YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/21035
KARAR NO : 2015/11586
KARAR TARİHİ : 23.06.2015
Mahkemesi: Ağır Ceza Mahkemesi
Hüküm : 1.505 TL maddi ve 3.500 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
Davacı vekilinin 14.02.2013 tarihli dilekçesi ile müvekkili davacının bir suç soruşturması nedeniyle tutuklu kaldığını, yapılan yargılama sonunda üzerine atılı suçtan beraatine hükmedildiğini belirterek CMK’nın 141. ve devamı maddeleri gereğince maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin açılan davanın mahkemece kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
CMK’nın 142/2. maddesine göre tazminat davasının davacının oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa en yakın ağır ceza mahkemesinde açılmasının gerekmesi, davacının sanık olarak … Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/31 Esas – 2007/81 Karar sayılı dosyasında yargılanarak beraat etmesi, gerek mernis adresine ve gerekse zabıta araştırması sonucuna göre ise İzmir İlinde ikamet ettiğinin anlaşılması karşısında, yetkisizlik kararı ile dosyanın…Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1-Davacı vekilinin, tazminat davasından önceki bir tarihli vekaletnameye dayanarak tazminat davası açtığının ve dosya kapsamı itibariyle davacının açılan davadan haberdar olduğuna ilişkin bilgiye rastlanılmadığının anlaşılması karşısında, öncelikle davacı ile vekili arasındaki vekalet ilişkisini gösteren yeni tarihli bir vekaletnamenin temin ettirilmesi ve gerekirse davacı dinlenilerek vekil ile arasında tazminat davası açılması yönünde vekalet ilişkisinin devam edip etmediği ve dava açılmasına muvafakatının bulunup bulunmadığının araştırılmaması,
2- Manevi tazminat miktarı belirlenirken objektif bir kriter olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde, hak ve nasafet kurallarına uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, 43 gün süreyle tutuklanan davacı için hükmedilen manevi tazminat miktarının bu ölçülere uymayıp fazla tayini,
3- Tutuklanmadan önce bir basın firmasında satış elemanı olarak çalıştığını iddia eden davacının bu dönem içerisinde maddi zararını vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi resmi bir belgeyle ispatlayamadığı nazara alınıp, davacının vasıfsız bir işçi gibi değerlendirilerek tutuklu kaldığı dönemde geçerli olan 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden kesinti yapmadan hesaplanacak 564,24 TL’nin maddi zarar olarak ödenmesine karar verilmesi gerekirken, mahkemece takdiren aylık kazancının 1.050 TL olduğu değerlendirilerek yapılan hesaplama sonucu maddi tazminatın fazla tayini,
4- Dairemizce yapılan temyiz incelemeleri sırasında aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı olarak birden fazla davanın açıldığının tespit edildiğinin anlaşılması karşısında; hazine zararına yol açan mükerrer davalara ilişkin ödemelerin önlenmesinin temini ve kamu kaynaklarının etkili, verimli ve hukuka uygun kullanılması bakımından, aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı açılmış dava olup olmadığının ilgili birimlerden ve özellikle maliye hazinesinden sorulup, Ulusal Yargı Ağı Sistemi üzerinden de araştırılarak tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
5- Hükme iştirak eden Cumhuriyet savcısının adının, soyadının ve sicilinin gerekçeli karar başlığına yazılmaması sureti ile CMK.nun 232/2-b. maddesine aykırı davranılması,
6- Davacının nüfus ve sabıka kayıtlarının dosya arasına alınmaması,
Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince, isteme uygun olarak BOZULMASINA, 23.06.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.