Danıştay Kararı 12. Daire 2021/3240 E. 2022/1369 K. 23.03.2022 T.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2021/3240 E.  ,  2022/1369 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/3240
Karar No : 2022/1369

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN TARAFLAR :
1- (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

2- (DAVALI : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhe olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Şırnak ili, Akçay 6. İç Güvenlik Tugay Komutanlığında askerlik görevini yapmakta iken, 24/05/2006 tarihinde mevzide bulunduğu sırada el bombası fünyesinin patlaması sonucu yaralanan davacının, 12/07/2012 tarih ve 28351 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6353 sayılı Kanun’un 75. maddesi ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 21. maddesinde yapılan düzenleme kapsamında vazife malulü aylığı bağlanması talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ve yoksun kaldığı aylık ile sair mali haklar tutarının ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince, Danıştay Onikinci Dairesinin 09/09/2019 tarih ve E:2018/5361, K:2019/5683 sayılı bozma kararına uyularak; ilgili mevzuat uyarınca, kamu görevlilerinin, görevlerini ifa ederlerken terör eylemlerine muhatap kalarak yaralanmaları, sakat kalmaları, ölmeleri veya öldürülmeleri halinde 2330 ve 3713 sayılı Kanun’larda öngörülen haklardan yararlandırılmalarının gerektiği, bu durumda, terör eylemlerinin önlenmesi, takip edilmesi ve etkisiz hale getirilmesi amacıyla yürütülen faaliyetlerden doğan engelli hale gelme, yaralanma ve ölüm olayının terör eylemlerine muhatap olma sonucunda meydana geldiğine kuşku bulunmadığı gibi, bu tür faaliyetleri yürütmek için görevli bulunanların, terör eylemlerinin dolaylı etkileri nedeniyle maruz kaldıkları yaralanma ve ölüm olaylarının da geniş illiyet bağı kurulmak suretiyle terör eylemlerine muhatap kalma niteliği taşıdığının kabulü gerektiği, dava konusu olayda, yükümlü olduğu askerlik görevini er olarak yerine getiren davacının, her ne kadar terör örgütüyle bilfiil mücadele esnasında yaralanmadığı açık ise de, Şırnak-Akçay 6. İç Güvenlik Tugay Komutanlığında 24/05/2006 tarihinde mevzide görevini ifa ederken, el bombası fünyesinin patlaması sonucu engelli hale gelmesine yol açan olay, terör eylemlerinin önlenmesi faaliyetinden bağımsız olarak düşünülemeyeceğinden, engelli halin terör eylemlerinin neden ve etkisiyle oluştuğunun anlaşıldığı, bu itibarla, aksi yöndeki dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, davacının yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesi talebi yönünden davanın kabulüne, davacının yoksun kaldığı parasal haklarının idareye başvuru tarihi olan 05/03/2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.

TARAFLARIN İDDİALARININ ÖZETİ:
1- Davacı tarafından; 6353 sayılı Kanun’un 75. maddesiyle 3713 sayılı Kanun’un 21. maddesinde yapılan düzenleme neticesinde açılan davada, yoksun kaldığı parasal haklar başlangıcının, başvuru tarihi yerine, anılan Kanun’un yürürlük tarihi olan 12/07/2012 tarihinin olması gerektiği belirtilmek suretiyle, kararın bu kısım yönünden bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
2- Davalı idare tarafından; vazife malullüklerinin ilgilinin mevzuat ve emir dışında hareket etmiş olmasından ve yasak fiilleri yapmasından doğması halinde vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmayacağı, davacının verilen emre aykırı davranması sebebiyle yaralandığının anlaşıldığı, bu itibarla, davacıya vazife malullüğü aylığı bağlanmamasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN
SAVUNMASININ ÖZETİ : Davacı tarafından istemin reddi gerektiği savunulmuş; davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davalı idare yönünden temyiz isteminin reddi ile davacı yönünden temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı, askerlik görevini Şırnak ili, Akçay 6. İç Güvenlik Tugay Komutanlığında yapmakta iken, 24/05/2006 tarihinde mevzide bulunduğu sırada el bombası fünyesinin patlaması sonucu yaralanmıştır.
