Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2015/14383 E. 2015/13017 K. 25.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14383
KARAR NO : 2015/13017
KARAR TARİHİ : 25.06.2015

Mahkemesi : İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1.Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2.Davacı, davalı ..’nde en uzunu 1 yıl ve daha kısa süreli hizmet alım sözleşmeleri ile alt işverenler nezdinde otomasyon görevlisi adı altında asıl işin bir bölümü olan veri giriş, hasta kayıt, doktorlara ait tüm tıbbi kayıt ve veri işlemlerinde yardımcı olarak çalıştırıldığını, kayıt işlemlerini tutup röntgen ve kan tahlili işlemlerini yaptığını, röntgen teknisyeninin işini yaptığını, çekilen röntgenin çıktısının alınıp okutulması, doktorun uygulayacağı enjeksiyonun hazırlanması, ilaçların girilmesi, enjeksiyona çekimi, doktor hasta tanı giriş işleminin yapılması, doktor gözetiminde rapor yazılması ve okunması, bazı raporların teknisyenlerle birlikte hazırlanması, tansiyon ölçümü raporlar ve sevk işlemlerinin medulaya girilmesi gibi hastanenin asıl işleri yaptığını her sabah 7.30’dan 8.30’a kadar hastalara sıra verme işlemlerini yaptığını acilde çalıştığı dönemde acil nöbeti tuttuğunu emir ve talimatları hastane yetkilisinden aldığını, hastane memurlarıyla aynı işi yaptıklarını tüm bu işleri hastanede çalışan kadrolu memurlarla beraber yerine getirdiğini, tüm emir ve talimatı hastane yöneticilerinden aldığını, işe alınırken dahi hastane yönetimince sınava tabi tutulduklarını, her alt işveren ile en uzunu 1 yıl olmak kaydıyla 1’den fazla iş sözleşmesi yapılarak, girdi-çıktı yapıldığını, alt işverenler değişmesine rağmen çalışmaya devam ettiklerini, hastanedeki devlet memurlarının çalışma saatleriyle davacının çalışma saatlerinin farklı olduğunu, davacıya ödenen ücretin Anayasaya, İş Kanununa ve ilgili yasalara aykırılık teşkil ettiğini, davalı kurum ile dava dışı şirketler arasında yapılan sözleşmelerin muvazaaya dayandığını, muvazaanın tespiti ile davacının işe giriş tarihinden itibaren … personeli sayılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı …. vekili davaya karşı husumet itirazında bulunduklarını, ..nun taraf ehliyetine hâiz olduğunu, kamu kurumu olan hastanelerde çalışan memur, sözleşmeli personel ve geçici ya da sürekli işçilerin işe alımları ya da çalıştırılmalarının başta 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi olmak üzere daha sıkı hukuki düzenlemelere tabi tutulduğunu, uyuşmazlığa konu olan alt işveren şirketlerden hizmet satın alınarak, kamu hastanelerinde işçi çalıştırılmasının tamamen kanun ve mevzuata uygun bir şekilde yapıldığını, ayrıca İş Kanunu ‘nun 2. maddesinin 8 ve 9. fıkralarındaki düzenlemeler gereği kamuda alt işveren ilişkisi altında çalıştırılan işçilerin daimi kadro ve pozisyonlara ilişkin hakları isteyemeyecekleri, konuya ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin bu fıkralarla ilgili eşitlik ilkesi ve işçi lehine koruma ilkesini ihlal ettiği ile ilgili iptal isteğini reddettiğini, tüm bunlardan dolayı alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğuna dair davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların yersiz ve hukuka aykırı olduğunu belirterek haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece “Otomasyon Sistemine Yönelik Bilgisayar Kullanıcısı Hizmet Alım ” işine ilişkin hizmet Alım Sözleşmesinde ve sözleşme eki teknik şartnamesinde belirtilen işlerin Hastane işyeri bakımından yardımcı işlerden olması, davacı işçinin veri giriş ve otomasyon işi dışında Hastane’nin asıl işlerinde çalıştığına ilişkin dosya içerisinde herhangi bir beyan, bilgi ve belge olmaması, Davalı .. yetkilileri tarafından işçilere emir ve talimat verilmesi ve alt işverenlerin değişmesine rağmen işçinin ara vermeden yine alt işverene bağlı olarak çalışmış olmasının alt işverenlik ilişkisinin muvazaalı olduğunu kanıtlamaya yeterli olmaması nedenleri birlikte değerlendirildiğinde açılan davanın reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmıştır.’ gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık, asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayanıp dayanmadığı ve bunun işçilik haklarına etkileri noktasında toplanmaktadır.
