Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2014/14277 E. 2015/9222 K. 28.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/14277
KARAR NO : 2015/9222
KARAR TARİHİ : 28.05.2015

Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm : TCK’nın 179/3 delaletiyle 179/2, 62, 50/1-a, 52,52/4.maddeleri gereğince mahkumiyet

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında … Sulh Ceza Mahkemesinin 16.07.2013 tarih 2012/512 E.-2013/455 K. sayılı kararıyla, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan TCK’nın 179/3-2,62 maddeleri gereğince 4 ay 5 gün hapis cezasına hükmedilerek CMK’nın 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin 8. fıkrası gereğince sanığın 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına ve denetimli serbestlik tedbiri olarak da 1 aylık süre zarfında alkollü araç kullanmanın sakıncaları hususunda eğitim almak üzere denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kesinleşen bu kararın gönderildiği … Şube Müdürlüğü tarafından, tedbirin infazı için kurumlarına 10 gün içinde müracaat etmesi gerektiği ve müracaat edilmediği takdirde mahkemece hükmün açıklanacağı ihtarını içeren bildirimin, sanığın eşine 24.10.2013 tarihinde tebliğine rağmen sanığın başvuruda bulunmaması üzerine, Şube Müdürlüğünün tedbirin ihlal edildiği gerekçesiyle durumu ihbar ettiği, karar mahkemesince de duruşma açılarak sanık hakkındaki 4 ay 5 gün hapis cezasına dair hükmün açıklandığı ve hükmedilen 4 ay 5 gün hapis cezasının neticeten 2.500TL adli para cezasına çevrildiği olayda;
5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin 11. fıkrasında, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suçun işlenmesi halinde veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde mahkemece hükmün açıklanacağı belirtilmiş olup, bu iki halin gerçekleştiğinin tesbiti durumunda, mahkemece yapılacak işlem, önceden verilen ancak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu olması nedeniyle hukuki varlık kazanmayan hükmün, açıklanmasından ibarettir. Bu iki şarttan birine aykırılık nedeniyle hükmün açıklanması halinde mahkemece, uygulanmasında yasal zorunluluk bulunduğu halde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi nedeniyle uygulanamayan yasal hükümler hariç olmak kaydıyla, önceki hükümde bir değişiklik yapılmayacağından, yeniden kurulan hüküm de önceden verilen hükmün infazını sağlamaya yöneliktir. Yeniden hüküm verilmesi ise yanlızca sanığın “kendisine yüklenen yükümlülüklerin yerine getirilememesi” halinde mümkündür. Bu şart gerçekleştiğinde, sanığa yeni bir imkan sağlamayı düşünen yasa koyucu, yükümlülüğün yerine getirilememesi haline münhasır olarak mahkemeye, sanığın durumunun değerlendirilmesi suretiyle, cezanın kısmen infazına yada önceki hükümde yasal zorunluluk nedeniyle tartışılamayan erteleme veya seçenek yaptırımlara çevirme kurumlarının değerlendirilmesi suretiyle yeniden hüküm kurması imkanını sağlamıştır. Bu son halde dahi mahkeme, sübut ve nitelendirmenin değiştirilmesi veya önceki uygulamadan dönme yönünden bir imkâna sahip olmayıp, yalnızca önceki hükmün varlığı kabul edilerek, belirli bir kısmının infaz edilmemesi ya da önceki hükümde değerlendirilemeyen TCK’nın 50 veya 51. maddelerinin uygulanması yetkisine sahip olabilmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde,… Sulh Ceza Mahkemesinin 16.07.2013 tarih ve 2012/512 – 2013/455 sayılı kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 179/3-2 ve 62. maddeleri gereğince hükmolunan 4 ay 5 gün hapis cezasının yapılan ihbar üzerine, aynen açıklanması yerine yükümlülüklerini ihlal eden sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının yasal zorunluluk bulunmadığı halde adli para cezasına çevrilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi sayılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının bir gün karşılığının belirlenmesi sırasında yasal dayanak olan TCK’nın 52/2. maddesi yerine TCK’nın 52. maddesinin gösterilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, maddenin verdiği yetkiye istinaden hüküm fıkrasının 4. bendinde yer alan “TCK’nın 52. maddesi” ibaresinin “TCK’nın 52/2. maddesi” olarak değiştirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.