YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/16509
KARAR NO : 2015/13055
KARAR TARİHİ : 25.06.2015
Mahkemesi : İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı vekili, iş akdinin haksız ve bildirimsiz olarak sona erdirilidğini öne sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai, genel tatil, hafta tatili ve manevi tazminat alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
İşyerinde üst düzey yönetici konumda çalışan işçi, görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda, ayrıca fazla çalışma ücretine hak kazanamaz. Bununla birlikte üst düzey yönetici konumunda olan işçiye aynı yerde görev ve talimat veren bir başka yönetici ya da şirket ortağı bulunması halinde, işçinin çalışma gün ve saatlerini kendisinin belirlediğinden söz edilemeyeceğinden, yasal sınırlamaları aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti talep hakkı doğar. O halde üst düzey yönetici bakımından şirketin yöneticisi veya yönetim kurulu üyesi tarafından fazla çalışma yapması yönünde bir talimatın verilip verilmediğinin de araştırılması gerekir. İşyerinde yüksek ücret alarak görev yapan üst düzey yöneticiye işveren tarafından fazla çalışma yapması yönünde açık bir talimat verilmemişse, görevinin gereği gibi yerine getirilmesi noktasında kendisinin belirlediği çalışma saatleri sebebiyle fazla çalışma ücreti talep edemeyeceği kabul edilmelidir.
İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir.
Fazla çalışma yönünden diğer bir yasal sınırlama da, İş Kanununun 41 inci maddesindeki, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda taktiri indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır .Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre taktir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir.
Somut olayda, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı tarafından sunulan 2010/6. ay – 2013/1. ay arasındaki döneme ait güvenlik şirketi dökümlerine göre, davacının ortalama olarak saat 7.00′ de iş başı yaptığı, 18.00-20.00 arası çoğunluklukla da 19.00 civarı işten çıktığı, hafta tatilinde çalışmadığı, 2010 Temmuz-Aralık ayını kapsayan 6 aylık dönemde ise cumartesi günleri de işe gelmediği gerekçesiyle haftanın 6 günü 07.00-19.00 arası 1.5 saat ara dinlenme ile haftalık 18 saat fazla çalışma yapıldığı kabul edilmiş olup, 6 aylık dönem için çalışılmayan cumartesi günleri de çıkarılarak hesaplama yapılmıştır. Ayrıca, davacı ile davalı arasındaki iş akdine göre fazla çalışma ücretinin ücrete dahil olması nedeniyle yıllık 270 saat bulunan saatten düşülmüştür.
Bilirkişi raporunda güvenlik şirketi dökümlerine göre davacının ortalama çalıştığı saat aralığı tespit edilerek hesaplama yapılmış ise de, kayıtların bulunduğu 2010/6. ay – 2013/1. ay arasını kapsayan dönem bakımından her bir çalışma günü için işe giriş çıkış saatleri belirlidir. Her bir çalışma gününde kaç saat çalıştığı tek tek tespit edilerek hesaplama yapılması gerekirken kayıtlarda belirtilen giriş çıkış saatlerinin ortalamasının alınması isabetli olmamıştır.
Fazla çalışma ücreti alacağı 26.7.2007-18.02.2011 tarihleri arasını kapsayan çalışma dönemi için hesaplanmış olup, güvenlik şirketi dökümleri ise 2010/6. ay – 2013/1. ay tarihleri arasına aittir. Kayıt sunulmayan 26.07.2007-2010/6. ay arasındaki dönem bakımından tanık beyanlarına da uygun olması nedeniyle haftanın 6 günü 07.00-19.00 arası 1.5 saat ara dinlenme ile haftalık 18 saat fazla çalışma yapıldığının kabul edilmesi yerinde ise de tanık beyanları ile sonuca gidilmesine karşın 26.07.2007-2010/6. ay arasını dönem için hesaplanan fazla çalışma ücretinden takdiri indirim yapılmaması hatalıdır.
Ayrıca, davacının 270 saatle sınırlı olarak fazla çalışmalarının karşılığının ücret içinde olduğu mahkemenin de kabulündedir. Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu konudaki hesaplama da hatalı yapılmıştır.
Çalışma süreleri ve fazla mesai ile ilgili sınırlamalar yasada belirli olup 270 saatlik sınır -yıl bazında- getirilmiştir. Günlük azamî 11 saatlik sınırı aşmadığı ve diğer yasal esaslara uyulduğu müddetçe 270 saatin yılın herhangi bir evresinde tamamlanması mümkündür. Bir yılın 12 ay, yıllık fazla mesai sınırının da 270 saat olduğundan hareketle ayda 270/12 = 22,5 saat yahut bir adım daha ileri gidip haftada 22.5 / 4 = 5.625 saat şeklinde bir sınırlamanın yasal dayanağı bulunmamaktadır. Yönetmelik 5. madde de farklı bir nitelemeye elverişli değildir.
Aylık ücrete fazla mesai ücretlerinin dahil olduğunun kararlaştırıldığı hallerde işçi yıl içinde ne zaman 270 saatlik fazla mesai süresini doldurursa, ardından yaptığı her fazla saatlerle çalışma için ücrete hak kazanacaktır. Bunun aksine yıl içinde henüz 30 saat dahi fazla çalışması bulunmayan işçi, bir aylık sürede örneğin 23 saat fazla çalışma yaptığı için fazla çalışma ücretine hak kazanamaz. 270 saat yıllık ölçüttür. Sözleşmelerle bunun yıl içinde dağıtımı başka şekilde kararlaştırılabileceği gibi işyerinin, işin gerekleri, somut olay özellikleri nedeniyle de fazla çalışma sürelerinin toplamı aydan aya da farklılık arz edebilir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, somut olayda, günlük 11 saati aşmayan çalışmalar için 270 saatlik sürenin dolmasından sonra yapılan fazla çalışmaların bu alacağının sadece davalı tarafından temyiz edildiği bir başka deyişle usuli kazanılmış hak da gözetilerek hesaplanması gerekirken, hatalı hesaplama ile sonuca gidilmesi de doğru olmamıştır.
3-Genel tatil ücreti alacağı bakımından da kayıt sunulmayan 26.07.2007-2010/6. ay arasındaki dönem bakımından yukarıda da ifade edildiği üzere tanık beyanlarına göre sonuca gidilmesine karşın takdiri indirim yapılmaması hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine, 25.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.