YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/5924
KARAR NO : 2015/13397
KARAR TARİHİ : 14.12.2015
MAHKEMESİ : … … ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TARİHİ : 22/01/2015
NUMARASI : 2014/235-2015/60
Taraflar arasında görülen davada … .. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/01/2015 tarih ve 2014/235-2015/60 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili adına … nezdinde tescilli …, … …., … … + Şekil, … …., … + Şekil ibareli 30. ve 43. sınıfta yer alan ürün ve hizmetler için tescilli markaların bulunduğunu, davalıya ait iş yerinde müvekkile ait markanın birebir aynının yazı ve logo kısmı benzetilerek kullanıldığını, müvekkilince bu nedenle …. Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan şikayete binaen 2011/39515 soruşturma nolu dosyada davalı hakkında soruşturma yürütüldüğünü, bu soruşturmada takipsizlik kararı verilmesine karşın takipsizlik kararının hukuk hakimini bağlamayacağını, davalının eylemlerinin müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, ileri sürerek davalının müvekkilinin marka hakkına tecavüzünün tespitine ve tecavüzün men’ine markanın haksız kullanımı nedeniyle 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından 24.10.2011 tarihinde müvekkilinin iş yerinde tespit yaptırıldığını, tespit itibariyle tecavüz ve zararın öğrenildiğini, dava tarihi itibariyle 556 Sayılı KHK’nın 60. maddesi yollamasıyla iki ve on yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğunu, bu nedenle davanın zamanaşımından reddinin gerektiğini, müvekkilinin kullandığı tescilsiz marka ile davacı markaları arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkilince tespit sonrasında kullanımdan vazgeçildiğini, davacı markalarının tescilli olduğu sınıflar ile müvekkilinin faaliyet alanının örtüşmediğini, müvekkilince …. İli sahil şeridinde belediye tarafından kurulan iş yerlerinin kiracı sıfatıyla işletildiğini, bu yerlerin adlarının çiçek isimlerinden esinlenerek belirlendiğini, …. ibaresinin bu anlamda kullanıldığını, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davaya konu olayda … ibaresinin cins isim olduğu, davalı kullanımının davacıdan farklı bir iştigal alanında gerçekleştiği, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti ve men’i ile markanın haksız kullanımından kaynaklı manevi tazminat istemine ilişkindir.
556 Sayılı KHK’nın 61. maddesinde marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 9. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak veya bir başka şekilde ticaret alanına çıkarmak veya bu amaçlar için gümrük bölgesine yerleştirmek, gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutmak veya ticari amaçla elde bulundurmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek şeklindeki eylemlerin marka hakkına tecavüz sayılacağı belirtilmiştir. 556 Sayılı KHK’nın 62. maddesinde ise marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibinın, mahkemeden, marka hakkına tecavüz fiillerinin durdurulması, tecavüzün giderilmesi ve maddi ve manevi zararın tazmini istemlerinde bulunabileceğine değinilmiştir. Aynı KHK’nın 9. maddesinde de marka tescilinden doğan hakların münhasıran marka sahibine ait olduğu belirtilerek marka sahibinin markanın tescil kapsamına giren aynı mal ve/veya hizmetlerle ilgili olarak, tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin kullanılmasının, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal ve/veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal ve/veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından, işaret ile tescilli marka arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılmasının, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsamına giren mal ve/veya hizmetlerle benzer olmayan, ancak Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle tescilli markanın itibarından dolayı haksız bir yarar elde edecek veya tescilli markanın itibarına zarar verecek veya tescilli markanın ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin kullanılmasının önlenmesini talep edebileceği düzenlenmiştir.
Somut olayda; davacının şikayeti nedeniyle …. Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2011/39515 talimat sayılı dosyasında 24.10.2011 tarihinde yapılan tespit uyarınca davalı tarafından … … … ibaresinin markasal nitelikte ve 43. sınıf kapsamındaki hizmetleri kapsar biçimde tescilsiz kullanıldığı, davacı vekilince dosyaya sunulan belgelerden bu tespit sonrasında da kullanımın … … + şekil biçiminde sürdürüldüğü anlaşılmaktadır. Davalının sabit olan bu kullanımı davacı adına tescilli …. esas unsurlu markalarla ve özelllikle 30. ve 43. sınıftaki mal ve hizmetler yönünden tescilli 2004/14950 sayılı … + şekil ibareli markayla ortalama tüketiciler nezdinde iltibasa mahal verecek biçimde olup, söz konusu kullanımın yukarada açıklanan 556 Sayılı KHK hükümleri uyarınca marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin kabulü yerine yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz eden davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.