YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/20593
KARAR NO : 2016/3371
KARAR TARİHİ : 25.02.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesat Aidiyetinin Tespiti
… ile … ve … aralarındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasının kabulüne dair … Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen … gün ve … sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi … vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde; davaya konu … ili … İlçesi … Köyü … mevkiinde bulunan sınırları dava dilekçesinde belirtilen tapulama harici taşınmazın zilyedi ve tasarruf edeninin müvekkili olduğunu ve söz konusu bu taşınmaz üzerinde bulunan sayı ve nitelikleri dilekçede belirtilen ağaçların müvekkili tarafından dikilip yetiştirildiğini, 5×4 m2’lik beton sulama havuzunun müvekkili tarafından yapıldığını ve söz konusu muhdesatların müvekkile ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine, hüküm davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 584/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve ıhındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer(TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi nülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Muhdesat sahibinin lakkı, sadece şahsi bir haktır(TMK 722, 724, 729 m.ler). Taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına adiyetinin tespiti istenemez.
Ne var ki; çoğun içinde azda vardır kuralı gereğince, muhdesatın mülkiyetinin aidiyetinin tespiti isteğinin, muhdesatı meydana getirenin tespitini de kapsadığı kabul edilmelidir. Muhdesatın aidiyeti isteğiyle açılan bu tür davalarda, güncel hukuki yararın mevcut olması ve iddianın kanıtlanması durumunda muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekir.
.//..
Somut olayda; dosyanın içeriğine, toplanan delillere, tanık beyanlarına göre ağaç niteliğindeki muhdesatların davacı tarafından dikildiği-yetiştirildiği ve beton sulama havuzunun davacı tarafından yapıldığı sabit olmuştur. Mahkemece muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin/dikildiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken, muhdesatın aidiyetine karar verilmesi doğru değilse de, bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden hükmün 1’inci fıkrasının HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir
SONUÇ:Tüm bu açıklamalar nedeniyle, 6100 sayılı HMK’nın geçici 3.maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca yerel mahkeme hükmünün 1 ‘inci fıkrasındaki “davacıya ait olduğunun tespitine” cümlesi çıkarılarak, yerine “davacı tarafından meydana getirildiğinin, dikildiğinin tespitine” şeklinde yazılmasına, hüküm fıkrasının bu şekilde düzeltilmesine ve hükmün DÜZELTİLMİŞ BU HALİYLE ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
25.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.