YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9841
KARAR NO : 2015/13566
KARAR TARİHİ : 16.12.2015
MAHKEMESİ : … .. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ)
TARİHİ : 24/12/2014
NUMARASI : 2013/177-2014/524
Taraflar arasında görülen davada … .. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/12/2014 tarih ve 2013/177-2014/524 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafın müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının müvekkilinin nakliye işlemlerini yaptığını, fatura karşılığında tediye makbuzu aldıklarını, ileri sürerek, müvekkilinin davalıya borcunun olmadığının tespitine, müvekkili aleyhine açılan takibinin iptaline, davalının takibin % 40’ı üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesi talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 3 adet fatura bedelinin 15.000,00 TL, avukata ödenmesi gerekip ödenmeyerek borçtan düşülen 3.600 TL ve sigorta bedeli adı altında kesilen 1.263 TL için takip başlattığını, davacı tarafın ödemeyi ispatlayamadığını savunarak, davanın reddi ile davacı tarafın % 20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesi isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, davalının, davacıdan 10.741,43 TL asıl alacak ve 1.656,90 TL yasal faiz tutarında alacaklı olduğu, davacı Şirket adına avukat … … ve … …’a 3.600,00 TL ödendiğinin ispat edilemediği (buna ilişkin yazının şirket muhasebesinde kaybolduğu), bu bakımdan takipte istenen 17.829,58 asıl alacak tutarından 10.741,43 TL’lik gerçek borç tutarı düşüldüğünde davacının asıl alacak tutarının 7.088,15 TL’si kadar davalıya borcu olmadığının tespitine, İİY’nin 72/5. maddesi gereğince bu kısımla sınırlı olarak takibin durdurulmasına, takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından, İİY’nin 72/5. maddesi gereğince davacının bu dava nedeniyle uğradığı zarara karşılık olmak üzere, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın % 20’sine karşılık gelen 1.417,63 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
(1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalının takip talebinde talep ettiği 3.600 TL ‘nin bilahare avukata ödendiğini bildirmesine, mahkemece de 3.600 TL’nin davacının borç tutarına eklenmemiş olmasına, davalının kendi hakedişinden 1.263 TL sigorta kesintisi yapılmasına, ibraz edilen cari hesap dökümüne muvafakat etmesine ve davalının 1.263 TL düşüldükten sonra kalan hakediş için fatura kesmiş olmasına ve bu nedenle bu miktarın istirdatını talep edemeyecek bulunmasına göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
(2) Ancak, davacı takip talebinde açıkca 13956 nolu 31.08.2012 tarihli, 13958 nolu 30.09.2012 tarihli, 13960 nolu 20.11.2012 tarihli 3 adet faturaya dayanmış olduğuna göre, bilirkişilerce takip talebinde belirtilmeyen 13955 nolu 11.08.2012 tarihli faturanın da hesaplamaya dahil edilmesi ve mahkemece de bu rapora itibar edilerek talep aşımına yol açacak şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
(3) Ayrıca, İİK ‘nın 72/V. maddesi uyarınca borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan icra takibinin haksız ve kötüniyetle yapılmış olduğu anlaşılırsa, borçlunun talebi üzerine borçlunun menfi tespit davası nedeniyle uğradığı zararını da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Somut olayda her ne kadar davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, borçtan düşülen 5.000 TL’lik ödemenin 2.500 TL’si zaten davalı tarafça takip talebinde de gösterilmek suretiyle borçtan eksiltilmiş, diğer 2.500 TL’lik ödeme ise davacı borçlu tarafından takipten sonra 22.03.2013 tarihinde yapılmıştır. Bu nedenle 5.000 TL yönünden davalı alacaklının kötüniyetli olduğu kabul edilemez. Ayrıca davalının talep ettiği 3.600 TL ve 1.263 TL yönünden de, davalı alacaklı haksız çıkmış ise de, bu durum kötüniyetli olduğunun kabulü sonucunu doğurmaz. Zira davalı alacaklı, alacak kalemlerini açıklamış, yapılan bu kesintilerin kendisine iadesi gerektiğini iddia etmiş ancak mahkemece haksız bulunmuştur. Olayın bu oluş şekli itibariyle, davalı alacaklı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 17/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.