DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/6 E. , 2022/12 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/6
Karar No : 2022/12
BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI ARASINDAKİ AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİ HAKKINDA KARAR
Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 15/12/2021 tarih ve E:2021/54, K:2021/54 sayılı kararıyla; … . Mal. Ulus. Yük. Taş. Ltd. Şti. vekili Av. … tarafından, Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesinin 16/09/2021 tarih ve E:2020/1915, K:2021/1354 sayılı kararı ile İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesinin 30/10/2018 tarih ve E:2018/1210, K:2018/1524 sayılı kararı ve Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesinin 31/05/2021 tarih ve E:2020/2089, K:2021/2252 sayılı kararları arasındaki aykırılığın giderilmesinin istenmesi nedeniyle, aykırılığın, tazminat isteminin kabulü yolundaki İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği görüşüyle, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’un 3/C maddesinin 5. fıkrası uyarınca karar verilmesi için dosyanın Danıştaya gönderilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkimi …’un açıklamaları dinlendikten sonra konu ile ilgili kararlar ve yasal düzenlemeler incelenerek gereği görüşüldü:
2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’a 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanun ile eklenen 3/C maddesinin 4. fıkrasının (c) bendinde, “Benzer olaylarda, bölge idare mahkemesi dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında veya farklı bölge idare mahkemeleri dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık bulunması hâlinde; resen veya ilgili bölge idare mahkemesi dairelerinin ya da istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların bu aykırılığın veya uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, istemin uygun görülmesi hâlinde kendi görüşlerini de ekleyerek Danıştaydan bu konuda karar verilmesini istemek” bölge idare mahkemesi başkanlar kurulunun görevleri arasında sayılmış; aynı maddenin 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile değişik 5. fıkrasında ise, dördüncü fıkranın (c) bendine göre yapılacak istemlerin, konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kuruluna iletileceği; ilgili dava daireleri kurulunca üç ay içinde karar verileceği; aykırılık veya uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak bu fıkra uyarınca verilen kararların kesin olduğu kurala bağlanmıştır.
Anılan maddenin gerekçesinde de, bölge idare mahkemesi dairelerinin benzer konularda birbiriyle çelişen kararlar vermesini önlemek amacıyla bu tür kararların Danıştay Başkanlığına gönderilmesinin sağlanması konusunda bölge idare mahkemesi başkanlar kurulunun görevlendirildiği belirtilmiştir.
Bu kapsamda, yukarıda yer verilen Kanun metni ve gerekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, aykırılığın giderilmesi müessesesinden beklenen amacın, aynı veya farklı bölge idare mahkemeleri dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında süregelen aykırılıkların giderilmesi suretiyle kararlardaki hukukî istikrarın sağlanması olduğu anlaşılmaktadır.
İncelemeye konu başvuruda giderilmesi istenen aykırılık, Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi ve Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi kararları arasında çıkmış olup, söz konusu aykırılığın, yapılan trafik denetimi sırasında motor ve şasi numarası değiştirilmiş (çalıntı/change) araç olduğunun anlaşılması üzerine araca el konulması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın, aracı trafik siciline tescil eden idarenin üzerine düşen dikkat ve özeni göstermeyerek hizmet kusuru işlediğinden bahisle, araca el konulduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazmini isteminin reddedilmesi hususundan kaynaklandığı anlaşılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 19. maddesinde; araç sahiplerinin araçlarını yönetmelikte belirtilen esaslara göre yetkili kuruluşa tescil ettirmek ve tescil belgesi almak zorunda oldukları belirtilmiş, 20. maddesinde; tescil süreleri, satış ve devirler, noterlerin sorumluluğu ile ilgili esaslar belirlenmiş ve 34. maddesinde ise; trafiğe çıkarılacak motorlu araçların teknik şartlara uyup uymadığının ekonomik yapıları da dikkate alınmak suretiyle belirli zamanlarda muayene edilerek tespit edileceği kurala bağlanmıştır.
Diğer yandan, 18/07/1997 tarih ve 23053 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 28 ve devamı maddelerinde de araçların tescil işlemleri sırasında, noterler, tescil kuruluşlarında görevli memurlar ve diğer personel tarafından yapılacak işlemlere ilişkin ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karekteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri ve açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; araçların tescil işlemlerinin, noterde satış ile başlayan ve devam eden bir süreç olduğu ve bu süreçte tescili talep eden kişilerce ve idarece birçok işlem yapıldığı anlaşıldığından, bir tescil işlemi nedeniyle idarenin gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek hizmet kusuru işlediği iddiasının tespit edilebilmesi için, her somut olayda idarece yapılan işlemlerin ve işletilen sürecin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir.
Aykırılığın giderilmesi istemine konu kararlarda davacıların tazminat istemlerinin reddine yönelik işlemlerin temelinde idarenin hizmet kusuru iddiası bulunmakta ise de, yukarıda belirtildiği üzere her uyuşmazlıkta tescil işlemleri sırasında idarenin eylemleri, araca ilişkin bilgilerin kayıtlara girişi, aracı satın alan kişi tarafından yapılan işlemler, noterler tarafından yapılan işlemler gibi birçok farklı durumun ortaya çıkabileceği, bu durumun da her olayın ve idarenin hizmet kusurunun farklı değerlendirilmesi sonucunu doğuracağı görüldüğünden, her davacının durumunun ayrı bir inceleme ve değerlendirmeye tabi tutulması gerektiği ve bu yönüyle de her dosyanın kendine özgü bir nitelik taşıdığı sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla, aralarında aykırılık olduğu öne sürülen kararlarda, her davacı açısından ayrı değerlendirme yapılacağından ve her bir dava dosyasındaki olgular birbirinden farklı olduğundan, araçların çalıntı/change olduğunun anlaşılması üzerine araca el konulması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın, idarenin hizmet kusuru işlediğinden bahisle tazmini isteminin reddi işlemlerini konu edinen uyuşmazlıkların, belirli bir ilke ve esasa bağlanmasına olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle, 2576 sayılı Kanun’un 3/C maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi kapsamında bulunmayan aykırılığın giderilmesi isteminin REDDİNE, 17/03/2022 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.