YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/1277
KARAR NO : 2015/1661
KARAR TARİHİ : 27.01.2015
Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın aidiyetinin tespiti
… ile … ve … aralarındaki muhdesatın aidiyetinin tespiti davasının kabulüne dair . Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 28.02.2013 gün ve 266/57 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, tapuda babası adına kayıtlı 522 ada 64 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan iki katlı binanın 2. katı ile tüm müştemilatı ve su kuyusunun kendisi tarafından meydana getirildiğini açıklayarak, bu hususun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, dava konusu binanın muris babaları tarafından yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, “davanın kabulü ile, dava konusu … sayılı taşınmaz üzerindeki ev olarak kullanılan binanın 2. katının ve yine taşınmaz üzerinde bulunan su kuyusu ile sundurma şeklindeki iki adet müştemilatın davacıya ait olduğunun tespitine” karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç ve oluşturulan hüküm yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 718. maddesi hükmünde, arazi üzerindeki mülkiyetin, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsayacağı, bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynakların da gireceği açıklandığından, taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Bu olgu gözönüne alındığında kural olarak ve aksine bir hüküm bulunmadıkça taşınmaz üzerindeki muhdesatların mülkiyetinin tespiti dava edilemeyeceği gibi mahkemelerce de muhdesatların taşınmazın arzına malik olanlar dışında başka bir kişiye ait olması sonucunu doğuracak şekilde hüküm verilemez. Ne var ki, çoğun içinde azın da bulunduğu, muhdesatların mülkiyetinin tespiti isteminin muhdesatların meydana getirildiğinin tespiti istemini de içerdiği gözönüne alındığında, mülkiyet tespiti istemiyle açılan davalarda, koşullarının varlığı ve davanın kanıtlanması halinde davaya konu muhdesatların davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine, mülkiyet tespiti isteminin ise reddine karar verilmesi gerekir.
Hal böyle olunca, mahkemece az yukarıda açıklanan hukuksal olgu gözetilerek davanın kabulü ile anılan taşınmaz üzerindeki muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine, davacının mülkiyet tespitine ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Davalılar vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde ise de; yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükmün 1. fıkrasındaki “….davacıya ait olduğunun….” ifadelerinin hüküm yerinden çıkartılmasına, bunun yerine “….sundurma şeklindeki iki adet müştemilatın….” ibaresinden sonra gelmek üzere “davacı tarafından meydana getirildiğinin” ibarelerinin eklenmesine, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HMK’nun 304. maddesi (1086 sayılı HUMK’nun 438/7. fıkrası) gereğince DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE ONANMASINA, taraflarca HUMK’un 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 512,35 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 27.01.2015 tarihinde oybirliğiyle verildi.