YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/23136
KARAR NO : 2016/2253
KARAR TARİHİ : 11.02.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
… ve müşterekleri ile … ve müşterekleri aralarındaki muhdesatın tespiti davasının kabulüne dair … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen … gün ve … sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, vekil edenlerinin de paydaş olduğu … ada … parsel üzerinde bulunan muhdesat niteliğindeki binanın vekil edenlerine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan …’nin keşif aşamasında diğer davalı … vekili ise, cevap dilekçesi ile davayı kabul ettiklerini ve davanın açılmasına sebebiyet vermediklerinden yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamaları gerektiğini bildirmişlerdir.
Davalılardan …’a, dava dilekçesi usulüne uygun tebliğ edilmiş, duruşmalara gelmediği gibi bir cevap da vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, dava konusu … ada … parsel üzerindeki bilirkişi …’ın 09.07.2013 tarihli raporu ekindeki krokide A ile gösterdiği 57,10 m2 alandaki tek katlı binanın davacılara ait olduğunun tespitine, davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ve yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek davanın kabulüne karar verildiğine ve taktirde bir isabetsizlik bulunmadığına, her ne kadar tek katlı binanın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken mülkiyet hakkı oluşturacak şekilde binanın davacılara ait olduğunun tespitine karar verilmesi doğru değil ise de temyiz edenin sıfatı itibarıyla bu hususta bozma sevk edilemeyeceğine göre aşağıda yazılı husus dışında davacılar vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davacılar vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince; Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK’nun 326. maddesi hükmünde, kural olarak yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınacağı, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi halinde ise yargılama giderlerinin davada haklılık oranına göre taraflar arasında paylaştırılacağı
.//..
açıklanmıştır. Bu genel hükmün ayrığı olan aynı Kanun’un 327. maddesi hükmünde de, davanın esası hakkında lehine hüküm verilmiş olan tarafın davayı uzatması, gereksiz masraf yapılması ya da kendi elinde olup da verilecek hükme etkisi olan belgeleri zamanında karşı tarafa bildirmemesi halinde yargılama giderlerinin tamamı veya bir kısmı ile sorumlu tutulabileceği, aynı kanunun 312. maddesi hükmünde ise feragat veya kabul eden tarafın aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mecbur olduğu, davalının hal ve vaziyeti ile aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermemiş olması ve ilk duruşma oturumuna kadar davayı kabul etmiş olması halinde yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı belirtilmiştir.
Somut olaya gelince; Ortaklığın giderilmesi davasının davacısı, eldeki dosyanın ise davalısı durumundaki …, ortaklığın giderilmesi davası dosyasını verdiği 27.11.2012 tarihli dilekçesiyle davaya konu taşınmaz üzerinde eldeki dosyanın davacılarına ait bir bina olduğunu; bu binayı keşifte gösterebileceğini, aidiyet davası açılmasına gerek bulunmadığını bildirildiğine göre; az yukarıda açıklanan ilkeler karşısında davalı …’in davanın açılmasına sebebiyet vermediği dikkate alınarak, …’e ait pay yönünden davacılar lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinde de bir yanlışlık bulunmamaktadır.
3- Ne var ki; taraflar arasında … ada … parsel ile ilgili açılan ve derdest olan ortaklığın giderilmesi davasında davalılar … ile …’in muhdesatla ilgili bir beyanda bulunulmadıkları görülmektedir. Eldeki dosyada davalı …, yargılama oturumlarına katılmadığına, diğer davalı … ise delillerin toplanmasına ilişkin ara kararının yerine getirilmesinden sonra keşif aşamasında davayı kabul ettiğine göre; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6.maddesi gereği aleyhlerine sonuçlanan dava nedeniyle paylarına isabet eden muhdesat değeri üzerinden hesaplanacak vekalet ücretinin tamamından sorumlu tutulmaları gerekirken, yazılı şekilde bu davalılarla ilgili olarak da vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesi isabetsiz olmuş; hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazları kısmen yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün vekalet ücretine yönelik olarak 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan gerekçelerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, taraflarca HUMK’nun 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın temyiz eden davacılara iadesine, 11.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.