Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2014/13374 E. 2015/9203 K. 28.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/13374
KARAR NO : 2015/9203
KARAR TARİHİ : 28.05.2015

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : Her iki sanık hakkında; 5271 sayılı CMK’nın 223/2-b maddesi uyarınca Beraat

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Sanık …’ın beraatine ilişkin hükmün incelenmesinde;
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olduğu, atılı suçun sanık yönünden sübut bulmadığı, gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek beraat kararı verildiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, sanık …’ın beraatine ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
2- Sanık …’ün beraatine ilişkin hükmün incelenmesine gelince;
Katılan vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete’de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanunun amacına da ters düşeceği;
Diğer yandan, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde öngörülen “maliklere tebliğ” usulünün, bölge bazındaki tescil işlemlerinde değil, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının tescili söz konusu olduğunda uygulanacağı, başka bir deyişle, bir bölgenin sit alanı olarak belirlenip tescil edilmesi halinde, o bölgede yaşayan tüm vatandaşlara tebligat yapılmak suretiyle tescil kararının duyurulması şeklinde bir yöntem izlenmeyeceği, karar Resmi Gazete’de yayımlanıp Bakanlığın internet sayfasında bir ay süre ile duyurularak, bölge halkının sit tescilinden haberdar olmasının sağlanacağı;
Sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; … Koruma Kurulu’nun 16/06/2000 tarih ve 4666 sayılı kararı ile tescilli … Antik Kenti 2. derece arkeolojik sit alanı içerisinde yer alan sanık …’a ait taşınmazdaki pansiyonun bar bölümünün sanık … tarafından kiralama yoluyla kullanıldığı, kolluk kuvvetlerince yapılan önleyici hizmet devriyesi esnasında adı geçen sanığın, sözü edilen taşınmaz bölümünde izinsiz inşai faaliyette bulunduğu belirlenerek, 31/05/2010 tarihli tutanağın düzenlendiği, tutanak altında “inşaat sahibi” sıfatıyla imzası olan sanık …’in, aynı tarihte eylemi nedeniyle kolluk kuvvetlerine ifade verdikten sonra da inşai müdahaleyi sürdürerek, 27/07/2010 tarihli müze uzman raporunda açıklandığı şekilde inşaatı tamamlayıp bar bölümünü işletmeye açtığı, bölgenin tesciline dair 16/06/2000 tarih ve 4666 sayılı kurul kararı mahallinde mutat vasıtalarla halka duyurulduğu gibi, sanığın da huzurunda tespit edilen izinsiz müdahaleyi tespit tarihinden sonra dahi sürdürerek bar inşaatını tamamladığı dikkate alındığında, “sit alanına izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunma” suçunun maddi – manevi tüm unsurları ile oluştuğu ve hatta atılı suçun zincirleme şekilde işlendiği sonucuna varılacağı anlaşılmakla; suça konu taşınmazın hangi idari birimin yetki alanı içerisinde kaldığı ve o idari birimde suç tarihi itibariyle faaliyette olan koruma uygulama ve denetim bürosu bulunup bulunmadığı araştırılarak, sonucuna göre sanık hakkında karar tarihinde yürürlükte olan 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1 veya 65/4 maddesi uyarınca uygulama yapılması gerektiği gözetilmeksizin, kanun değişikliğinin hatalı yorumlanması suretiyle sanığın beraatine dair hüküm tesisi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince sanık …’ün beraatine ilişkin hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 28/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.