YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/19916
KARAR NO : 2015/9114
KARAR TARİHİ : 27.05.2015
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : TCK’nın 85/1, 62/1, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkûmiyet
Taksirle öldürme suçundan sanıkların mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Sanık … hakkındaki mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin kusura, teşdiden ceza tayinine ve lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07/07/2009 tarih 2009/9-62-191 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK’nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan “failin güttüğü amaç ve saik” gerekçelerine dayanılamayacağının gözetilmemesi,
İsabetsiz olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; sanığa verilen temel cezanın belirlenmesinde gösterilen diğer gerekçeler yasal ve yeterli olduğundan, hüküm fıkrasının temel cezanın belirlenmesine ilişkin ilk bendindeki ”suçu işlemesindeki sebep ve saikler,” ibarelerinin çıkartılması suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün isteme uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanık … hakkındaki mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine ancak;
Sanık …’un şantiye şefi olarak görev yaptığı … A.Ş ünvanlı firmanın yapımını üstlendiği … İlçesindeki otel inşatını sanık …’ın şantiye şefi olarak çalıştığı …. A.Ş firmasına verildiği olay günü üst kata çıkartılan kalıp malzemelerinden birinin kuvvetli rüzgarın etkisiyle havalanarak, zeminde vinç bomunun halatını düzeltmek için uğraşan… A.Ş firmasının işçilerinden vinç operatörü olan …’nun başına isabet etmesi üzerine ölümü ile sonuçlanan olayda, …. A.Ş. firmasının otelin yapım işi konusunda inşaat yapım sözleşmesiyle metrekare birim fiyat üzerinden bu alanda ehil bir firma olan … A.Ş firmasıyla anlaştığı, sözleşmede işin yapımını üstlenen firmanın iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili her türlü tedbiri almak ve gerekli denetim ve gözetimleri yapmakla yükümlü olduğunun belirtildiği, işin yapımını üstlenen firmanın belirtilen alanda ehil olduğu, bu firmanın iş organizasyonu sağlamak, işçiler üzerinde denetim ve gözetim görevini yerine getimek görevinin bulunduğu, ölenin bu firmanın işçisi olduğu ve sanıklardan …’ın da olay sırasında işin başında olduğu halde sözleşmede belirtilen işin yapımı sırasında yani aşırı rüzgarlı havada vinç vasıtasıyla yukarıya çıkartılmış olan geniş yüzeyli plywood denen hafif ahşap kalıp malzemesinin rüzgarın etkisiyle havalanmasından kaynaklandığı anlaşılmakla, işin yapımını sözleşmeyle … firmasına devreden …A.Ş firması bünyesinde şantiye şefi olarak çalışan sanık …’a atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı ve beraati yerine yetersiz bilirkişi heyeti raporlarına dayanılarak sanığın mahkumiyetine hükmedilmesi,
Kabule göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07/07/2009 tarih 2009/9-62-191 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK’nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan “failin güttüğü amaç ve saik” gerekçelerine dayanılamayacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 27/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.