılı TCK.nun 21/1. madde ve fıkrasında “Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.” şeklindeki düzenleme ve TCK.nun 44. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, sanığın kastının açıkça sahte olarak üretilen kredi kartının kullanılması sonucu yarar sağlama olduğu ve eyleminin kül halinde 5237 sayılı TCK.nun 245/3. maddesindeki suçu oluşturduğu gözetilmeden, TCK.nun 245/3. madde ve fıkrası yanında ayrıca TCK.nun 204/1. madde ve fıkrasından da hüküm kurulması suretiyle fazla ceza tayini gerekçesiyle bozulması yerine, yerel mahkemenin mahkumiyete ilişkin kararlarının onanması yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 15.06.2015