Danıştay Kararı 12. Daire 2021/4480 E. 2022/1381 K. 23.03.2022 T.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2021/4480 E.  ,  2022/1381 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/4480
Karar No : 2022/1381

KARARIN DÜZELTİLMESİNİ
İSTEYEN (DAVACI) : …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına dair Danıştay Beşinci Dairesinin 30/11/2020 tarih ve E:2016/17753, K:2020/5475 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğünde … olarak görev yapan davacının, zimmet ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediğinden bahisle, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Personel Yönetmeliği’nin 100. maddesinin (g) bendi uyarınca işten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin TRT Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararının ve bu karara istinaden 14/05/2013 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; dava konusu olayda, davalı idarenin davacıyı ilk defa işten çıkarma cezası ile cezalandırmasına ilişkin … tarih ve … sayılı işleminin, … tarih ve … sayılı soruşturma raporuna dayandığı, söz konusu soruşturma raporunun ise, … tarih ve … sayılı Genel Müdür oluruna dayanarak hazırlandığı ve dolayısıyla, davacıya isnad edilen eylemlerin en geç 26/11/2009 tarihinde davalı idarenin bilgisi dahiline girdiği, davalı idarece en geç bu tarihte öğrenildiğinin kabulü gerektiği; öte yandan, davacının ilk defa işten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada, yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararın 18/04/2012 tarihinde davalı idareye tebliğ edildiğinin görüldüğü, bu durumda, davalı idarenin dava konusu işleme konu fiileri 26/11/2009 tarihinde öğrendiği, bunun üzerine yapılan soruşturma sonucunda verilen cezanın 26/10/2011 tarihinde kesinleştiği, bu tarihe kadar 1 yıl, 11 aylık bir sürenin geçmiş olduğu, anılan karara karşı açılan davada verilen yürütmenin durdurulması kararının ise 18/04/2012 tarihinde davalı idareye tebliğ edildiği, kararın tebliği ile birlikte zamanaşımı süresinin yeniden işlemeye başladığı, söz konusu kararın tebliğinden yaklaşık 1 yıl, 26 gün sonra davalı kurum tarafından davacı hakkında yeni bir işlem tesis etme yoluna gidilerek davacının işten çıkarma cezası ile cezalandırıldığı, anılan cezanın Genel Müdür onayı ile kesinleşme tarihinin ise 14/05/2013 tarihi olduğu hususları birlikte dikkate alındığında, davalı idarenin dava konusu işleme konu fiileri öğrenmiş olduğu tarihten itibaren (yargısal sürece ilişkin zaman haricinde) iş bu davaya konu disiplin cezasını yaklaşık 2 yıl, 11 ay sonra tesis ettiği ve dolayısıyla disiplin cezasını gerektiren fiil ve hâllerin işlendiği tarihten itibaren en geç iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği için ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Davalı idarenin temyiz başvurusu üzerine Danıştay Beşinci Dairesince, temyize konu karar hukuka aykırı bulunmuş ve kararın bozulmasına karar verilmiştir.

KARAR DÜZELTME TALEP EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, TRT Personel Yönetmeliği disiplin hükümlerinin dayanağı kanun maddesi iptal edildiğinden, bu hükümler uyarınca verilen disiplin cezalarının da dayanağının kalmadığı, zaman aşımını durduran sebepler ortadan kalktığında, kaldığı yerden devam edeceği, yaklaşık 3,5 yıl sonunda disiplin cezası verildiği ileri sürülerek Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın düzeltilmesi istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Düzeltilmesi istenen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 54. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 tarih ve 2020/62 sayılı “Danıştay Dava Daireleri Arasındaki İşbölümü” kararı uyarınca Dairemize devredilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:
Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Beşinci Dairesinin 30/11/2020 tarih ve E:2016/17753, K:2020/5475 sayılı kararı kaldırılarak uyuşmazlık yeniden incelendi:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
TRT Genel Müdürlüğü’nde … olarak görev yapan davacıya 2009 yılında “…” adlı dizinin prodüktörlüğünü yapma ve bu programa ilişkin yapım harcamalarının verilecek avanslar vasıtasıyla gerçekleştirilmesi konusunda yetki verilmiştir.
