YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10711
KARAR NO : 2015/13239
KARAR TARİHİ : 15.06.2015
MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali
…. ile….. aralarındaki tapu iptali davasının reddine dair…. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 13.11.2014 gün ve 28/341 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı ….. vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı….. vekili, tapuda davalı adına kayıtlı 130 ada 6 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kalması nedeniyle daha evvel ….. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/43 Esas 2011/646 Sayılı kararı ile tapu kaydının iptaline karar verildiğini, ancak mahkeme kararı henüz infaz edilmeden davalının taşınmazı tapuda satın aldığını açıklayarak, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın tescil harici bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taşınmazı tapuda satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Dava konusu taşınmazın tamamının 3621 sayılı Yasa uyarınca kıyı kapsamında kaldığı mahkemece belirlenip, taşınmazın kıyı olarak terkinine karar verilip, bu mahkeme kararı infaz edilip terkin işlemi yapılmadan önceki davanın davalısı tarafından temyiz incelemesine konu davanın davalısına payını satış suretiyle temlik etmiştir. Mahkemece, taşınmazın yeniden yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu kıyı kenar çizgisinin dışında kaldığı ve davalının TMK’nın 1023. maddesi uyarınca iyiniyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı……. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 303/4 maddesinde ” Bir dava dolayısıyla ortaya çıkan kesin hüküm, o hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu şeyin mülkiyetini tarafların birisinden devralan yahut dava konusu şey üzerinde sınırlı bir ayni hak veya fer’î zilyetlik kazanan kişiler hakkında da geçerlidir. Ancak, Türk Medenî Kanunu’nun iyiniyetle mal edinmeye ait hükümleri saklıdır ” şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Toplanan delillerden; mutlak kamu mülkiyetine tabi kıyı olan ve özel mülkiyete konu olamayacak yerlerde yolsuz tescille ve iyiniyetle iktisap söz konusu olamayacağı gibi davalı ile pay satın aldığı önceki davanın davalısının aynı küçük çevrede yaşadıkları, davalının dava konusu taşınmazın kıyı kapsamında kaldığını ve davaya konu olduğunu bilebilecek durumda olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının TMK’nın 3. maddesi uyarınca iyiniyetli olduğu kabul edilemez.
Daha önceki davada (… Asliye Hukuk Mahkemesi 2010/43-2011/646 e.k) taşınmazın tamamen kıyı kapsamında kaldığı usulünce uygulanan keşif ve bilirkişi incelemesi ile tespit edildiğine göre, temyize konu dava için yeniden buna aykırı bilirkişi incelemesi ve raporuyla taşınmazın kıyı kapsamında kalmadığı da söylenemez.
Açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile davalı adına olan pay kaydının tapu sicilinden terkinine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacı……… vekilinin temyiz itirazları yukarıda belirtilen sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 15.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.