Alt işveren; bir iş yerinde yürütülen mal ve hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir bölümünde veya yardımcı işlerde, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren alanlarda iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini, sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanabilir. Alt işverenin iş aldığı işveren ise asıl işveren olarak adlandırılabilir. Bu tanımlamalara göre asıl işveren – alt işveren ilişkisinin varlığından söz edebilmek için iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri gerekmektedir.
Alt işverene yardımcı işin verilmesinde bir sınırlama olmasa da, asıl işin bir bölümünün teknolojik uzmanlık gerektirmesi zorunludur. 4857 sayılı İş Kanununun 2 nci maddesinde, asıl işveren alt işveren ilişkisinin sınırlandırılması yönünde yasa koyucunun amacından da yola çıkılarak, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilmesinde “işletmenin ve işin gereği” ile “teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” ölçütünün bir arada bulunması şarttır. Yasanın 2 nci maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarında “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” sözcüklerine yer verilmiş olması bu gerekliliği ortaya koymaktadır. Alt İşverenlik Yönetmeliğinin 11 inci maddesinde de yukarıdaki anlatımlara paralel biçimde, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilebilmesi için “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirmesi” şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği belirtilmiştir.
İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek amacıyla İş Kanununun 2 nci maddesinde bazı muvazaa kriterlerine yer verilmiştir. Muvazaa Borçlar Kanununda düzenlenmiş olup, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, kendi gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesini arzu etmedikleri, görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir. Muvazaada, taraflar arasında üçüncü kişileri aldatma kastı bulunmakta ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir. Muvazaa genel ispat kuralları ile ispat edilebilir. Bundan başka İş Kanununun 2 nci maddesinin yedinci fıkrasında sözü edilen hususların, aksi kanıtlanabilen adi kanunî karineler olduğu kabul edilmelidir.
5538 sayılı Yasa ile İş Kanununun 2 nci maddesine bazı fıkralar eklenmiş ve kamu kurum ve kuruluşlarıyla sermayesinin yarısından fazlasının kamuya ait olan ortaklıklara dair ayrık durumlar düzenlenmiştir. Ancak, maddenin diğer hükümleri değişikliğe tabi tutulmadığından, asıl işveren alt işveren ilişkisinin unsurları ve muvazaa öğeleri değişmemiştir. Yasal olarak verilmesi mümkün olmayan bir işin alt işverene bırakılması veya muvazaalı bir ilişki içine girilmesi halinde, işçilerin baştan itibaren asıl işverenin işçileri olarak işlem görecekleri 4857 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin yedinci fıkrasında açık biçimde ifade edilmiştir. Kamu işverenleri bakımından farklı bir uygulamaya gidilmesi hukuken korunamaz. Muvazaaya dayanan bir ilişkide işçi, gerçek işverenin işçisi olmakla kıdem ve unvanının dışında bir kadro karşılığı çalışması ve diğer işçilerle aynı ücreti talep edememesi, İş Kanununun 5 inci maddesinde öngörülen eşitlik ilkesine aykırılık oluşturur. Yine koşulların oluşmasına rağmen işçinin toplu iş sözleşmesinden yararlanamaması, Anayasal temeli olan sendikal hakları engelleyen bir durumdur. Dairemizin kararları da bu doğrultudadır.
