Danıştay Kararı 12. Daire 2019/1267 E. 2022/1433 K. 24.03.2022 T.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2019/1267 E.  ,  2022/1433 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/1267
Karar No : 2022/1433

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN TARAFLAR :
1- (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

2- (DAVALI) : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhe olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Kamu Personeli Seçme Sınavının 05/07/2014 tarihinde yapılan sabah oturumuna katılan davacı tarafından, başka bir adayın yerine sınava girme ve resmi belgede sahtecilik şüphesiyle polis merkezine götürülmesi sonucunda aynı gün öğleden sonra oturumuna giremediğinden bahisle uğradığı öne sürülen 50.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi zararın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının sınavın öğleden sonra oturumuna katılmasının engellenmesinde davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu anlaşılmış ise de, hizmet kusuruna dayalı maddi tazminat istemlerinde tazmin edilecek zararın, mal varlığında gerçek, kanıtlanabilir bir azalma veya artma olanağından yoksun kalma niteliğinde olması gerektiği, davacının söz konusu sınava katılmış olsa bile sınav sonucunda öğretmen olarak atanıp atanamayacağı hususunun kesin olmadığı dikkate alındığında, maddi tazminat istemine dayanak yaptığı zararların muhtemel zarar niteliğinde olduğu, somut ve kanıtlanabilir bir maddi zararın ortaya konulamadığı, manevi tazminat istemine gelince; hukuka aykırı işlemler nedeniyle manevi bir zarardan söz edilebilmesi için öncelikle ilgilinin kişisel varlık ve haklarına hukuka aykırı bir saldırıda bulunularak kişinin yaşama ve kazanma gücünün azalması sonucunu doğuran olayların meydana gelmesi veya bu tür bir işlem sonucunda ağır bir elemin duyulmuş olması ya da kişinin şeref ve haysiyetinin zedelenmiş olmasının gerektiği, davacı ve davalı idarenin kusurları birlikte değerlendirildiğinde, davacının olay nedeniyle duyduğu üzüntü ve elem karşılığında 10.000,00 TL manevi tazminatın 18/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 18/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, maddi tazminat istemi ile fazlaya ilişkin manevi tazminat istemi yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, sınava alınmaması nedeniyle 1 yıl daha dershaneye gittiği, bu hususun Mahkemece nazara alınmadığı, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
Davalı idare tarafından, davacının, nüfus cüzdanı ve sınava giriş belgesinde yer alan fotoğraflarının birbiriyle uyuşmaması ve fotoğrafların kendisine benzememesi nedeniyle davacı hakkında tutanak tutulması ve olayın emniyet görevlilerine intikalinde sınav görevlilerinin sınav ilke ve kuralları ile ÖSYM Sınav Uygulama Yönergesine aykırı kusur, kabahat veya ihmallerinin bulunmadığı, davacının sabah oturumuna ait sınav sonucunun, hakkında tutulan tutanağa rağmen ÖSYM Yönetim Kurulu tarafından iptaline gerek görülmediği ve açıklandığı, olayda idarenin herhangi bir kusurlu davranışı bulunmadığı, davacının şartları gerçekleşmeyen maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabul edilmesinin mümkün olmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :
Davalı idare tarafından, davacının aleyhine hüküm verilen hususlarda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden hiçbirisinin bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuş; davacı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334. maddesi uyarınca Adana 2. İdare Mahkemesi tarafından adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesine rağmen, davacı tarafından temyiz aşamasında yeniden adli yardım talebinde bulunulmuş ise de, aynı Kanunun 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder” düzenlemesi gereğince davacının temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz isteminin reddine,
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle … TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 18/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, maddi tazminat istemi ile fazlaya ilişkin manevi tazminat istemi yönünden ise davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. Davacının adli yardım talebi kabul edildiğinden, temyiz giderlerinin davacıdan tahsili için İdare Mahkemesince vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 24/03/2022 tarihinde kesin olarak maddi tazminat yönünden oybirliğiyle manevi tazminat yönünden oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Dava, Kamu Personeli Seçme Sınavının 05/07/2014 tarihinde yapılan cumartesi sabah oturumuna katılan davacı tarafından, başka bir adayın yerine sınava girme ve resmi belgede sahtecilik şüphesiyle polis merkezine götürülmesi sonucunda cumartesi öğleden sonra oturumuna giremediğinden bahisle uğradığı öne sürülen 50.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi zararın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare mahkemesince, davacının sınavın öğleden sonra oturumuna katılmasının engellenmesinde davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu anlaşılmış ise de, hizmet kusuruna dayalı maddi tazminat istemlerinde tazmin edilecek zararın mal varlığında gerçek, kanıtlanabilir bir azalma veya artma olanağından yoksun kalma niteliğinde bulunması gerekli olduğu, davacının söz konusu sınava katılmış olsa bile sınav sonucunda öğretmen olarak atanıp atanamayacağı hususunun kesin olmadığı dikkate alındığında; maddi tazminat istemine dayanak yaptığı zararların muhtemel zarar niteliğinde olduğu, somut ve kanıtlanabilir bir maddi zararın ortaya konulamadığı, manevi tazminat istemine gelince; hukuka aykırı işlemler nedeniyle manevi bir zarardan söz edilebilmesi için öncelikle ilgilinin kişisel varlık ve haklarına hukuka aykırı bir saldırıda bulunularak kişinin yaşama ve kazanma gücünün azalması sonucunu doğuran olayların meydana gelmesi veya bu tür bir işlem sonucunda ağır bir elemin duyulmuş olması ya da kişinin şeref ve haysiyetinin zedelenmiş olmasının gerektiği, davacı ve davalı idarenin kusurları birlikte değerlendirildiğinde, davacının olay nedeniyle duyduğu üzüntü ve elem karşılığında 10.000,00 TL manevi tazminatın 18/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 18/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, maddi tazminat istemi ile fazlaya ilişkin manevi tazminat yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı ve davalı idare tarafından, Bölge İdare mahkemesi kararının bozulması istenilmektedir.
Manevi zarar, kişinin fizik yapısını zedeleyen, yaşama gücünü azaltan olaylar nedeniyle duyulan acıyı, ıstırabı veya kişilik haklarının zedelenmesi nedeniyle şeref ve haysiyetin rencide edilmesini ifade ettiği gibi; günlük yaşamı zorlaştıran belli ağırlıktaki her türlü üzüntü ve sıkıntıyı da kapsamaktadır. Ancak kişinin kendi tutum ve davranışları sonucu meydana gelen olaylardan duyduğu üzüntü ve acı nedeniyle idarece tazmini gereken manevi zararın doğduğundan söz edilemeyeceği de açıktır.
Manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
Olayda, gözaltına alınması nedeniyle öğleden sonra oturumuna giremeyen davacının, idarenin hizmet kusuru sonucunda elem ve üzüntü duyduğu gözönüne alındığında, manevi olarak zarara uğradığı açıktır.
Bu durumda davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne yönelik temyize konu kararda mahkemece takdir edilen tazminat miktarının; idarenin hizmet kusurunun ağırlığı ve niteliği, olayın oluş şekli, idarenin haksız eylemi nedeniyle davacının sınavda başarısız olması, bir sonraki sınava kadar istihdam imkanının ortadan kalktığı hususları dikkate alındığında, davacının yaşadığı elem ve üzüntüyü karşılamaktan çok uzak ve yetersiz kaldığı sonucuna ulaşıldığından, davacı isteminin manevi tazminat yönünden kabul edilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.