Şırnak Askeri Hastanesinde yapılan ilk müdahalenin sonrasında, GATA tarafından verilen toplam 14 aylık hava değişimi bitiminde, aynı hastanece düzenlenen … tarih ve … sayılı ”Askerliğe elverişli değildir.” kararlı rapora istinaden aynı tarihte terhis edilmiştir.
Yaralanma olayıyla ilgili olarak Askeri Savcılıkça kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
Davacının 27/02/2008 tarihli aylık bağlanması yönündeki talebi üzerine, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Vazife Malullüğü Tespit Kurulunun … ve … sayılı kararıyla; davacının operasyon sırasında bulunduğu mevzide kendisine teslim edilen el bombasının; fünyesini emir ve talimatlara aykırı olarak bombadan ayırıp emniyet pimini çıkarması suretiyle patlaması sonucunda sakatlandığı, bu eylemi 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun 48. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına girdiğinden, hakkında vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasına imkan bulunmadığı şeklinde karar verilmiştir.
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, maluliyet durumu emir dışına çıkmış olmaktan meydana gelen davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, vazife malulü olarak kabul edilmeme işleminin iptali istemiyle açılan davanın reddine karar verilmiştir. Kararın düzeltilmesi istemi de reddedilmiştir.
Davacı, 05/032014 tarihli başvurusuyla, 6353 sayılı Kanun’un 75. maddesiyle 3713 sayılı Kanun’un 21. maddesinde yapılan düzenleme kapsamında tarafına vazife malulü aylığı bağlanması ve geçmişe dönük aylık ve sair mali haklarının, ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebinde bulunmuştur.
Davalı idarenin … tarih ve … sayılı yazısıyla, davacının 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanmak suretiyle aylık bağlanması yönündeki talebinin Vazife Malullüğü Tespit Kurulunun 10/01/2009 tarihli kararıyla reddedildiği, 6353 sayılı Kanun kapsamında durumunu değiştirecek bir hüküm bulunmadığından bahisle davaya konu işlem tesis edilmiştir.
Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un “Amaç” başlıklı 1. maddesinde; “Bu kanunun amacı; barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle görevli olanların bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya sakat kalmaları halinde ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın ve bu yüzden yaralanmaları halinde ödenecek nakdi tazminatın esas ve yöntemlerinin düzenlenmesidir.” kuralına yer verilmiştir.
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan 21. maddesinin birinci fıkrasının “h” bendinde, “Terörle mücadele görevi ifa ederken yaralanarak veya sakatlanarak haklarında 03/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanmış olan erbaş ve erler, bu maddenin (d), (e), (f) ve (g) bentlerindeki haklardan; ölen erbaş ve erlerin dul kalan eşleri ve T.C. Emekli Sandığı dışındaki sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışmayan ve bu kuruluşlardan aylık almayan kız çocukları, çalışarak hayatını kazanamayacak derecede malul ve muhtaç olan erkek çocukları, reşit olmayan çocukları ile anne ve babaları ise, bu maddenin (d) bendindeki haklardan aynen yararlanırlar.” hükmüne yer verilmiş iken, 12/07/2012 tarih ve 28351 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6353 sayılı Kanun’un 75. maddesiyle yapılan değişiklik ile “h” bendi, “Erbaş ve erlerden veya geçici veya gönüllü köy korucularından; terörle mücadele görevi ifa ederken yaralanarak veya sakatlanarak ilgili mevzuatına göre malullük aylığı bağlanması koşullarının oluştuğu tespit olunanlar, 2330 sayılı Kanuna göre aylık bağlanması hakkından ve bu fıkranın (c), (d) ve (g) bentlerindeki haklardan, bunların eş, ana ve babaları ile bakmakla yükümlü olunan kişi kapsamına giren çocukları da bu fıkranın (d) bendinde düzenlenen haklardan yararlandırılır. Erbaş ve erlerden veya geçici veya gönüllü köy korucularından; aynı sebeplerle hayatını kaybedenlerin veya bu fıkra kapsamında malul olması sebebiyle aylık almakta iken hayatını kaybedenlerin dul aylığına müstehak eşi, ana ve babaları ile yetim aylığına müstehak çocukları 2330 sayılı Kanun hükümlerine göre aylık bağlanması hakkından ve bu fıkranın (c) ve (d) bendindeki haklardan yararlandırılır.” şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