Bahse konu dizinin yapımı devam ederken Ankara Televizyon Müdürlüğü yetkililerine, dizinin yapımında gerçeğe aykırı oyuncu akitleri düzenlendiğine ilişkin olarak muhtelif şikayetler ulaşması üzerine başlatılan inceleme sonucunda, dizide rol almayan bazı kişiler adına sahte imzalı götürü bedel hizmet alım sözleşmeleri düzenlendiği veya bazı sözleşmelerde ödendiği belirtilen tutarlarla fiilen ödenen tutarlar arasında farklılıklar bulunduğu tespit edildiğinden bahisle davacı ve diğer görevliler hakkında disiplin soruşturmasına başlanmıştır.
Anılan soruşturma sonucunda; davacının avans kapamalarında mahsup edilmek üzere Kuruma ibraz ettiği birçok fatura ile götürü bedel hizmet alım sözleşmesinin sahte ve/veya içeriği itibarıyla yanıltıcı belge niteliğinde olduğu ve mahsubu yapılan söz konusu belgeler dolayısıyla Kurumun 469.841,01-TL zarara uğradığı tespit edildiğinden ve anılan fiilleri ile davacının zimmet ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediğinden bahisle TRT Personel Yönetmeliği’nin 100. maddesinin (g) bendi uyarınca işten çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilmiştir.
Söz konusu raporu değerlendiren TRT Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu’nun … tarihli toplantısında alınan ve … tarihli Genel Müdür onayıyla kesinleşen … sayılı karar ile; davacının sahte ve/veya içeriği itibarıyla yanıltıcı belgeleri, anılan niteliklerini bilerek ve kendi hesabına para sağlamak amacıyla avans kapamalarında kullanmasının “zimmet” ve “özel belgede sahtecilik” mahiyetinde olduğundan bahisle, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Personel Yönetmeliği’nin 100. maddesinin (g) bendi uyarınca işten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ve sözleşmesinin feshedilmesine karar verilmiştir.
Davacı tarafından, yukarıda anılan Yüksek Disiplin Kurulu kararının ve sözleşmesinin feshine ilişkin işlemin iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılan davada, … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:… sayılı kararı ile, “… Davacı hakkında TRT Yüksek Disiplin Kurulu tarafından oyçokluğuyla alınan kararın muhalefet şerhi gerekçesi de yazılarak kesinleşmesi için Genel Müdür onayına sunulması gerekirken, muhalefet şerhinin gerekçesi yazılmadan ve karar yazılması için öngörülen süre de dolmadan, yazılmamış olan karşı oy gerekçesinin ekte olduğu belirtilmek suretiyle, kararın Genel Müdür onayına sunularak onaylanmasına ve buna bağlı olarak da Genel Müdür onayıyla, davacının 26/10/2011 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı” gerekçelerine yer verilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.
Uyuşmazlığın esası hakkında da …İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile, yürütmenin durdurulması kararındaki gerekçeyle iptal kararı verilmiş ve bu karar, Danıştay Beşinci Dairesinin 12/10/2017 tarih ve E:2016/16518, K:2017/21077 sayılı kararı ile onanmış, tarafların karar düzeltme isteminde bulunmamaları üzerine anılan karar kesinleşmiştir.
Söz konusu yargı kararı nedeniyle Yüksek Disiplin Kurulunca 14/06/2012 tarihinde yeniden toplanılarak zimmet tutarının ve davacının savunma dilekçesinde belirttiği yönetmen hakkındaki iddiaların yeniden değerlendirilmesi gerektiği yönünde karar verilerek, bu hususların araştırılması için 01/11/2012 tarihinde yeniden müfettiş görevlendirmesi yapılmış ve hazırlanan 13/02/2013 tarihli müfettiş raporunda zimmet tutarının değiştirilmesini gerektirir bir hususun bulunmadığı belirtilerek dosya yeniden Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edilmiştir.
TRT Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun … tarihli toplantısında alınan ve … tarihli Genel Müdür onayı ile kesinleşen … sayılı kararı ile; … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında belirtilen eksiklikler tamamlanarak davacının “zimmet” ve “özel belgede sahtecilik” suçlarını işlediğinden bahisle, Türkiye Radyo – Televizyon Kurumu Personel Yönetmeliği’nin 100. maddesinin (g) bendi uyarınca işten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ve davacının sözleşmesi feshedilmiştir.