İş Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 15.5.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5763 sayılı Yasanın 1 inci maddesiyle değiştirilmiş ve alt işverenin işyerini bildirim yükümü getirilmiştir. Alt işveren bu bildirimi asıl işverenle aralarında düzenlenmiş olan yazılı alt işverenlik sözleşmesi ve gerekli belgelerle birlikte yapmak durumundadır. Alt işverenlik sözleşmesi ilgili bölge müdürlüğü ile gerektiğinde iş müfettişleri tarafından incelenecek ve kurumca re’sen muvazaa araştırması yapılabilecektir.
Muvazaanın tespiti halinde bu yönde hazırlanan müfettiş raporu ilgililere bildirilir ve ilgililer 30 gün içinde yetkili iş mahkemesine itiraz edebilirler. İş Müfettişliği tarafından hazırlanan muvazaalı alt işverenlik ilişkisinin tespit edildiği rapora ilgililerin süresi içinde itiraz etmemesi ya da mahkemece muvazaalı işlemin varlığına dair hüküm kurulması ve verilen kararın kesinleşmesi halinde, alt işverenliğe dair tescil işlemi iptal edilir. Bu halde alt işveren işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçileri sayılır.
Asıl işveren alt işveren ilişkisi ve muvazaa konuları, 5763 sayılı Yasayla iş kanununda yapılan değişiklikler ve buna bağlı olarak çıkarılan Alt İşveren Yönetmeliğinin ardından farklı bir anlam kazanmıştır. Yönetmelikte “yazılı alt işverenlik sözleşmesi”nden söz edilmiş ve çeşitli tanımlara yer verilmiştir.
Alt İşveren Yönetmeliğinde;
1) İşyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir bölümünde uzmanlık gerektirmeyen işlerin alt işverene verilmesini,
2) Daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile kurulan alt işverenlik ilişkisini,
3) Asıl işveren işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak hakları kısıtlanmak suretiyle çalıştırılmaya devam ettirilmesini,
4) Kamusal yükümlülüklerden kaçınmak veya işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut çalışma mevzuatından kaynaklanan haklarını kısıtlamak ya da ortadan kaldırmak gibi tarafların gerçek iradelerini gizlemeye yönelik işlemleri, ihtiva eden sözleşmeler muvazaalı olarak açıklanmıştır.
Somut olayda davacı dava dilekçesinde alt işverenler nezdinde otomasyon görevlisi adı altında asıl işin bir bölümü olan veri giriş, hasta kayıt, doktorlara ait tüm tıbbi kayıt ve veri işlemlerinde yardımcı olarak çalıştırıldığını, kayıt işlemlerini tutup röntgen ve kan tahlili işlemlerini yaptığını, röntgen teknisyenlerinin işini yaptığını, çekilen röntgenin çıktısının alınıp okutulması, doktorun uygulayacağı enjeksiyonun hazırlanması, ilaçların girilmesi, enjeksiyona çekilmesi, doktor hasta tanı giriş işleminin yapılması, doktor gözetiminde rapor yazılması ve okunması, bazı raporların teknisyenlerle birlikte hazırlanması, tansiyon ölçümü yapılması, raporlar ve sevk işlemlerinin medulaya girilmesi gibi hastanenin asıl işleri yaptığını iddia etmiş ise de davacının bu davasıyla birlikte seri olarak açılmış bulunan dava dosyalarında her bir davacının tam olarak hastanede ne iş yaptıkları açıklığa kavuşturulmamıştır. Otomosyon görevlisi olarak işe alınan davacıların her birinin hastanede fiilen ne iş yaptıkları otomasyon görevlisi olarak sadece veri girişi ve evrak kayıt işlemlerini mi yaptıkları yoksa davacının iddiası gibi asıl iş kapsamında yer alan işlerdemi çalıştırıldıkları hususu gerek işyeri belgeleri gerek davacıların her birinin görevlendirme belgeleri getirtilerek ve tanıkların da her bir davacı bakımından tek tek fiilen hangi işleri yaptıkları sorularak ayrıntılı beyanlarının tespiti suretiyle dinlenmesi ve bu şekilde davacıların her birinin ayrı ayrı fiilen ne iş yaptıkları açıklığa kavuşturarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 25.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.