YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/977
KARAR NO : 2015/23920
KARAR TARİHİ : 17.03.2015
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 22.01.2015 gün ve 2014-1917/5199 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12.02.2015 gün ve KYB. 2015/46248 sayılı ihbarnamesi ile;
Resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından sanık …’ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204/1, 204/3, 157/1, 158/1-d, 43, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis, 3 yıl 1 ay 15 gün hapis, 2 yıl 1 ay hapis, 10 ay hapis, 6.000,00 ve 1.000,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına, sanığın anılan Kanun’un 53/1. maddesinin a, b, d ve e bentlerindeki haklardan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, c bendinde gösterilen haklardan ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına dair … Ağır Ceza Mahkemesinin 19/02/2009 tarihli ve 2006/197 esas, 2009/52 sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/2. maddesinde yer alan “Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.” ve 3. fıkrasındaki “Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, anılan maddenin 1-c bendinde yer alan hak yoksunluğunun sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı, kendi alt soyu dışındaki kişiler bakımından vesayet ve kayyımlıkla ilgili hak yoksunluğu ile anılan maddenin 1. fıkrası a, b, d ve e bentlerinde yazılı hak yoksunluklarının ise cezanın infazının tamamlanmasına kadar devam edeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:
İncelenen dosya içeriğine göre; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.04.2014 gün, 2013/11-397 E., 2014/202 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK.nun “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği cihetle, somut olayda; sanığın … adına düzenlenen sahte ehliyetle katılan …’den kiraladığı otomobili, sahte tescil belgesi, plakalar ve … adına düzenlenmiş sürücü belgesini kullanarak noter aracılığıyla katılan …’e satmak şeklinde gerçekleşen eyleminin kül halinde TCK’nun 204/1-3, 43. maddesinde yer alan zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik; …’e karşı gerçekleşen eylemin ise, Emniyet Müdürlüğü’nün maddi varlığı olan sahte sürücü belgesinin kullanılarak gerçekleşmesi nedeniyle TCK’nun 158/1-d maddesinde öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu, suça konu plakaların dosyada delil olarak saklanması
gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde uygulama yapıldığı görülmekle, belirtilen bu konularda da kanun yararına bozma yoluna gidilip gidilmeyeceği hususunda gereğinin takdir ve ifası için dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.03.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.