Bunun üzerine, işten çıkarma cezası ile sözleşme feshi işleminin iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu’nun 56. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu personelinin işe alınmasındaki usul, şartlar, atanma, terfi, nakil, işe son verme, disiplin cezaları ve sicil ile ilgili konuları personel yönetmeliğinde düzenlenir.” hükmüne dayanılarak hazırlanan ve 20/05/1988 tarih ve 19817 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulan Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Personel Yönetmeliği yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Personel Yönetmeliği’nin 100. maddesinde işten çıkarma cezası verilmesini gerektiren fiil ve haller sayılmış ve bu maddenin (g) bendinde, “Hırsızlık, görevi kötüye kullanma, sahtekarlık, dolandırıcılık, yalan yere tanıklık veya yemin, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet veya cürüm uydurma gibi memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici suçlardan birisini işlediği idari soruşturma sonunda sabit olanlar” hakkında, işten çıkarma cezası verileceği kurala bağlanmıştır.
Danıştay Onaltıncı Dairesinin 08/06/2016 tarih ve E:2015/15655 sayılı kararıyla, “disiplin cezalarının yönetmelikle düzenleneceğine” ilişkin 2954 sayılı Kanun’un 56. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “….disiplin cezaları….” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle, iptali için itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması üzerine, Anayasa Mahkemesi’nin 29/06/2017 tarih ve 30109 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 14/06/2017 tarih ve E:2016/182, K:2017/111 sayılı kararıyla, 2954 sayılı Kanun’un 56. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “….disiplin cezaları….” ibaresi iptal edilmiş olup; Anayasa Mahkemesi’nin anılan iptal kararı gereği 12/06/2019 tarih ve 30799 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7176 sayılı Kanun’un 3., 4. ve 5. maddeleri ile 2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu’na “Disiplin işlemleri ile disiplin amirleri” başlıklı 56/A maddesi, “Disiplin cezaları” başlıklı 56/B maddesi ve “Disiplin işlemlerinin uygulanma esasları” başlıklı 56/C maddesi eklenmiştir.
7176 sayılı Kanun’la 2954 sayılı Kanun’a eklenen 56/A maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve yönetmeliklerin öngördüğü ödevleri yurt içinde veya yurt dışında yerine getirmeyen, mevzuatın gerekli kıldığı hususlara uymayan veya yasakladığı işleri yapan memur ve kadro karşılığı sözleşmeli personel hakkında durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre bu anılan Kanunda yer alan disiplin cezaları verilir.” kuralına yer verilmiş; 56/B maddesinde ise, “Kurumda görev yapan memur ve kadro karşılığı sözleşmeli personele uygulanacak disiplin cezaları ile disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:…
5) İşten çıkarma: Personelin, Kurumda herhangi bir statüde veya başka kamu kurum ve kuruluşlarında memur olarak bir daha çalıştırılmamak üzere Kurumla ilişiğinin kesilmesidir. Bu ceza, 657 sayılı Kanunun 125 inci maddesinde yer alan Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller ile aşağıda sayılan fiil ve hallerde verilir:
a) Hizmeti aksatmak veya durdurmak amacıyla görevinin gereklerini kasten yerine getirmeyerek veya aynı amaçla fiil ve hallerde bulunmak suretiyle yayının aksamasına, durmasına veya yapılamamasına sebep olmak.
b) Genel yayın esasları veya yayın hizmeti ilkelerine kasten aykırı yayın yapmak veya yapılmasına sebep olmak.
c) Kurumun yayın mecralarından yararlanarak, Devletin iç veya dış güvenliği ile kamu düzenini bozacak nitelikte yayın yapmak veya yapılmasına sebep olmak.” düzenlemesi yer almaktadır.