Aynı Kanun ile 21. maddeye eklenen Ek fıkrada, “Kamu görevlileri ile birinci fıkranın (h) ve (j) bentleri kapsamına girenlerden terör olaylarını önlemek amacıyla her türlü patlayıcı maddeye bağlı olarak meydana gelen olaylar sonucunda ya da her ne şekilde olursa olsun terör olaylarının önlenmesi, takibi veya etkisiz hale getirilmesi amacıyla ifa edilen görevler sırasında veya bu görevlere gidiş dönüşler esnasında meydana gelen kazalar sonucunda yaralanan, engelli hale gelen, hastalanan veya hayatını kaybedenler, birinci fıkranın durumlarına uygun hükümlerinden yararlandırılır.” kuralına yer verilmiş,
6353 sayılı Kanun’un 77. maddesiyle 3713 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 11. maddesinin birinci fıkrasında da “Bu maddenin yürürlük tarihinden önce bu maddeyi düzenleyen Kanun ile 21 inci maddeye eklenen haller sebebiyle bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce malul olanların kendileri, hayatını kaybedenlerin ise dul ve yetimleri, müracaatları üzerine bu Kanun’un durumlarına uygun hükümlerinden bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren yararlandırılırlar. Anılan maddenin birinci fıkrasının (h) bendi kapsamına giren er ve erbaşlar yönünden aylıkların yeniden belirlenmesinde müracaat şartı aranmaz” üçüncü fıkrasında “Bu madde esas alınarak geriye dönük herhangi bir aylık, aylık farkı, tazminat, tazminat farkı ile ikramiye ve ikramiye farkı ödenmez ve geriye dönük hak talep edilemez.” düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, temyize konu Mahkeme kararının, dava konusu işlemin iptaline, davacının yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesi talebi yönünden davanın kabulüne, yasal faizin ise başvuru tarihi olan 05/03/2014 tarihinden itibaren ödenmesine ilişkin kısmında 49. maddede belirtilen bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, kararın bu kısmına yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
Kararın, parasal hakların başlangıcı yönünden ”başvuru tarihi olan 05/03/2014 tarihinin” esas alınmasına ilişkin kısmına gelince;
12/07/2012 tarih ve 28351 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6353 sayılı Kanun’un 77. maddesiyle, 3713 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 11. madde uyarınca, bu maddenin yürürlük tarihinden önce bu maddeyi düzenleyen Kanun ile 21. maddeye eklenen haller sebebiyle bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce malul olanların kendileri, hayatını kaybedenlerin ise dul ve yetimlerinin, müracaatları üzerine bu Kanun’un durumlarına uygun hükümlerinden bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren yararlandırılacakları kurala bağlanmış olup, söz konusu Kanun’un 75. maddesiyle yapılan düzenleme neticesinde 3713 sayılı Kanun’un 21. maddesi kapsamında değerlendirilen dava konusu uyuşmazlık açısından, davacının yoksun kaldığı parasal haklar başlangıcının, 6353 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 12/07/2012 tarihi olarak kabulü gerekmektedir.
Bu durumda, temyize konu Mahkeme kararında, davacının yoksun kaldığı parasal haklarının, 6353 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 12/07/2012 tarihinden itibaren hesaplanarak ödenmesi yönünde hüküm kurulması gerekirken, başvuru tarihi olan 05/03/2014 tarihinin esas alınmak suretiyle hüküm kurulmasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, Mahkeme kararının, dava konusu işlemin iptaline, davacının yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesi talebi yönünden davanın kabulüne, yasal faizin ise başvuru tarihi olan 05/03/2014 tarihinden itibaren ödenmesine ilişkin kısmının ONANMASINA,
2. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan, davacının temyiz isteminin kabulüne, Mahkeme kararının, parasal hakların başlangıcı yönünden ”başvuru tarihi olan 05/03/2014 tarihinin” esas alınmasına ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 23/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.