YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/18395
KARAR NO : 2015/9208
KARAR TARİHİ : 28.05.2015
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 5271 sayılı CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca Beraat
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılan vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete’de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanunun amacına da ters düşeceği;
Diğer yandan, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde öngörülen “maliklere tebliğ” usulünün, bölge bazındaki tescil işlemlerinde değil, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının tescili söz konusu olduğunda uygulanacağı, başka bir deyişle, bir bölgenin sit alanı olarak belirlenip tescil edilmesi halinde, o bölgede yaşayan tüm vatandaşlara tebligat yapılmak suretiyle tescil kararının duyurulması şeklinde bir yöntem izlenmeyeceği, karar Resmi Gazete’de yayımlanıp Bakanlığın internet sayfasında bir ay süre ile duyurularak, bölge halkının sit tescilinden haberdar olmasının sağlanacağı;
Sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; sanığın,… Koruma Kurulu’nun 25/12/1996 tarih ve 6387 sayılı kararı ile tescilli 3. derece arkeolojik sit alanı içerisinde yer alan …Sitesi’ndeki bağımsız bölümünde, … Belediyesince düzenlenen inşaat ruhsatı eki onaylı projesine aykırı olarak kapalı alanlar oluşturduğunun iddia olunduğu, sanığın kovuşturma aşamasındaki savunmasında, bahse konu evi 1996 veya 1997 yılları arasında yaptırdığını, bölgenin sit alanı niteliğiyle tescilli olduğunu bilmediğini söylediği, dosya içerisinde mevcut 02/05/2011 tarihli bilirkişi raporunda, suça konu kapalı alanların beton aksamlı olarak ana binaya sonradan ilave edildiğinin ve yapım tarihlerinin belirlenemediğinin belirtildiği anlaşılmakla; adı geçen site içerisinde bulunan sanığın kullanımındaki taşınmazın yapımına ilişkin belediyede ve yetkili Koruma Bölge Kurulu’nda mevcut tüm bilgi, belge, proje ve fotoğraflar getirtilip, olay yerinde önceki keşfe katılmayan inşaat mühendisi bilirkişi/bilirkişiler refakate alınmak suretiyle yeniden keşif yapılması, suça konu kapalı alan imalatlarında kullanılan malzemelerin cinsi, yıpranma durumu, renk solmaları, teknik olarak ilk inşa sürecinde ya da daha sonra yapılabilecek türden imalatlar olup olmadıkları dikkate alınıp, dosya kapsamı da değerlendirilerek yapım zamanlarının her türlü şüpheden uzak biçimde belirlenmesi, diğer yandan, suça konu taşınmaza ait tapu kaydı getirtilerek, beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, sit tescilinin mahallinde mutat vasıtalarla halka duyurulup duyurulmadığının, tescil kararının dağıtımının yapıldığı kurumlardan sorulmak suretiyle araştırılması, böylece, sanığın İstanbul ilinde ikamet ettiği de göz önünde bulundurularak, bölge tescilinden haberdar olup olmadığının ortaya konulması, daha sonra tüm dosya içeriği birlikte değerlendirilerek, atılı suçun sabit olduğu sonucuna varılması halinde, suça konu taşınmazın hangi idari birimin yetki alanı içerisinde kaldığı ve o idari birimde suç tarihi itibariyle faaliyette olan koruma uygulama ve denetim bürosu bulunup bulunmadığı araştırılıp, elde edilecek neticeye göre, karar tarihinde yürürlükte olan 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1 veya 65/4 maddesi uyarınca uygulama yapılması gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ve hatalı değerlendirme ile sanığın beraatine dair hüküm tesisi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince beraate ilişkin hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 28/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.