2954 sayılı Kanun’a, 7176 Kanun’un 5. maddesiyle eklenen 56/C maddesinde ise, “Memur ve kadro karşılığı sözleşmeli personel hakkındaki disiplin işlemlerinde bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 657 sayılı Kanunun Dördüncü Kısmının “Disiplin” başlıklı Yedinci Bölümünde yer alan hükümler uygulanır. Bu bölümde yer alan “Devlet memurluğundan çıkarma” cezasına ilişkin düzenlemeler “İşten çıkarma” cezası hakkında uygulanır….” hükmüne yer verilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde ise, “Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” fiili, Devlet memurluğundan çıkarma cezası gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.
Aynı Kanunun “Zamanaşımı” başlıklı 127. maddesinde ise;
“Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren;
a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına,
b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına,
başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.” düzenlemesi yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa Mahkemesi’nin 29/06/2017 tarih ve 30109 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 14/06/2017 tarih ve E:2016/182, K:2017/111 sayılı kararıyla; 2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu’nun 56. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “… disiplin cezaları…” ibaresinin, Anayasa’nın 38. ve 128. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline ve kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak 1 yıl sonra yürürlüğe girmesine karar verildikten sonra; 12/06/2019 tarih ve 30799 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7176 sayılı Kanun’un 3., 4. ve 5. maddeleriyle 2954 sayılı Kanun’a eklenen 56/A, 56/B ve 56/C maddeleri ile TRT Genel Müdürlüğünde görev yapan memur ve kadro karşılığı sözleşmeli personele uygulanacak disiplin cezalarına ilişkin düzenlemeler yapılmış olup; 56/C maddesinde; “Memur ve kadro karşılığı sözleşmeli personel hakkındaki disiplin işlemlerinde bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 657 sayılı Kanunun Dördüncü Kısmının “Disiplin” başlıklı Yedinci Bölümünde yer alan hükümler uygulanır. Bu bölümde yer alan “Devlet memurluğundan çıkarma” cezasına ilişkin düzenlemeler “İşten çıkarma” cezası hakkında uygulanır…” hükmü yer almaktadır.
Anayasa Mahkemesince bir Kanun maddesinin iptal edilmesinden sonra yasama organınca yeni bir yasal düzenleme yapılırsa, uyuşmazlığın bu düzenlemeye göre çözümlenmesi gerekmektedir. Aksi yaklaşımın, işlenen fiillerin cezasız kalması neticesini doğuracağı açıktır.
Dava konusu uyuşmazlıkta, Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda anılan iptal kararından sonra, 7176 sayılı Kanun’un 3., 4. ve 5. maddeleriyle 2954 sayılı Kanun’un 56/B maddesinde öngörülen disiplin cezaları uygulanmakla birlikte; 56/C maddesinde personele uygulanacak disiplin işlemlerinde bu Kanun’da hüküm bulunmayan hallerde 657 sayılı Kanun’a atıf yapıldığından, uyuşmazlığın yeni yasal düzenlemeye göre çözümlenmesi gerekmektedir.
Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/07/2020 tarih ve E:2019/2976, K:2020/1348 sayılı kararı da bu yöndedir.
Bu hukuki durum karşısında; uyuşmazlıkta, temyize konu kararda yer verilen Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Personel Yönetmeliği’nin “Zamanaşımı” başlıklı 112. madde hükmünün uygulanmasına olanak bulunmadığı; uyuşmazlığın, 657 sayılı Kanun’un yukarıda hükmü yazılı 127. maddesi esas alınarak çözümlenmesi gerektiği açıktır.
657 sayılı Kanun’un 127. maddesindeki zamanaşımı süreleri, idarenin disiplin suçundan haberdar olmasından ilk defa disiplin cezası verilmesine kadarki süreçte dikkate alınacak süreler olup, idare tarafından söz konusu sürelere riayet edilerek disiplin cezası verilmesi halinde, idarenin zaman aşımı sürelerine uyma yükümlülüğünü yerine getirdiğinin kabulü gerekmektedir.
Buna göre; zaman aşımı sürelerinin hesabında disiplin cezası verildikten sonraki itiraz süreci veya onay süreci (disiplin cezasının idari anlamda kesinleşme süreci) dikkate alınmayacağı gibi, idari yargıda dava açılması halinde, yargılama sürecinde geçen süreler ile bozma kararı verilmesi halinde kararın gerekçesi idareye yeni bir disiplin işlemi yapma yetkisi tanıyor ise, idarenin yeni bir disiplin işlemi tesis etmesi aşamasında söz konusu zaman aşımı sürelerinin geçtiğinden bahsedilemeyeceği açıktır.
