YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11576
KARAR NO : 2015/13987
KARAR TARİHİ : 25.06.2015
MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın tespiti
….. ile… ve müşterekleri aralarındaki muhdesatın tespiti davasının reddine dair ….Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 10.12.2013 gün ve 82/394 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı…… vekili dava konusu … Köyü.. ada .. ve. parsel sayılı taşınmazın kamulaştırıldığını ileri sürerek üzerindeki binanın müvekkili tarafından yapıldığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Bir kısım davalılar davanın reddine karar verilmesini savunmuş, diğer davalılar ise usulune uygun tebligata rağmen yargılama oturumlarına katılmamışlardır.
Mahkemece 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3 maddesi gereğince 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; taraflar adına kayıtlı taşınmaz üzerindeki muhtesatın tespiti isteğine ilişkindir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; dava konusu taşınmaza ilişkin kadastro tutanağı 30.08.1974 tarihinde düzenlenmiş olup 28.03.1976 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edilmiştir. Söz konusu kadastro tutanağında taşınmazın niteliği “tarla ve ahşap ev” olarak belirtilmiştir. Mahkemece taşınmazın bulunduğu yerde 28.02.2013 tarihinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişiler dava konusu 3 katlı evin yaklaşık 25-30 yıl önce yapıldığını bildirmelerine rağmen aynı keşif sonucunda rapor düzenleyen inşaat mühendisi bilirkişi …… binanın yaşını takriben 35-40 olduğunu belirterek fotoğraflı rapor sunmuştur. Dosya arasındaki rapora ekli fotoğrafta binanın zemin ve birinci katının eski yapı ikinci katının ise sıvası tamamlanmamış yeni yapı olduğu anlaşılmaktadır. Görüldüğü gibi keşifte dinlenen yerel bilirkişi ifadeleri ile inşaatçı bilirkişinin raporunun arasında binanın yaşı konusunda aykırılık bulunmaktadır. Davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilebilmesi için söz konusu binanın kadastro tespit tarihinden önce yapılmış olması gerekir.
Bundan ayrı; davacı, dava dilekçesinde tanık deliline dayandığı halde listesini bildirmesi için süre ve imkan verilmeden yerel bilirkişi ifadesiyle yetinilmesi de doğru değildir. Mahkemece, taraflara delillerini sunması için süre verilmesi, bildirilmesi halinde keşif mahallinde usulune uygun olarak dinlenmesi, önceki bilirkişinin dışında seçilecek bir başka inşaatçı bilirkişi aracılığıyla taşınmazın bulunduğu yerde yeniden keşif yapılarak taşınmazın üzerindeki yapının yaşının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, bilirkişiden Yargıtay ve yerel mahkemenin denetimine açık rapor düzenlenmesi istenmesi, bundan sonra oluşacak duruma göre tüm taraf delilleri tartışılıp değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırmayla karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4 ve HUMK’nun 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay daire ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme talebinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 25.06.2015 tarihinde karar verilmiştir.