Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2015/3050 E. 2015/13086 K. 25.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3050
KARAR NO : 2015/13086
KARAR TARİHİ : 25.06.2015

Mahkemesi : İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, davacının davalı işyerinde 19.09.2001- 13.08.2012 tarihleri arasında ütücü olarak çalıştığını, son aylık ücretinin net 915,00.-TL olduğunu, günde bir öğün yemeğin ve servis hizmetinin işverence sağlandığını, işyerindeki çalışma saatlerinin haftada altı gün 07:30 – 17:30 saatleri arasında olduğunu, ütü bölümünde çalışanların haftada üç gün 21:00’e kadar çalıştıklarını, müvekkilinin iş sözleşmesini haklı olarak feshettiğini beyanla kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti ve ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir.
Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir.
Yine işçilerin gece çalışmaları günde yedibuçuk saati geçemez (İş Kanunu, Md. 69/3). Bu durum günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın sınırını oluşturur. Gece çalışmaları yönünden, haftalık kırkbeş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa da günde yedibuçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir. Dairemizin kararları da bu yöndedir
Fazla çalışma yönünden diğer bir yasal sınırlama da, İş Kanununun 41 inci maddesindeki, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir .
Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre taktir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir.
Davacı dava dilekçesinde, çalışma saatlerinin haftada altı gün 07:30-17:30 saatleri arası olduğunu, ara dinlenmelerinin yarım saat yemek molası ve iki adet on beşer dakikalık çay molalarından oluştuğunu, ütü bölümünde çalışanların haftada üç gün saat 21:00’e kadar çalıştığını, buna ilişkin olmak üzere işyerine ait 3 adet çizelgeyi sunduklarını, haftada 45 saati aşan çalışmalarının karşılığında 4857 sayılı Kanunun 41. maddesi gereğince ödenmesi gereken fazla çalışma ücreti alacağının ödenmediğini, 2012 Mayıs ve Haziran ayında fazla mesai yapan davacının fazla mesai ücreti alacaklarının da ödenmediğini, ayrıca davacının bankaya yatırılan ücretlerini “yasal haklarını saklı tutarak” tahsil ettiği (04.06.2012, 12.07.2012, 07.08.2012 tarihli banka dekontları) aylara ilişkin fazla mesai ücreti alacaklarının da hesaplanmasını talep etmiştir.
Mahkemece “Davalı işveren tarafından davacının 2012 Ocak ayından Ağustos 2012 ayına kadar tutulan puantaj kayıtları sunulmuş olup ilgili kayıtlar ile bordrolardaki tahakkukların örtüştüğü tespit edilmekle birlikte davacı tarafından sunulan Mayıs 2012 ayına ait puantaj listeleri ile davalı işveren tarafından sunulu Mayıs 2012 ayına ait çalışma çizelgenin farklı çalışma saatlerini içerdiği, davalı işveren tarafından davacının sunduğu kayıtlara itiraz edilmiş olup hukuken geçerli olmadığının ifade edildiği, davacı taraf ise işyeri kayıtlarına dair 07.02.2013 havale tarihli beyanında davalı işverenin puantaj kayıtları üzerinde değişiklik yapıldığını ifade ettiği, tarafların sunduğu çizelgeler arasındaki fark nedeniyle ilgili kayıtlara itibar edilemeyeceği, davacının ilgili dönem çalışması yönünden de tanık deliline dayanabileceği” gerekçesiyle tanık beyanları doğrultusunda davacının 13.08.2007-13.08.2012 tarihleri arasındaki dönemde haftalık 16,5 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilmiş ve davacıya ödenen fazla çalışma ücretleri hesaplanan fazla çalışma ücretinden mahsup edilerek hüküm kurulmuştur.
Davacı vekili beyan dilekçesinde, davalı tarafından sunulan puantaj kayıtlarında değişiklik yapıldığını ve giriş-çıkış kayıtlarının CD ortamında sunulması halinde kayıtlarda değişiklik yapılacağının anlaşılacağını iddia etmiş ve kayıtların CD ortamında sunulmasının davalı taraftan istenmesini talep etmiştir. Davalı ise davacının sunduğu puantajları kabul etmediğini, bunların davalı şirkete ait olduğuna dair herhangi bir ibare bulunmadığını ve herkes tarafından düzenlenebilir nitelikte olduğunu savunmuştur.
Somut olayda taraflarca davacının çalışma saatlerine ilişkin belgeler sunulmuş ancak mahkemece bu belgeler yeterince değerlendirilmeden davacının fazla çalışma ücreti alacağının kabulüne karar verilmiştir.
Her iki taraf da diğeri tarafından sunulan belgelere bunların düzenlenmesi ve güvenilirliği hususlarında itiraz etmiş olmakla mahkemece dosyaya sunulan belgeler bakımından taraf itirazları da dikkate alınarak gerekirse işyerinde konusunda uzman bilirkişiler aracılığıyla keşif yapılarak işyeri belgeleri ve özellikle işe giriş çıkış kayıtlarının bulunduğu bilgisayarların incelenmesi ve incelenen belgeler ile dosyaya sunulan belgelerin karşılaştırılması ile dosyada bulunan bordrolar ve banka kayıtları da dikkate alınmak suretiyle fazla çalışma ücreti alacağının varlığı saptanmalıdır. Bu husus araştırılmadan tanık beyanlarına itibarla fazla çalışma ücreti alacağının hesaplanması hatalı olup bozma nedenidir.
Ayrıca, dosyaya davacı işçi tarafından imzası inkar edilmeyen ve bazı aylarda fazla mesai tahakkuku ve ödemesi yapıldığı anlaşılan bordrolar ibraz edilmiştir. Mahkemece, imzalı bordrolarda fazla çalışma gösterilen aylar dışlanmak suretiyle yapılacak hesaplamaya göre fazla çalışma ücreti alacağına hükmedilmesi gerekirken ödenen fazla çalışma ücretlerinin hesaplanan fazla çalışma ücretinden mahsup edilerek fazla çalışma ücreti alacağına karar verilmesi de hatalı olmuştur.
3-Taraflar arasında davacının yıllık izin ücretinin ödenip ödenmediği hususunda da uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı, hak kazandığı yıllık ücretli izninin bir kısmının kullandırılmadığını ve kullandırılmayan yıllık izin ücretlerinin karşılığında da herhangi bir ödeme yapılmadığını iddia etmiş; davalı ise, davacının yıllık izinlerini kullandığını, kullandırılmayan yıllık izin ücretlerinin ise davacının hesabına yatırılmak suretiyle ödendiğini savunmuştur. Mahkeme, bilirkişi raporu doğrultusunda yıllık ücretli izin alacağına hükmetmiştir.
Somut olayda, davacıya yıllık izin ücretinin tahakkuk ettirildiği ay 2012/Ağustos ayıdır. Oysa davacının maaş hesabının bulunduğu banka şubesinden getirtilen hesap hareketlerini gösterir banka kayıtlarının 12/08/2012 tarihinde son bulduğu ve bahsi geçen tarihi kapsamayabileceği anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılacak iş; davacının hesabının bulunduğu ilgili banka şubesinden 31.10.2012 tarihine kadar olan hesap hareketlerini gösterir kayıtların getirtilmesi ve yıllık izin ücretinin ödenip ödenmediğinin tespit edilmesidir.
O halde, taraf vekillerini bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 25/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.