Bir başka ifadeyle, 657 sayılı Kanun’un 127. maddesindeki zaman aşımı düzenlemesinin, idare tarafından ilk defa disiplin işlemi tesis edilmesi aşamasında göz önüne alınacak bir müessese olduğu ve ilgili hakkında bu süreler içinde bir disiplin cezası verilmesi suretiyle uygulanacağı anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte, disiplin cezalarına karşı idari yargıda açılan davalarda verilen iptal kararlarının gerekçesinin, idareye ilgili hakkında bir başka disiplin işlemi tesis etme olanağı tanıması halinde, 2577 sayılı Kanun’un 28/1. maddesi uyarınca yargı kararının gereğini yerine getirmekle yükümlü olan idarenin, bu madde kapsamında öngörülen süre içerisinde harekete geçerek söz konusu disiplin cezasına ilişkin iş ve işlemleri tesis etmesi gerektiği de açıktır.
İdare Mahkemesince; davacı hakkında tesis edilen ilk işten çıkarma cezası olan 26/10/2011 tarihli işlemle disiplin cezasına ilişkin 2 yıllık ceza zaman aşımı süresinin 1 yıl, 11 ay sonra kesildiği; ancak, bu disiplin cezasının iptali istemiyle açılan davada, idareye aynı konuda yeniden işlem tesisini gerektirecek şekilde verilen yürütmenin durdurulması kararının 18/04/2012 tarihinde davalı idareye tebliğiyle zaman aşımı süresinin yeniden işlemeye başladığı, anılan yargı kararı gereği yerine getirilerek davacının yeniden işten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesine ilişkin süreçte işlediği öne sürülen fiillerin öğrenilmesinden cezanın tesis edildiği ana kadar yaklaşık 2 yıl, 11 aylık bir sürenin geçmesi nedeniyle ceza verme yetkisinin zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 127. maddesinde öngörülen zaman aşımına ilişkin düzenlemenin idare tarafından ilk defa disiplin işlemi tesis edilmesi aşamasında göz önüne alınması gereken bir müessese olduğu, bu düzenlemeye göre ilgili hakkında bu süreler içinde bir disiplin cezası verilmesiyle zaman aşımı süresinin kesileceği anlaşılmaktadır.
Bakılan olayda, davalı idarece davacıya disiplin cezasının verildiği 26/10/2011 tarihi itibarıyla zaman aşımı süresinin kesildiği açıktır. Öte yandan, davanın açıldığı tarihten yürütmenin durdurulması kararının idareye tebliğ edildiği 18/04/2012 tarihine kadar olan süreler ile bu süreçten sonra anılan karar kesinleşene kadar yargılama devam ettiğinden zaman aşımı süresinin işlemeyeceği ve yargı kararı üzerine tesis edilen dava konusu … tarih ve … sayılı işlem yönünden, 657 sayılı Kanun’un 127. maddesinde zaman aşımına ilişkin sürelerin dikkate alınamayacağı da açıktır.
Yukarıda bahsi geçen mevzuat değişikliğinde öngörülen kural ve atıfların bir bütün halinde değerlendirilmesi sonucu, İdare Mahkemesince davanın esasına ilişkin bir inceleme yapılması zorunlu olup; davacının üzerine atılı, soruşturmaya konu eylemlerinin, disiplin hukukunda yer alan tüm ilkeler (disiplin soruşturması yapılırken uyulması gereken esaslara riayet edilip edilmediği, davacının eyleminin sübuta erip ermediği, eylem ile verilen cezanın örtüşüp örtüşmediği, verilen cezanın ölçülülük ilkesine aykırı olup olmadığı, 7176 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile eklenen 56/B maddesinde yer alan işten çıkarma cezasına ilişkin fiillere ya da 657 sayılı Kanun’un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinde yer alan Devlet memurluğundan çıkarma cezasına ilişkin fiillere uygun olup olmadığı vb.) dikkate alınıp değerlendirilmek suretiyle, ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, olayda, ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararının 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 23/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.