Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2015/1879 E. 2015/5305 K. 29.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/1879
KARAR NO : 2015/5305
KARAR TARİHİ : 29.04.2015

MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 20/11/2014 gün ve 2014/1143-2014/15645 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davacı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK’nun 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Temyiz ilamında bildirilen gerektirici nedenler karşısında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun değişik 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin reddine ve aynı kanunun 442/3. ve 4421 sayılı Kanunun 2. ve 4/b-1. maddeleri gereğince takdiren 248.00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine ve aşağıda yazılı ret karar harcının karar düzeltme isteyene yükletilmesine 29/04/2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Dava, davalının davacıyı yanıltıcı eylemleri ile haksız olarak edindiği menfaatlerden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece ceza mahkemesi kararı delil olarak değerlendirilerek 40.000,00 TL’lik maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Dolandırıcılık suçu TCK’nın 157. maddesinde düzenlenmiş olup, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlama olarak tanımlanmıştır. Söz konusu suç tipi ile malvarlığının korunması amaçlandığı gibi, kişilerin irade ve karar verme özgürlüğü de koruma altına alınmıştır. Dolandırıcılık eylemi aynı zamanda tazminat sorumluluğunu gerektirecek haksız bir eylemdir. Hileli davranışlarla aldatma, yarar sağlama ve zarar verme bilinç ve iradesi ile gerçekleşen haksız eylemde mağdurun malvarlığı ile birlikte kişilik haklarından sayılan “irade ve karar verme özgürlüğü” de zarar görmektedir.
Somut olayda; davalının, davacıyı aldatarak menfaat temin ettiği sabit olup, kişilik haklarından sayılan irade ve karar verme özgürlüğüne saldırıda bulunduğu anlaşıldığından, TBK’nın 49. maddesine göre uygun miktarda manevi tazminat verilmesi gerekirken, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı düşüncesiyle Dairemizin değerli çoğunluğunun görüşüne katılmıyorum. 29/04/2015