YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/2475
KARAR NO : 2015/11259
KARAR TARİHİ : 13.05.2015
Alanya 1. İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı üçüncü kişiler vekili, Alanya 3. İcra Müdürlüğü’nün 2010/9755 sayılı takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, İstanbul 8. İcra Müdürlüğü’nün 2012/91 talimat sayılı dosyasında yapılan 05.04.2012 tarihli hacze konu mahcuzların 3. kişi şirketlere ait olduğunu, haciz mahallinde bulunan evrakların davacı şirketlerin faaliyet alanları ile ilgili evraklar olduğunu belirterek, istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacı şirketin ortağının borçlu şirketin de ortağı ve yetkilisi olduğunu, haciz esnasında borçlu şirkete ait evraklar bulunduğunu, adi şekilde düzenlenmiş fatura ve belgelerin ispata yeterli olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre; bilirkişi raporundaki tespit doğrultusunda defterler ve kayıtlar ile malların karşılaştırıldığı gerekçesiyle davanın kısmen reddi ile kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava konusu haciz esnasında borçlu şirkete ait evraklar bulunduğu gibi borçlu şirket yetkilisi Javidan haciz esnasında hazır bulunmuştur. Somut olayda, İİK’nin 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. Bu yasal karinenin aksinin davacı 3. kişi tarafından kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davalı 3. kişi tarafından sunulan, isteyen her kişi adına düzenlenmesi olanaklı, borcun doğumundan sonra düzenlenmiş bulunan faturalar, yasal karinenin aksini ispata yeterli bulunmadığı gibi, bilirkişi tarafından incelemesi yapılan davacı şirketin ticari defterlerinin kapanış tasdiklerinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Kapanış tasdiki olmayan, usule uygun tutulmamış ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılmasına yasaca imkân bulunmamaktadır. Yine borcun doğumundan sonra düzenlenmiş adi yazılı kira sözleşmesi karine aksini ispata yeterli olmadığı gibi beyan üzerine düzenlenen vergi levhasıda tek başına ispata yeterli değildir.
Tüm bu olgular karşısında, mülkiyet karinesinin aksini ispatlayamayan 3. kişinin davasının tümden reddine karar verilmesi gerekirken oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı biçimde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının bozma nedenine göre incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 497,05 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 13.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.