YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12172
KARAR NO : 2015/13258
KARAR TARİHİ : 29.06.2015
Mahkemesi : Asliye Hukuk Mahkemesi
(İş Mahkemesi Sıfatıyla)
Dava Türü : İşe İade
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı .. vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, belediyede çalıştırılmak üzere ..nde 2008 yılında işe alındığını ve ..nde su endeksi okuma görevlisi olarak çalıştığını, 25/10/2014 tarihinde iş akdinin feshedildiğini öne sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı .. vekili, davacının işini doğruluk ve dürüstlük kuralları ile yapmadığı gibi, sık sık izinsiz olarak iş yerini terkettiğini, işyerine hiç gelmediğini, verilen görevleri yerine getirmediğini, davacının bu ve benzeri hususlarda uyarıldığını, davacının tüm uyarılara rağmen davranışlarına devam ettiğini, kendisinden kaynaklanan nedenlerle işine son verilen davacının işe iadesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Belediye, davacının diğer davalı şirketin işçisi olduğunu belirterek husumet itirazında bulunmuş, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının iş akdinin, İş Kanunu’nun 19. maddesine aykırı olarak yazılı olarak bildirim yapılmaksızın, işçinin savunması alınmaksızın feshedildiği dosya içeriğinden, dinlenen davalı tanık beyanlarından anlaşıldığı, fesih sebebinin açık ve kesin bir şekilde belirtilmemiş olmasının davacı hakkındaki iddialara karşı savunmasının alınmamış olmasının iş akdinin feshini geçersiz kıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, feshin geçersizliğine karar verilmiştir. Davalı Belediye yönünden ise, davacının işçi hizmet temin sözleşmesi kapsamında davalı şirket işçisi olarak belediyede çalıştığı, davalı belediyeye karşı işe iade davası açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalılar arasında alt işverenlik ilişkisinin kurulup kurulmadığı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 2/6 son cümlesi uyarınca asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur. 4857 sayılı İş Kanunu ile asıl işverenin, bu Kanundan, iş sözleşmesinden ve alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden sorumlu tutulması şeklindeki düzenleme, asıl işverenin sorumluluğunun genişletilmesi olarak değerlendirilmelidir. Bu durumda, ihbar, kıdem, kötüniyet ve işe iade sonucu işe başlatmama tazminatları ile ücret, fazla çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatili, yıllık izin, ikramiye, pirim, yemek yardımı, yol yardımı gibi tüm işçilik haklarından birlikte sorumluluk esastır.
Feshin geçersizliği ve işe iade davasının alt ve asıl işveren ilişkisinde, her iki işverene birlikte açılması halinde, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğü alt işverenindir. Asıl işverenin iş ilişkisinde sözleşmenin taraf sıfat bulunmadığından, asıl işverenin işe iade yönünde bir yükümlülüğünden sözedilemez. Asıl işverenin işe iade kararı sonrası işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden yukarda belirtilen hüküm nedeni ile alt işverenle birlikte sorumluluğu vardır.
Davalı işverence 4857 sayılı Yasanın 19.maddesinde belirtilen şekil şartlarına uyulmadan davacının iş akdi feshedildiğinden mahkemece davacının işe iadesine ilişkin olarak verdiği karar yerinde olup davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak somut olayda, davalılar arasındaki hizmet alım sözleşmesinde alımın konusu destek personeli hizmet alımı işi olduğu belirtilmiştir. Davacı, sayaç endeksi okuma görevlisi olarak çalışmaktadır. Bu nedenle davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi kanuna uygun kurulmuş olup muvazaaya dayanmadığı anlaşılmaktadır. Sonuç olarak davacının davalı ..ne iadesine, mali sonuçlardan ise davalıların birlikte sorumluluğuna karar verilmelidir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve Dairemizce aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE, davacının davalılar ..ne ait işyerine işe iadesine,
3-Davacının yasal sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen ödenmesi gereken tazminat miktarının fesih nedeni ve kıdemi dikkate alınarak dört aylık ücreti olarak belirlenmesine,
4-Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine, davacının işe başlatılması halinde varsa ödenen ihbar ve kıdem tazminatının bu alacaktan mahsubuna,
5-Alınması gerekli 27,70 TL harçtan davacının peşin olarak yatırdığı 25,20 TL’nin düşülmesi sonucu kalan 2,50 TL harcın davalılardan müşterek müteselsilen alınarak Hazine’ye gelir kaydına,
6-Davacının yaptığı harç dahil 210,20 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalıların yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
7-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’ne göre 1.500,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine,
8-Artan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine,
9-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı ..ne iadesine, 29.06.2015 tarihinde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi