YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/19269
KARAR NO : 2015/13946
KARAR TARİHİ : 24.11.2015
MAHKEMESİ : KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında …. Köyü çalışma alanında bulunan 109 ada 50 parsel sayılı 338,03 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz davalı … adına tesbit edilmiştir. Davacı …, kendi adına 220,36 metrekare yüzölçümüyle tespit edilen 109 ada 51 parsel sayılı taşınmazın davalı adına tespit gören taşınmazla bir bütün halde babalarına ait iken babaları tarafından eşit olarak paylaştırdığını ancak tespitte davalıya daha fazla yer yazıldığını öne sürerek her iki taşınmazın eşit yüzölçümüyle tapuya tescili istemiyle askı ilan süresi içinde Sulh Hukuk Mahkemesine açtığı davada, Sulh Hukuk Mahkemesince; mahkemenin görevsizliğine, talep halinde dosyanın görevli Kadastro Mahkemesine gönderilmesine Mahkemece, görevsiz Sulh Hukuk Mahkemesince yapılan keşfin karar vermeye yeterli bulunmadığı, davacının yeniden keşif yapılmasını istemediği, bu şart altında davacıya keşif giderlerini yatırması için kesin süre verilmesiyle de sonuca ulaşılamayacağı gerekçe gösterilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Davacı tarafından eldeki davanın askı ilan süresi içinde önce Sulh Hukuk Mahkemesine açıldığı, Sulh Hukuk Mahkemesince bu durumun farkedilmeyerek yaklaşık 2 yıl boyunca yargılamanın sürdürüldüğü, davacı tarafından yatırılan gider ile keşfin yapıldığı, bilahare de görevsizlik kararı ile dosyanın Kadastro Mahkemesine gönderildiği anlaşılmaktadır. Davacı kendisine düşen sorumluluğu yerine getirmiş, keşif giderini yatırmış ve Sulh Hukuk Mahkemesince keşif yapılmıştır. Keşfin yeterli olup olmadığının takdiri Mahkemeye ait olup davacıya bu hususta sorumluluk yüklenemez. Kaldı ki; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesinde; taraflardan her birinin dava harcını, dinlenmesini talep ettiği tanık ve bilirkişi ücretini ve diğer yargılama giderlerini karşılamak zorunda olduğu, davacının hakim tarafından belirlenecek süre içinde gerekli giderleri mahkeme veznesine yatırmadığı takdirde, onunla ilgili delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı, bu Kanun gereğince re’sen yapılması gereken soruşturma ve tebligat işlemleri için zaruri giderlerin, ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere bütçeye konulan ödenekten karşılanacağı hükmü düzenlenmiştir. Hal böyle olunca; davacının, yapılan önceki günlü keşfin yetersiz olmasında atfedilebilecek bir kusuru bulunmamasına göre, 3402 sayılı Kanun’un 36/1. maddesi uyarınca gerektiğinde ileride haksız çıkan taraftan alınmak üzere ilgili ödenekten karşılanmak üzere keşif ara kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 24.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.